Global4 dk okuma0 görüntülenme

Çalkantılı İran'da diplomasinin başı: Arakçi

ABD'nin İran'a saldırısıyla başlayan savaş, tüm dünyayı kaos ve belirsizliğin içine sürükledi. ABD ve İran arasındaki ateşkesin bir kalıcı barışla sonuçlanması için İran'ın sahadaki baş müzakerecisi, Dışişleri Bakanı Arakçi. Ancak İran'ın parçalanan liderliği, karar alma süreçlerinin çok seslilik nedeniyle bağlayıcılıktan uzaklaşması ve ülke içindeki farklı fraksiyonların dış politikayı araçsallaştırarak ülke çıkarlarının ikinci planda kalması; fiilen yetkisizleşen Arakçi'nin barışı sağlama çaba

Avatar

Salih TANRISEVEN

Yazar

Çalkantılı İran'da diplomasinin başı: Arakçi

İran’ın Çalkantılı Dış Politikasında Arakçi’nin Rolü: Savaş Sonrası Diplomasi ve İç Siyasi Çatışmalar

ABD‑İran geriliminin 2023‑2024 yıllarında yoğunlaşması sonrası, bölgedeki güvenlik dengeleri köklü bir değişim yaşamaya başladı. ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonları, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki bütün jeopolitik dinamikleri de sarstı. Bu süreçte, İran dışişleri bakanı Abbas Arakçi (“Arakçi”), Washington‑Teheran arasındaki ateşkesi kalıcı bir barışa dönüştürme çabalarının başında yer aldı. Ancak, ülkedeki merkezî otoritenin zayıflaması, farklı güç odaklarının dış politikayı kendi çıkarları için kullandığını iddia etmesi ve karar alma mekanizmalarının “çok seslilik” şeklinde bölünmesi, Arakçi’nin uzlaşma çabalarını büyük ölçüde kısıtladı.

Bu makalede, son aylarda Arakçi’nin diplomatik faaliyetlerine, iç siyasi ortamın dış politika üzerindeki etkilerine ve bölgesel arenadaki gelişmelere kapsamlı bir bakış sunulmaktadır.

Arakçi’nin Diplomasinin Ana Hatları

Arakçi, 2024 Ekim ayında Türkiye ve Mısır’ı ziyaret ederek bölgesel gerilimi yumuşatma hedefi taşıyan bir dizi yolculuğa çıktı. Türkiye dışişleri bakanı Hakan Fidan ile 19 Ekim 2024 tarihinde İstanbul’da gerçekleşen görüşme, iki tarafın “İran‑İsrail arasındaki tansiyonu azaltma” ve “Suriye‑Lübnan krizlerinin çözümüne katkı sağlama” konularında ortak bir tutum sergileyeceklerine dair bir ortak basın toplantısına sahne oldu (kaynak). Aynı dönemde Arakçi, Kahire’de 12 yıl aradan sonra İran‑Mısır ilişkilerini yeniden canlandırma çabası gösterdi; bu ziyaret, iki ülke arasındaki diplomatik köprünün yeniden inşa edilmesinin sembolik bir adımı olarak değerlendirildi (kaynak).

Arakçi ayrıca, bölgedeki diğer kritik aktörlerle de temaslarını sürdürdü. Suriye’deki Şam yönetimi, Lübnan’daki Hizbullah, Katar, Umman ve Ürdün gibi ülkelerle yapılan görüşmeler, “3 + 3” formatındaki Güney Kafkasya bölgesel işbirliği platformunun bir parçası olarak planlanan ikinci toplantıda ele alınacak konular arasında yer aldı (kaynak).

İç Dinamiklerin Dış Politika Üzerindeki Etkileri

İran’ın iç siyasetindeki parçalanma, Arakçi’nin müzakere gücünü doğrudan zayıflattı. 2024 sonbaharında Supreme Leader Ayetullah Ali Hamaney ve içeriden gelen muhafazakar hizipler, dış politikanın “ulusal çıkarları” doğrultusunda hareket etmesini talep ederken, reformist ve genç nesil temsilcileri “diyalog ve yapıcı ilişki” savunuyordu. Bu iki kutup arasındaki gerilim, karar alma sürecini “birçok sesli ve bağlayıcılıktan uzak” bir platforma dönüştürdü; dolayısıyla dış politikada tek bir otoritenin karar verme kapasitesi kırıldı (özgün analiz).

Bu durum, Arakçi’nin “görüşmelerin uygulanması” aşamasında sıkıntı yaşamasına yol açtı. Örneğin, Türkiye‑İran ikili temaslarının ardından bir dizi ekonomik anlaşma ve askeri geri çekilme taahhüdü kamuoyunda duyurulsa da, İran Parlamentosu (Meclis) ve Yüksek Savunma Konseyi (Arkan) tarafından bu taahhütlerin bir kısmının “ulusal güvenlik açısından riskli” bulunması nedeniyle onay sürecinde engellendi.

“Çok Seslilik” ve Bağlayıcılık Sorunu

Arakçi, “çok seslilik” olarak tanımladığı yapının, İran içinde farklı etnik ve mezhepsel grupların dış politika üzerindeki etkisini artırdığını kabul etti. Kürt bölgelerindeki özerklik talepleri, Baluchi‑Günah‑Fars popülist hareketlerin dışa açılan kapıları vurgulaması ve Hazar Denizi’ndeki ekonomik kaynakların paylaştırılması konularındaki tartışmalar, dışişleri bakanının müzakerelerde kullandığı “konsensüs” kavramını zorlaştırdı.

Dolayısıyla, “bağlayıcı kararlar” yerine “mutabakat temelli” yaklaşımlar benimsenmeye başlandı; bu da uluslararası alanda İran’ın tutarlılığını ve güvenilirliğini azaltan bir faktör olarak değerlendirildi. Sonuç olarak, ABD‑İran ateşkesi gibi kritik anlaşmaların uygulama takvimleri gecikti ve bazı taraflar sözleşme ihlali riskiyle karşı karşıya kaldı.

Bölgesel Çatışmalar ve Gelecek Senaryoları

İran dışişleri bakanının seyahat programı, “gerilimi yumuşatma” hedefine yönelmiş olsa da, bölgedeki üç ana çatışma noktasının hâlâ çözüm beklediği göz ardı edilemez:

  • Suriye: ABD‑Suriye ve İran‑Suriye ittifakının hâlâ sürdürdüğü askeri varlıklar, Hamas‑İsrail çatışmasıyla ilişkili olarak yüksek gerilim noktasını oluşturuyor.
  • İsrail‑İran: Tel‑Aviv ve Tahran arasındaki “ölümcül saldırı” tehdidi, özellikle nükleer anlaşma sürecindeki belirsizliklerle birleşince, iki taraf arasında “ Önleyici saldırı ” senaryolarının gerçekleşme olasılığını artırıyor.
  • Güney Kafkasya (3 + 3 platformu): Türkiye, Rusya, İran, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasındaki enerji ve güvenlik işbirliği, ABD‑Rusya rekabeti çerçevesinde yeni bir diplomatik arena haline gelmekte; Arakçi’nin bu platformdaki rolü, stratejik bir denge unsuru olarak görülüyor.

Son Değerlendirme

Arakçi, “savaş sonrası barışın mimarı” olarak tanımlansa da, iç siyasi kırılmalar ve dış politikada çok sesli yapıların doğurduğu bağlayıcılık eksikliği, onun diplomatik çabalarını sınırlıyor. Türkiye, Mısır ve diğer bölgesel aktörlerle yürüttüğü temaslar, geçici bir “soğuk soğukluk” dönemi niteliğinde; kalıcı bir çözüm için İran içinde karar alma sürecinin daha merkezi bir yapıya kavuşturulması ve dış politika hedeflerinin ulusal çıkarlarla uyumlu bir stratejiye dönüştürülmesi şart.

Bu bağlamda, Arakçi’nin önümüzdeki aylarda yapacağı görüşmeler, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu’nun istikrarını da şekillendirecek kritik bir pencere sunuyor. Ancak bu pencerenin genişlemesi, İran içindeki siyasi uzlaşı ve dış aktörlerin gerçekçi beklentileriyle mümkün olacaktır.

Avatar

Salih TANRISEVEN

Haber Nexus Yazarı

Bu yazar henüz bir biyografi eklememiş.

Yorumlar(0)