İstanbul’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde 575 kişi gözaltına alındı
İstanbul Valiliği’nin 1 Mayıs sabahı yaptığı açıklamaya göre, 18.00 itibarıyla toplam 575 kişi gözaltına alındı. Gözaltıların büyük çoğunluğu, Taksim’e yürümek ya da yürüyüşe katılmak isteyen, güvenlik birimlerinin uyarılarına rağmen barikatları aşan ve “tuzak” olarak nitelendirilen gösteri gruplarına mensuptu.
Çalışmalarımız, birden fazla haber kaynağından (BBC Türkçe, Hürriyet, Habertürk, Cumhuriyet, Medyascope ve World of Türkiye) toplanan verileri birleştirerek hazırlanmıştır. Bu sayede, olayın gelişimi, yasakların kapsamı, gözaltıların nedenleri ve diğer şehirlerdeki kutlamalar hakkında kapsamlı ve tarafsız bir değerlendirme sunulmaktadır.
1 Mayıs’ta uygulanan kısıtlamalar
İstanbul Valiliği, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla şehir genelinde “her türlü miting, yürüyüş, basın açıklaması, çadır kurma ve benzeri etkinliklerin yasaklandığını duyurdu. Bu karar, Taksim Meydanı’nın kapatılması, Şişli, Beyoğlu, Fatih ve Beşiktaş gibi ilçelerdeki ana yolların polis bariyerleriyle mühürlenmesi ve Tünel, M2 Yenikapı‑Hacıosman metro hattı ile Taksim‑Kabataş füniküler hattının geçici olarak kapatılmasını içeriyordu.
Valilik, kurallara uyan sendika, sivil toplum kuruluşu ve katılımcı grupların Kadıköy Rıhtım Meydanı ile Kartal Meydanı’nda, önceden izin alınarak düzenlenen kutlamalara katıldığını bildirdi. Ancak, bu alanların dışına çıkan ve “tuzak” (abluka) kararlarını ihlal eden gruplara polis müdahalesi uygulandı.
Gözaltıların detayları
Gözaltı sayısının 575’e ulaşmasının başlıca nedenleri şunlardır:
- Polis barikatlarını aşmaya çalışan gruplar.
- Emniyet güçlerinin uyarılarını yinelemeli bir şekilde dikkate almayan yürüyüşçüler.
- Bazı durumlarda, güvenlik güçlerine yönelik fiziksel direniş ve biber gazı/ TOMA kullanan kişi grupları.
Gözaltına alınanların kimlikleri çoğunlukla TİP, HKP, DİSK ve KESK gibi işçi ve sivil örgütlerin mensupları, ayrıca Bağımsız Maden‑İş örgütlenme uzmanları ve gazetecilerden oluşmaktadır. TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve Bağımsız Maden‑İş uzmanı Başaran Aksu gibi isimlerin de gözaltına alındığı bildirildi.
Gözaltı sürecinin emniyet birimlerinde devam ettiği, yakalananların sağlık kontrolleri, ifadeleri ve adli süreçlerin takip edildiği ifade edildi. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve avukatlar, gözaltıların “hukuka aykırı” olup olmadığını denetlemek için hukuki destek sağlamaktadır.
Polis müdahalelerinin yöntemleri
İstanbul’da gözaltı sürecinde polis, TOMA (Taktiksel Operasyon ve Müdahale Araçları) ve biber gazı kullandı. Mecidiyeköy ve Şişli bölgelerinde yoğun biber gazı ve TOMA operasyonları gerçekleşti; bir kısmı ters kelepçeyle gözaltına alındı. Bu müdahaleler, Erkan Baş da dahil olmak üzere birçok katılımcının sağlık sorunlarıyla sonuçlandı.
Güvenlik birimleri, etrafta yoğun güvenlik bariyerleri, demir çitler ve askeri polis araçları konumlandırarak; Taksim’e yönelen yolları tamamen kapattı. Metro ve füniküler hatlarının durdurulması, toplu taşıma yolculuğunu da etkiledi ve vatandaşlar günlük yaşamlarında ciddi aksaklıklar yaşadı.
Diğer şehirlerdeki kutlamalar
İstanbul dışındaki şehirlerde ise Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda DİSK, KESK, TMMOB ve Tabip Odası gibi sendikaların katıldığı bir kortej gerçekleşti. Ankara’da da benzer bir tutum sergilenmedi; sadece belirlenmiş alanlarda toplu etkinliklerine izin verildi.
İzmir’de ise Gündoğdu Meydanı’na yürüyüş düzenlendi. Burada da bazı grupların pankartları polis tarafından kaldırıldı; ancak kapsamlı bir gözaltı sayısına ulaşmadı.
Sivil toplum ve hukuk örgütlerinin tepkileri
Çeşitli sivil toplum ve hukuk dernekleri, Taksim’in kapatılmasının Anayasa Mahkemesi kararlarıyla çeliştiğini vurgulayarak, “Taksim bir işçi bayramı meydanıdır” açıklamasında bulundu. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul şubesinin verilerine göre, 12.00 itibarıyla yaklaşık 200 gözaltı, 14.00 itibarıyla ise 370 gözaltı kaydedildi. Ancak değerli valilik açıklamasıyla gün sonunda toplam 575 rakamına ulaşılmıştır.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kadıköy’de yaptığı konuşmada “Seneye Taksim’de olacağız” diyerek, yasakların kaldırılması talebini yineledi. Birçok sendika başkanı da “İstanbul’da Taksim kapatılmamalı, işçi sınıfının bayramı burada kutlanmalıdır” şeklinde ortak bir tutum sergiledi.
Gözaltıların ardından ne bekleniyor?
Valilik açıklamasında, gözaltına alınanların “işlem sürelerinin devam ettiği” ve “gerekli adli ve idari süreçlerin başlatıldığı” duyuruldu. Gözaltıların büyük bir kısmının, idari para cezası, tutuklama kararları ya da sorgu aşamasından geçmesi bekleniyor. Sivil toplum örgütleri, gözaltıların “hukuka uygun şekilde” sonuçlandırılmasını ve tutukluların serbest bırakılması için yasal mücadele yoluna gitmeyi planlıyor.
Sonuç
1 Mayıs 2026 İstanbul’da, otorite tarafından sıkı bir güvenlik protokolü çerçevesinde uygulanmış yasaklar ve polis müdahaleleri sonucunda 575 kişi gözaltına alındı. Gözaltıların büyük bir kısmı, yürüyüşe çıkmak, Taksim’e ulaşmak ve yetkililerin talimatlarına uymamak gibi “güvenlik protokolü ihlali” sebebiyle gerçekleşti. Olay, Türkiye’nin emek bayramı kutlamalarına ilişkin mevcut yasal çerçeve ve uygulamalarının ne kadar gerilimli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İlerleyen günlerde, gözaltıların hukuki süreci, toplumsal tepkiler ve siyasi tartışmalar, Emek ve Dayanışma Günü’nün daha adil bir şekilde kutlanıp kutlanmayacağı konusunda önemli bir gösterge olacaktır.
