Türkiye’nin 2025 yılı yeni elektrik kapasitesinin %99’u yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandı
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından açıklanan “Türkiye’nin Enerji Dönüşümü 2025 Görünümü” raporu, 2025 yılında devreye alınan 7 GW yeni kurulu güçten 6,3 GW’ın (%99,1) yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edildiğini ortaya koydu. Bu veriler, ülkenin enerji dönüşümüne dair hedeflerine ulaşma yönündeki ivmeyi güçlü bir şekilde teyit ediyor.
Rapor, toplam elektrik kurulu gücünün 122,5 GW’a yükseldiğini ve bu gücün %62’sinin yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlandığını belirtiyor. Güneş ve rüzgar enerjisindeki kurulu güç ise 40 GW seviyesine ulaşmış. 2025 yılı içinde yeni eklenen 7 GW kapasitenin 4,9 GW’ı güneş, 1,9 GW’ı rüzgar ve kalan kısmı jeotermal ile biyokütle gibi diğer yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor.
Bu bulgular, AA ve Habertürk haberlerine göre, SHURA’nın “Türkiye’nin Enerji Dönüşümü 2025 Değerlendirmesi ve 2026 Projeksiyonu” toplantısında sunulan verilerle aynı doğrultuda. Raporda, 2025’te devreye giren kapasitenin %99’unun yenilenebilir olmaması sadece bir istatistik değil; aynı zamanda Türkiye’nin 2035 hedefi olan 40 GW yenilenebilir kapasitenin üç katına çıkma misyonunun temellerinin atıldığı anlamına geliyor.
Yenilenebilir enerji büyümesinin detayları
Rapora göre, 2025 yılında güneş enerjisi 4,9 GW, rüzgar enerjisi 1,7‑1,9 GW yeni kapasite ekledi. Doğal gaz santrallerinin kurulu gücü ise aynı dönemde yaklaşık 684 MW azaldı. Toplam brüt elektrik üretimi 2025 sonunda 360 TWh’yi yaklaşırken, üretimin %44,1’i yenilenebilir kaynaklardan sağlandı (2024’te %46). Rüzgar‑güneş‑jeotermal payı %24,6’ya yükselirken, hidroelektrik üretiminde kuraklık nedeniyle bir miktar düşüş kaydedildi.
SHURA yetkilileri, YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı) projelerinin devreye alma performansının bu hızlı artışı desteklediğini vurguladı. 2011‑2019 döneminde tahsis edilen kapasitenin %71’i hâlihazırda işletmeye alınmış, 2017‑sonrası tahsis edilen kapasitenin ise %50’si aktif durumda. YEKA‑2025 ihalelerinin sorunsuz gerçekleşmesi, yatırımcı güveni ve projelerin zamanında tamamlanması açısından kritik bir kilometre taşı olarak değerlendirildi.
Şebeke ve esneklik yatırımlarının önemi
Yenilenebilir kapasite artışının sürdürülebilir olması için şebeke altyapısı ve esneklik mekanizmalarına yapılacak yatırımların hız kazanması gerekiyor. SHURA’nın raporunda, sistem esnekliğinin test edildiği, piyasada yeni esneklik ürünlerinin (esnek talep, batarya depolama, hibrit santraller) devreye alındığı, ancak depolama kapasitesinin hâlâ hedeflerin gerisinde olduğu bildirildi.
Dünya Bankası ve uluslararası finans kuruluşlarından sağlanan finansman, yüksek voltajlı iletim hatları, ara hat dönüşüm merkezleri ve akıllı şebeke çözümlerinin hayata geçirilmesinde kilit rol oynuyor. Uzmanlar, 2026‑2035 dönemi boyunca yılda ortalama 8 GW yeni rüzgar‑güneş kapasitesinin devreye alınabilmesi için şebeke yatırımının aynı oranda artırılması gerektiğini belirtiyor.
Enerji verimliliği ve elektrifikasyon
Rapor sadece üretim yanını değil, aynı zamanda enerji verimliliği ve elektrifikasyon stratejilerini de kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Elektrikli taşıma, ısı pompası ve endüstriyel elektrifikasyonun, toplam enerji talebinin %20 civarında olduğu mevcut durumdan %56’ya çıkması hedefleniyor. Bunun için uzun vadeli enerji verimliliği programları, sübvansiyonların kademeli azaltılması ve piyasa temelli fiyatlandırma mekanizmaları hayata geçirilmeli.
SHURA Direktörü Alkım Bağ, “Elektrik üretiminde dönüşüm görünür, ancak gerçek potansiyel son kullanım sektörlerinde; sanayi, binalar ve ulaşımda” diye vurguladı. Uzman, 2053 hedefi kapsamında birincil enerji tüketiminin 2020 seviyesine gerilemesi, aynı zamanda %200’ün üzerinde ekonomik büyüme sağlanması için kapsamlı bir elektrifikasyon yol haritasının oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Politik ve jeopolitik bağlam
Enerji dönüşümünün yalnızca çevresel bir başlık olmadığı, jeopolitik bağımsızlık, enerji güvenliği ve ekonomik dayanıklılık açısından da kritik olduğu raporda sıkça altı çizildi. SHURA Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman, “Enerji dönüşümü artık dış politika, sanayi stratejisi ve ticaret politikalarının merkezine yerleşmiş bir unsur” dedi.
2025 yılında artan küresel enerji fiyatları, yenilenebilir yatırımların hâlâ kârlı bir alternatif olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, 2025’te fosil yakıt santralleri için yeni alım garantileri sağlanırken, bu kararların “araçsız” bir enerji sistemi hedefiyle dengelenmesi gerektiği uyarısı yapıldı.
COP31 ve geleceğe bakış
Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31, Türkiye’nin enerji dönüşümüne dair kazanımlarını uluslararası düzeye taşıyacak bir fırsat olarak öne çıkıyor. SHURA yetkilileri, bu zirvenin “yenilenebilir kapasite artışı, şebeke modernizasyonu ve yeşil finansman mobilizasyonu” konularında hız kazandırması bekleniyor.
Raporun 2026 projeksiyonları, her yıl ortalama 8 GW yeni yenilenebilir kapasite eklenmesi, batarya depolama yatırımlarının ölçeklenmesi ve ulusal Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) pilotunun hayata geçirilmesini içeriyor. Ayrıca, kritik minerallerin yerli değer zincirine alınması, yeşil hidrojen ve denizüstü rüzgar enerji projelerinin (2035 hedefi: 5 GW) hayata geçirilmesi planlanıyor.
Sonuç: Türkiye, yenilenebilir enerji iktisadi ve stratejik bir avantaja dönüşüyor
2025 yılında yeni kapasitenin %99’unun yenilenebilir kaynaklardan sağlanması, Türkiye’nin enerji dönüşümünde “hedef” aşamasından “uygulama kapasitesi” aşamasına geçişinin somut bir göstergesi. Kurulu güç artışı, yenilenebilir yatırım hızı, şebeke modernizasyonu ve enerji verimliliği politikaları bir arada değerlendirildiğinde, ülkenin 2035‑2053 hedeflerine ulaşması için kritik bir dönüm noktası olduğu söylenebilir.
Kaynak: AA, Habertürk, Enerji Ekonomisi (15 Ocak 2026) ve SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi raporu.
