Avrupalı Raportörler Türkiye’de Yerel Demokrasi Üzerine Ortak Mektup Kaleme Aldı
İstanbul, 27 Nisan 2026 – Avrupa Parlamentosu, Konseyin Parlamenter Meclisi (PACE), Avrupa Köy‑ ve Bölge Yetkilileri Kongresi (CoR) ve Avrupa Komisyonu’nun yerel yönetimler konulu birimlerinin Türkiye raporörleri, ülkenin yerel demokrasisine ilişkin “insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü” temalı bir ortak mektup yayınladı. Mektup, Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yöneltilerek, kamu görevlilerinin tutuklanması ve yerel yöneticilerin “gözetmen” (trustee) statüsüne indirilmesinin temel demokratik ilkelere aykırı olduğu vurgulandı.
Kaynağın kimliği ve imzaları
Ortak mektup, aşağıdaki raporörlerin ortak imzasını taşıyor:
- PACE raporörleri Lord David Blencathra ve Yves Cruchten
- Avrupa Parlamentosu raporörü Nacho Sánchez Amor
- CoR Türkiye Çalışma Grubu başkanı Jelena Drenjanin
- AB‑Türkiye ilişkileri üzerine çalışan Bryony Rudkin (Avrupa Parlamentosu Kongresi raporörü)
Bu imzalar, raporörlerin farklı kurumlar içinde hâlihazırda birbirleriyle sık sık ortak tavırlar geliştirmediği, bu kez ise “nadir bir birlik” oluşturduklarını gösteriyor. Özellikle CoR’nin İstanbul ve Şişli gibi büyük belediyelerle yürüttüğü diyalog çerçevesinde hazırlanan metin, AB’nin Türkiye’ye yönelik müzakerelerinde demokratik standartların yeniden vurgulanmasını amaçlıyor.
Mektubun içeriği: Tutuklamalar ve “gözetmen” uygulaması
Ortak mektupta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 23 Mart 2025 tarihindeki tutuklamasının ikinci yılına girildiği; hâlâ 20’den fazla belediye başkanının benzer koşullarda gözaltında olduğu ve 25 belediye başkanının da “gözetmen” (trustee) atanması ile görevden alındığı belirtildi. Mektup, ANF haber ajansının 27 Nisan 2026 tarihli raporundan alıntı yaparak, bu durumun “Yerel demokrasinin zayıflaması ve seçmenlerin kendi temsilcilerini serbestçe seçme hakkının ihlali” anlamına geldiğini vurguluyor.
Avrupa Komisyonu’nun 24 Ekim 2025 tarihli Venice Commission raporuna referans verilerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi kapsamında tutuklamaların “gerekçeli ve orantılı” olması gerektiği, aksi takdirde “yerel demokrasiyi olumsuz etkileyebileceği” hatırlatılıyor.
AB'nin ve yerel liderlerin tepkileri
CoR'nin resmi sitesinde yayınlanan açıklamalara göre, “gözetmen” uygulamasının “yerel özerkliğin temel temelini sarstığı” belirtilirken, bir dizi Avrupa ülkesi temsilcisi de aynı mesajı paylaştı:
- Antje Grotheer (Almanya/PES), “Belediye başkanlarının seçimle gelen meclis üyeleri tamamen vatandaşların kararına bağlıdır” dedi.
- Jelena Drenjanin (Hırvatistan/EPP), “Türkiye’nin AB adaylığı sürecinde yerel demokrasinin korunması vazgeçilmez bir kriterdir” şeklinde konuştu.
Ayrıca, Turkish Minute haberi, bu mesajın “Avrupa Parlamentosu raporörü Nacho Sánchez Amor’un X (Twitter) üzerinden “Bu, AB‑Türkiye ilişkilerinde benzeri görülmemiş bir ortak adım” ifadesiyle desteklendiğini belirtiyor.
Yerel siyasetteki somut etkiler
2024 yerel seçimlerinde CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) birçok büyükşehirde ve kırsal belediyede zafer kazanmış, ancak seçim sonrası bir dizi “gözetmen ataması” ve tutuklama gerçekleşti. Bu süreç, şu ana kadar:
- 28 belediye başkanının gözaltına alınması ya da görevden alınması
- 11 belediyenin doğrudan devlet gözetmenleriyle yönetilmesi
- İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun hapishanede geçirdiği iki yılın tamamlanması
sonuçlarını doğurdu.
AB‑Türkiye diyaloğunun geleceği
Ortak mektup, yalnızca bir eleştiri niteliğinde kalmayıp, “diyaloğu sürdürme” ve “Türkiye’ye demokratik taahhütlerini yerine getirmesi konusunda destek sağlama” vaadiyle son buluyor. Mektup, aşağıdaki başlıkları öncelikli eylem alanı olarak sıralıyor:
- Seçim sonuçlarına saygı gösterilmesi ve tutuklamaların “hukukun üstünlüğü” çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi.
- Gözetmen uygulamasının tamamen kaldırılması; yerel yöneticilerin seçmen kararına uygun bir şekilde görevlerine devam etmesi.
- Avrupa kurumlarıyla yürütülen “şehir diplomasisi” çerçevesinde yerel proje ve finansman mekanizmalarının genişletilmesi.
- Türkiye’nin AB genişleme müzakerelerinde “yerel demokrasi” kriterinin net ve bağlayıcı bir madde olarak eklenmesi.
Bu öneriler, AB‑Türkiye müzakere metninde 2025/2026 dönemine kadar yer alacak “yerel yönetişim reformları” başlığına dahil edilmeyi hedefliyor. CoR’nin 16 Aralık 2025 tarihli bildirisinde, “yerel demokrasi, Avrupa değerlerinin temel taşlarından biridir” denerek, ilerleyen aylarda AB başkanlığının genişleme paketinde bu konunun daha fazla yer alacağı öngörülüyor.
Sonuç ve beklentiler
Avrupa raporörlerinin ortak mektubu, Türkiye’deki yerel demokrasi krizi üzerine uluslararası platformda “tek ses” oluşturma çabası olarak görülüyor. Raportörlerin farklı kurumları temsil etmesi, yalnızca bir nebze de olsa “ortak Avrupa mesajı” nın şekillenmesine olanak sağladı. Mektup, gelecekteki AB‑Türkiye ilişkilerinde ve iç siyasi dengelerde nasıl bir etki yaratacak?
İç ve dış gözlemciler, mektubun Türkiye’nin “gözetmen” uygulamasına son vermesi ve tutuklanan belediye başkanlarının serbest bırakılması yönünde somut adımların atılmasını bekliyor. Bu adımların atılmaması, AB’nin genişleme sürecinde Türkiye’ye yönelik “koşul‑tabanlı” bir yaklaşımın güçlenmesine yol açabilir; atılması ise, diyalog ve işbirliğinin yenilenmesine kapı aralayabilir.
Türkiye‑AB ilişkilerinin “kabul edilebilir demokrasi” çerçevesinde yeniden yapılandırılması, hem bölgesel istikrar hem de yerel halkın hizmet alma hakkının korunması açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
