Siyaset3 dk okuma0 görüntülenme

Bakan Fidan: AB'de siyasi irade yok

Avusturya'da temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gümrük Birliği'nin güncellenmesiyle ticaret hacminin 500 milyar dolara çıkabileceğini belirterek, “Avrupa Birliği'nin içerisinde birtakım tabii kurallara dayalı bazı açmazlar var” dedi. Bakan Fidan, Avrupa Birliği'den siyasi irade olmadığını söyleyerek, "AB ve Türkiye'nin arası her zaman iyi olmalı. Bu üyelik neden gerçekleşmiyor?" dedi.

Avatar

Salih TANRISEVEN

Yazar

Bakan Fidan: AB'de siyasi irade yok

AB üyeliği sürecinde “siyasi irade” eksikliği: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Viyana’da yaptığı açıklamalar

Viyana, 29 Nisan 2026 – Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avusturya’da gerçekleşen ikili görüşmeler sonrasında ortak bir basın toplantısında, Avrupa Birliği (AB) içinde Türkiye’nin üyelik sürecini engelleyen temel sorunun siyasi irade eksikliği olduğunu vurguladı. Bakan Fidan, “AB’de Türkiye’nin şartları sağlandığında üyeliği kabul edecek bir siyasi irade yok” diyerek, mevcut tıkanıklığın teknik değil, politik boyutta olduğunu belirtti.

Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl‑Reisinger ile bir araya gelen Fidan, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’nın açılması, bölgedeki enerji güvenliği ve Rusya‑Ukrayna savaşı gibi kritik konulara da değindi. Görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’nin jeostratejik konumunun AB için hâlâ önemli bir stratejik değer taşıdığına işaret etti.

AB’de “siyasi irade” eksikliği nasıl tanımlanıyor?

Fidan, AB’nin Türkiye’ye üyeliği onaylama sürecinde “şartların sağlanması” yanında “siyasi iradenin ortaya koyulması” gerektiğini vurguladı. “Biz hiçbir zaman şartlar sağlanmadan üyelik talebinde bulunmadık. Fakat AB’de ‘Türkiye şartları sağlandığında üye olmasını kabul ediyoruz’ diye bir irade yok.” şeklindeki ifadeleri, AB içinde oluşan durumsuzluğun temel nedeni olarak gösterdi.

Basın toplantısında, bu durumsuzluğa geçmişte bazı liderlerin (örneğin 2007’de Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Almanya eski başbakanı Gerhard Schröder ve Fransa eski cumhurbaşkanı Jacques Chirac) öne sürdüğü “Avrupa’nın birleştirici siyasi iradesi”nin zaman içinde zayıfladığını da dile getirdi.

Gümrük Birliği ve ticaret hacmi: 250 milyar doların 500 milyar dolara çıkarılması hedefi

Bakan Fidan, AB‑Türkiye ilişkilerinin ekonomik boyutuna da değinerek, mevcut Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesiyle ticaret hacminin 250 milyar dolar seviyesinden 500 milyar dolara ulaşabileceğini belirtti. “Ticaret hacmimiz zaten yüksek; sadece bir adım daha atarak ikili ekonomik bağları ikiye katlayabiliriz.” diyerek, hem ticari hem de politik alanlarda daha derin bir entegrasyonun mümkün olduğunu savundu.

Enerji ve Hürmüz Boğazı: Bölgesel güvenliğin anahtarları

Fidan, Viyana ziyaretinin bir diğer temel gündem maddesinin enerji güvenliği olduğunu söyledi. Avusturya’nın enerji sektöründeki deneyim ve teknoloji birikiminin, Türkiye’nin büyük LNG terminalleri ve geçiş koridoru rolüyle birleştiğinde, Avrupa’nın enerji arz güvenliğine büyük katkı sağlayabileceğini belirtti.

“Türkiye, hem bir geçiş koridoru hem de bir enerji hub’ı konumunda. Büyük terminallerimiz var; bunların daha aktif kullanılmasını sağlamak, Avrupa’nın enerji krizini hafifletebilir.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Hürmüz Boğazı’nın açılması konusundaki müzakerelere de destek verdiğini vurgulayan Fidan, “Tarafların Boğazı açma niyeti ve ateşkes çabaları kritik. Bölgedeki istikrar, göç akışlarını ve enerji akışlarını doğrudan etkiliyor.” dedi.

AB’ye “Daha neyi bekliyorsunuz?” sorusu

Basın toplantısının en çarpıcı anlarından birinde Fidan, “AB’ye, ‘Daha neyi bekliyorsunuz?’ sorusunu yöneltiyoruz.” diyerek, jeostratejik, jeoekonomik ve jeopolitik açıdan Türkiye’nin AB’ye sunduğu katkıların yeterince takdir edilmediğini öne sürdü. Rusya‑Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki krizler, Hürmüz Boğazı ve Balkan istikrarı gibi konularda Türkiye’nin aktif rolünün, AB’nin kendi güvenlik ve dış politika vizyonuyla örtüştüğünü belirtti.

İki taraf arasındaki mevcut ilişkilerin seviyesi

Fidan, AB kurumlarıyla kurumsal ilişkilerin “farklı bir boyutta” seyrettiğini, ancak bireysel ülke düzeyindeki ikili ilişkilerin “çok iyi” olduğunu söyledi. Özellikle İngiltere ile imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi gibi anlaşmaların, karşılıklı siyasi iradenin başka platformlarda ortaya konabildiğini örnek gösterdi.

“Avrupa ülkeleriyle ticaret, güvenlik, savunma sanayi ve enerji alanında çok iyi ilişkilerimiz var. Sorun, AB‑közeyi içinde bir irade eksikliği. Bu irade, politik bir karar; ekonomik bir şart değil.” şeklinde bir değerlendirme yaptı.

Gelecek için beklentiler

Fidan, “AB’nin siyasal iradesinin oluşması, değerlendirme aşamasına geçmemiz için hayati öneme sahip.” diyerek, Türkiye’nin AB ile ilişkilerini “daha iyi, ileri seviyeye taşımak” istediğini yineledi. Ayrıca, AB’nin iç dinamiklerinde oluşabilecek bir değişikliğin, Türkiye‑AB bütünleşmesinin önündeki en büyük engeli kaldıracağını ifade etti.

Son olarak, “Türkiye‑Avrupa iş birliği potansiyeli çok büyük; bu potansiyeli somut adımlara dönüştürmek için her iki tarafın da kararlı olması gerekir.” diyerek, Viyana ziyareti kapsamında elde edilen ortak zeminin, gelecekteki müzakereler için bir temel oluşturması umudunu dile getirdi.

Avatar

Salih TANRISEVEN

Haber Nexus Yazarı

Bu yazar henüz bir biyografi eklememiş.

Yorumlar(0)