Aziz İhsan Aktaş’ın “suç örgütü” davasında gizli tanık beyanları ortaya çıktı
İstanbul – 27 Nisan 2026 – İşadamı Aziz İhsan Aktaş liderliğinde olduğu iddia edilen ve belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri yönettiği öne sürülen suç örgütüne yönelik yolsuzluk soruşturması, ikinci celse haftasında önemli bir dönüm noktasına ulaştı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri kampüsündeki 3 numaralı duruşma salonunda yapılan oturumda, iki gizli tanık – “XYZ49QP” ve “Yaprak” kod adlı kişiler – ses ve görüntüleri değiştirilerek dinlendi. Tanıkların iddiaları, savcılık tarafından “genel olarak duyduklarım” çerçevesinde değerlendirilirken, savunma ve savcılık arasındaki tartışmalara da yeni bir boyut kazandırdı.
Mahkemeye katılanlar arasında Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve 200’ün üzerinde sanık bulunan dosyanın diğer isimleri de yer aldı. Duruşma, 200 sanığın yargılandığı, “çıkart amaçlı suç örgütü” iddiasıyla açılan davanın hâlâ devam ettiğini gösterdi.
Gizli tanık XYZ49QP’nin ifadeleri: “Belediyenin içindeki kokuşmuş yapıyı ortaya seriyorum”
İlk dinlenen gizli tanık, “XYZ49QP” kod adını kullanan şahıs, mahkemeye şu ifadeleriyle girdi:
“Belediyenin içindeki kokuşmuş yapıyı anlatmak için ifademi sunuyorum. Tüm ihalelerde rüşvet çarkları dönmektedir. Amaç, rant elde etmektir. Piyasa değerinin üzerine çıkarılan fiyatlarla işlerin bir kısmı düşük maliyetle belli bir firma X’e verilir; bazen de iş miktarı şişirilerek daha fazla ödeme yapılır.”
Tanık, aynı zamanda “Rıza Akpolat’ın belediyeyi ne kadar zarara uğrattığını” ve “Acemi bir başkan olduğundan işlerin yönlendirilmesinde Ali Rıza Başkan gibi yardımcıların etkili olduğunu” iddia etti. Ancak XYZ49QP, bu olayları kendi gözleriyle görmediğini, “duyumdan gelen bilgiler” çerçevesinde ifade verdiğini vurguladı.
Gizli tanık “Yaprak”’ın beyanı: “Sadece duyduklarımı tekrarlıyorum”
İkinci gizli tanık “Yaprak”, yine ses ve görüntüleri değiştirilmiş bir şekilde dinlendi. Mahkeme başkanı, tanığa ifadelerinin ne kadarını kendi gözlem, ne kadarını duydukları üzerine kurulu olduğunu sorduğunda, tanık şu yanıtı verdi:
“Ben sadece duyduklarımı ve savcılıkta verdiğim ifadeleri tekrarlıyorum. Aziz İhsan Aktaş’ın ihale süreçlerini yöneten kişi olduğu, Yıldız ve Ertan gibi isimlerin paraları ihalelerden aldığını, bu paraların kaydının Mehmet Büyükgüzel tarafından tutulduğunu iddia eden ifadelerim savcılık dosyasına eklenmiştir.”
Tanık, “hiçbir zaman yönlendirilmedim, sadece duyduklarımı objektif bir biçimde aktarıyorum” diyerek savcılıkta verdiği sözlü beyanın aynısını mahkemeye aktardığını belirtti.
Mahkeme sorgulamaları ve avukatların itirazları
Mahkeme başkanı, iki tanığa da “genel duyduklarınızın ötesinde somut bir örnek, belge ya da isim belirtebilir misiniz?” sorusunu yöneltti. XYZ49QP, “Somut bir ihale örneği vermek mümkün değil, süreç böyle işliyor” yanıtını verirken, “Yaprak” ise “Savcılıkta formlara dökülen tüm bilgiler kapsamlıdır, mahkemede aynı açıklamaları tekrar ediyorum” şeklinde yanıtladı.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın avukatı Hasan Sınar**, tanıklara “İddianamede yer almayan bir ihaleyi gündeme getirdiniz; somut delil eksik” diyerek sert bir itirazda bulundu. Tanıklar ise “Elinizdeki belgelere referans gösterebilirim ancak bu belgeler hâlihazırda savcılık dosyasına eklenmiş durumda” diye yanıtladılar.
Diğer gelişmeler ve mahkemenin aldığı kararlar
Duruşma sırasında, mahkemenin daha önce verdiği bazı kararlar da hatırlatıldı:
- Şubat ayında yapılan bir tutukluluk değerlendirmesinde, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da dahil olmak üzere dokuz isim tahliye edildi.
- Geçtiğimiz hafta Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar da “tutuksuz yargılanma” kararının ardından Silivri Cezaevi’ne sevk edildi.
- Mahkeme, Aziz İhsan Aktaş’ın “etkin pişmanlık” hükümleriyle dosyadaki banka hesap blokelerinin kaldırılmasına karar verdi.
Bu kararların ardından, savcı Mehmet Sağır da “Araç satışı” konusundaki ifadesiyle dinlendi ve “Müşterinin parası gönderildi, imzam dışında kimsenin imzası yok” dedi.
Dosyanın kapsamı ve kamuoyunun tepkisi
Aziz İhsan Aktaş’ın “çıkart amaçlı suç örgütü” olarak tanımlanan yapı, 200 sanığın yargılandığı en büyük yolsuzluk soruşturmalarından biri. Dosyada Beşiktaş, Avcılar, Seyhan, Ceyhan ve Adana gibi birçok belediyenin başkanları ve yöneticileri yer alıyor. Dava, sadece yerel yönetimlerdeki ihaleleri değil, aynı zamanda özel sektör firmalarıyla kurulan usulsüz ilişkileri de içeriyor.
Hukuk camiası ve sivil toplum örgütleri, gizli tanıkların “ses ve görüntü değiştirilerek” dinlenmesinin adil yargılanma ilkesine uygun olup olmadığını tartışıyor. Türkiye Barolar Birliği açıklamasında “tanık güvenliği için gizlilik gerekebilir, ancak mahkeme kararlarını etkileyebilecek somut delillerin eksikliği yargının şeffaflığına zarar verebilir” ifadelerini kullandı.
İleriye dönük sürecin önemi
Gizli tanıkların ifadeleri, “genel duyduklarım” çerçevesinde sınırlı kalması nedeniyle, mahkeme heyetinin bu beyanları delil olarak kabul edip etmeyeceği davanın seyrini belirleyecek. Eğer mahkeme, tanıkların ifadelerini “genel gözlem ve dedikodu” olarak değerlendirirse, savcılık daha somut belge ve tanık desteği aramak zorunda kalacak. Öte yandan tanık beyanları, savcılığın iddia ettiği çöküş şemasıyla uyumlu görülürse, aktaş ve beraberindeki belediye başkanları için daha ağır ceza talepleri ortaya çıkabilir.
Avukatlar, davanın bir sonraki oturumunda “kayıp belge” ve “banka hareketleri” gibi teknik kanıtların sunulmasını talep ederken, savcılık da gizli tanıkların önceki ifadelerinin resmi dosyaya eklenmiş olduğunu belirtti.
Sonuç ve değerlendirme
Aziz İhsan Aktaş davası, Türkiye’nin yerel yönetimlerdeki ihale usulsüzlüklerine karşı en geniş çaplı yargı sürecini temsil ediyor. Gizli tanıkların “sadece duyduklarımı” dile getirmesi, savcılık ile savunma arasında “somut delil” ve “genel gözlem” arasındaki sınırın nerede çizileceği sorusunu gündeme taşıdı. Duruşmanın ilerleyen haftalarında, mahkemenin tanıklara verdiği ağırlık ve ek belge talepleri, davanın nihai sonucunu doğrudan etkileyecek.
Bu süreç, yalnızca ilgili belediyeleri değil, aynı zamanda kamu ihalelerinin şeffaflığı ve mevzuatın uygulanması konusundaki tartışmaları da yeniden alevlendirecek gibi görünüyor. Kamuoyunun yakından takip ettiği bu davanın sonraki adımları, Türkiye’de yerel yönetimlerin mali disiplinini ve yolsuzlukla mücadele mekanizmalarını şekillendirecek kritik bir belirleyici olacak.
