Pedro Sánchez, AB’yi İsrail ile Ortaklık Anlaşmasını Askıya Almak İçin Avrupa Birliği’ne Baskı Yapıyor
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, 19 Nisan 2026 tarihinde yaptığı bir açıklamada, AB‑İsrail Ortaklık Anlaşması’nın, “uluslararası hukuku açıkça ihlal eden” İsrail’e karşı derhal askıya alınması gerektiğini talep edeceğini duyurdu. Bu talep, bir hafta önce Gibraleón (Huelva) bölgesinde, Küresel Sumud Filosu adlı sivil toplum girişiminin, Gazze ablukasını delmek ve insani yardım malzemelerini bölgeye ulaştırmak amacıyla deniz yoluyla gerçekleştirmeye çalıştığı sefer sırasında İsrail Donanması’nın saldırısına maruz kalması üzerine yönlendirildi.
Başkan Sánchez, “İsrail, insan hakları ve uluslararası hukuka aykırı eylemler sergiliyor; bu nedenle AB’nin bir ortağı olma koşullarını kaybetmiştir” diyerek, “Söz konusu anlaşmanın askıya alınması, AB’nin temel değerleriyle tutarlı bir adım olacaktır” şeklinde konuştu.
Gelişmelerin Arka Planı
AB‑İsrail Ortaklık Anlaşması, 2 Haziran 2000 tarihinde imzalanmış ve 2000‑2001 yıllarında Avrupa Parlamentosu ile İsrail Knesseti tarafından onaylanmıştı. Anlaşma, hem siyasi diyalog hem ekonomik iş birliğini çerçeveleyen bir “ortaklık” düzeni sunuyor; insan hakları, demokratik yönetişim ve uluslararası hukukun temel ilkeleri de bu çerçevenin içinde yer alıyordu (madde 2).
2023‑2024 yıllarında Gazze’deki savaşın şiddetlenmesi ve onu izleyen geniş çaplı sivil kayıplar, anlaşmanın “insan hakları” maddesine yönelik ciddi ihlaller olduğunu savunan bir dizi uluslararası raporu ortaya çıkardı. 2024 yılında İspanya, İrlanda ve Slovenya’nın imzaladığı bir ortak mektup, Avrupa Komisyonu’na bu anlaşmanın gözden geçirilmesi talebinde bulunmuştu.
İspanyol hükümeti, aynı dönemde İsrail’e karşı bir silah ambargosu koymuş, İsrail askeri kargolarının İspanyol havaalanları ve limanları üzerinden geçişine kısıtlamalar getirmişti. Bu adımlar, Madrid’in “ikili ilişkilerde tutarlı bir tutum” sergileme hedefinin bir parçası olarak görülüyor.
Küresel Sumud Filosu ve Son Saldırı
Küresel Sumud Filosu, 30 Nisan 2026’da, deniz yolu ile Gazze kıyılarına insani yardım malzemesi taşıma girişiminde bulundu. İskelet geminin İsrail Donanması tarafından “güvenlik riski” gerekçesiyle saldırıya uğraması, hem denizcilik hem de insani yardım camiasında büyük bir öfke yarattı.
Söz konusu saldırı, Başbakan Sánchez’in AB’ye yönelik “abone olduğumuz ortaklık sözleşmesinin askıya alınması” talebini pekiştirdi. “Bir devletin, sivil halkı üzerine silahlı saldırı düzenlemesi, özellikle de uluslararası insancıl hukuka aykırı bir hareketle aynı anda bir insani yardım operasyonunu engellemesi, kabul edilemez” açıklamasını yaptı.
AB’deki Siyasi Dinamizm
İspanya’nın talebi, AB dış ilişkileri alanında bir “İnceleme Prosedürü” başlatılmasını tetikledi. Avrupa Birliği‑İsrail Ortaklık Anlaşması, 2025‑2026 yılları arasında yapılan ilk periyodik denetim çerçevesinde “ihlal riskleri” tespit etti. AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bu bulguların “stitüsyonel sonuçları olabileceğini” fakat “şu an için bir askıya alma kararı almaktan ziyade, diplomasinin ve bağışıklıkçılığın sürdürülmesi gerektiğini” belirtti.
Bu açıklamaya rağmen, İrlanda, Slovenya, Belçika, Finlandiya, Lüksemburg ve Hollanda gibi ülkeler, İspanya’nın önerisini destekleyerek “taraflar arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi için daha güçlü bir tavır alınması” gerektiğini savundu. Almanya ve Fransa ise, ekonomik ve stratejik bağların aşırı keskin bir kesintiye uğramasının bölgedeki istikrarı daha da bozacağı endişesiyle temkinli bir tutum sergiledi.
Ekonomik ve Stratejik Etkileri
AB‑İsrail ticaret hacmi, 2023 itibarıyla yılda yaklaşık 45 milyar euro seviyesindeydi. Anlaşmanın askıya alınması, sadece ticari akışı durdurmakla kalmayıp, aynı zamanda Ar‑Ge, enerji, teknoloji transferi ve yükseköğretim iş birliği alanlarında da geniş çaplı bir gerilemeye yol açabilir.
Uzman analistler, “Anlaşmanın askıya alınması, AB’nin Orta Doğu’daki stratejik konumunu zayıflatırken, Çin ve Rusya gibi dış aktörlerin bölgeye nüfuz sağlamasına zemin hazırlayabilir” uyarısında bulundu. Diğer yandan, sivil toplum örgütleri ve bir dizi Avrupa Parlamentosu üyesi, “İsrail’in insan hakları ihlalleri karşısında hiçbir ekonomik çıkarın gözardı edilmemesi gerektiğini” vurguluyor.
Gelecek Adımlar ve Olası Senaryolar
AB dışişleri bakanları toplantısına (Brüksel, 23 Nisan 2026) kadar, aşağıdaki süreçlerin gerçekleşmesi bekleniyor:
- Resmi talebin sunulması: İspanya, 20 Nisan 2026’da AB dışişleri bakanları konseyine, Ortaklık Anlaşması’nı “olası askıya alma” çerçevesinde değerlendirmek üzere resmi bir dilekçe gönderecek.
- Değerlendirme raporu: Avrupa Komisyonu, 30 Nisan 2026 tarihine kadar mevcut ihlal iddialarını içeren bir rapor hazırlayacak ve bakanlar konseyine sunacak.
- Oylama: Brüksel’deki bakanlar konseyinde, en az yarım çoğunlukla, anlaşmanın askıya alınması veya askıya alınmaması kararı verilecek.
- Sonuçların yürürlüğe girmesi: Eğer onaylanırsa, AB‑İsrail iş birliği içinde ticaret, araştırma ve teknik yardımlar 48 saat içinde askıya alınacak; aksi takdirde mevcut çerçeveyle devam edilecek.
Uluslararası Tepkiler
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyah, “İspanya’nın bu tür bir tutumu, barış sürecine zarar veriyor, tek taraflı bir baskı uygulamaya çalışıyor” diyerek İspanya büyükelçiliğine diplomatik protesto notu gönderdi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise, “AB‑İsrail ilişkileri, uzun vadeli stratejik ortaklığın bir parçası; ancak insan hakları ihlallerinin göz ardı edilmemesi gerektiği” görüşünü yineledi.
Aynı zamanda, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve çeşitli uluslararası insan hakları örgütleri, “AB’nin bu adımı atması durumunda uluslararası hukukun korunması konusunda önemli bir örnek teşkil edeceği” yönünde destek mesajları yayımladı.
Son Değerlendirme
Pedro Sánchez’in AB’ye yönelttiği bu talep, sadece bir dış politika gündemi olarak kalmayıp, Avrupa’nın “değer‑temelli dış ilişkiler” ilkesiyle ne kadar tutarlı hareket edebileceğinin sınavını da beraberinde getiriyor. Anlaşmanın askıya alınması, kısa vadede ekonomik kayıplara ve diplomatik gerilimlere yol açsa da, uzun vadede AB’nin insan hakları ve uluslararası hukuka verdiği önemi pekiştirebilir.
Gelişmeler, AB’nin iç dinamikleri, üye devletlerin açılımları ve bölgedeki jeopolitik dengeler ışığında takip edilmeye devam edecek. AB‑İsrail Ortaklık Anlaşması’nın geleceği, 2026 yılının ikinci çeyreğinde karar verilecek oylamanın sonucuna bağlı olarak şekillenecek.
