Hayrullah Altay’ın “Sessiz Çığlık” Eseriyle Çevre ve Savaş Sorunlarına Sanatsal Yaklaşım
Düzce – 22 Nisan 2026 – 65‑ yaşındaki emekli inşaat teknikeri ve reklamcı Hayrullah Altay, uzun yıllardır geliştirdiği hat ve kat’ı (kâğıt kesme) sanatını, yağlı boya ve rölyef teknikleriyle birleştirerek “Sessiz Çığlık” adlı çok katmanlı eserini ortaya koydu. Altay, bu eserle hem küresel savaşlar hem de artan çevre sorunları konusunda toplumsal farkındalık yaratmayı, izleyiciyi sorumluluk almaya davet etmeyi amaçlıyor.
Altay, Düzce’nin köklü bir sanat çevresinde “modern kat’ı sanatı” olarak adlandırdığı özgün teknikle 15 yılda yaklaşık 700 üç boyutlu kesme‑kabartma çalışması ürettiğini belirtiyor. Geleneksel hat sanatından farklı olarak, malzeme çeşitliliği – dekota (PVC köpük levha), ahşap, kuru ağaç kabukları, keçe ve ebru artıkları – kullanıp kesme bıçağıyla şekillendirdiği eserleri, bazen yağlı boya ve rölyef ile tamamlıyor.
Eserin Sembolizmi ve Teknik Detayları
“Sessiz Çığlık”, kat’ı tekniğiyle işlenmiş bir atmosfer tabakası, yağlı boya ile betimlenmiş yerküre ve okyanus, ve farklı kıtaları temsil eden üç ayrı materyalden oluşuyor:
- Amerika kıtası – kuru ağaç kabuklarından yapılmış; insanlığın çürümüşlüğünü simgeliyor.
- Asya, Avrupa ve Afrika – keçe ile şekillendirilmiş; hâlâ “yeşil” bırakılan bölgeler, umudu ve iyileşme potansiyelini temsil ediyor.
- Magma tabakası – ikiye bölünmüş bir hat olarak, dünyanın artan yıkıma daha fazla dayanamayacağını, bölünmüşlüğün bir metaforu olduğunu gösteriyor.
Altay, tablonun çevresinde Arap alfabesindeki “nun” harfini yerleştirerek yerkürenin “ilahi bir yörünge etrafında döndüğünü” anlatıyor. Arka planda yer alan uzay boşluğu, kozmik bakış açısından insanın küresel sorumluluğunun küçüklüğünü vurguluyor. Bu bütünsel kompozisyon, “dünyanın sessiz çığlığı” adlı bir estetik itiraz olarak yorumlanıyor.
Savaşlara ve Çevre Krizlerine Sanatsal Ses
Altay, eseri hazırlarken özellikle Filistin‑Gazze çatışması ve İran’daki siyasi baskılar gibi güncel savaşları işaret ediyor. “Gücü elinde bulunduranların adaletsiz bir şekilde dünyayı tahakküm altına alması, mazlum insanların ezilmesi” sözleri, sanatın toplumsal bir sorumluluk taşıması gerektiği fikrini pekiştiriyor.
Çevre açısından ise “ikili bölünme” kavramı, artan iklim krizi, ormansızlaşma ve okyanus kirliliğine bir eleştiri niteliği taşıyor. Altay, “dünyanın hâlâ umudunu kaybetmeyen bir kısmı var” diyerek, izleyiciyi çevresel sorumluluğa yönlendirmeyi hedefliyor.
Yerel ve Ulusal Düzeyde Yansımalar
“Sessiz Çığlık” çalışması, Düzce’de çeşitli kültür‑sanat etkinliklerinde sergilendi; sanatçının 9 ilde açtığı 30 kişisel sergi arasında bu eser de yer aldı. Yerel yöneticiler, eser sayesinde sanat‑çevre‑barış konularının kamusal tartışma alanına girmesini memnuniyetle karşıladı.
AA, Anadolu Ajansı ve Düzce‑Manşet gibi yerel haber siteleri, Altay’ın çalışmalarını “sanatın sosyal sorumluluğu” çerçevesinde değerlendirerek, özellikle emekli vatandaşların hâlâ toplumsal üretime katılımını vurguladı.
Hayrullah Altay’ın Sanata Bakışı
Altay, “Bir kötülükle karşılaştığınızda önce elinizle, sonra dilinizle, sonra kalbinizle müdahale edin” hadisinden ilham alarak, kendi sanatını bir “müdahale aracı” olarak görüyor. “Çalışmalarım tamamen bıçak işidir; boya kullanmam; malzemeyi şekillendirmek için zihnimde bir süreç oluşturuyorum” diyerek, sanatın üretim sürecinde düşünce‑eylem bütünlüğüne verdiği önemi açıklıyor.
Gelecek Vizyonu
Hayrullah Altay, “İnsanların sanatla buluşması, sorumluluklarını hissetmesi ve değişim için bir adım atması” gerektiğini ima ederek, eserinin sadece bir görsel deneyim olmadığını, aynı zamanda bir farkındalık platformu olduğunu vurguluyor. Altay, yeni projelerinde de kat’ı‑rölyef‑yağlı boya kombinasyonunu sürdüreceğini ve “daha çok bölgeye, genç sanatçılara ilham kaynağı olacak” bir yol haritası çizmeyi planladığını belirtti.
Bu bakış açısı, sanatın sadece estetik bir nesne olmaktan çıkıp, toplumsal sorunları gündeme taşıyan bir konuşma aracı hâline gelmesi gerektiği tartışmasına yeni bir boyut ekliyor. Altay’ın “Sessiz Çığlık” eseri, izleyicisini hem gözlemci hem de sorumluluk sahibi kılmayı amaçlayarak, Düzce ve Türkiye genelinde sanat‑aktivizm kavramının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.
