Adana’da Depo İşçisi Mahmut Turan’ın Ölümü 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde Gündeme Taşındı
Adana Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bir zincir market deposunda çalışan 33 yaşındaki Mahmut Turan, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde iş makinesinden düşen demir çubuğun altında kalmış, hayata tutunamadan hayatını kaybetti. Turan, bir ay önce bu markette işine yeni başlamış, aynı zamanda depodaki tadilat çalışmalarıyla meşguldü. O gün gerçekleşen kazanın ardından işveren ve yetkililer arasında sorumluluk, iş güvenliği ve tazminat konularında tartışmalar alevlendi.
Kazanın Detayları ve İlk Açıklamalar
Mahmut Turan, 1 Mayıs sabahı 06:30 civarında depoya gelmiş ve eski bir depoya yapılacak tadilat işlerinde görev almıştı. Çalışma sırasında kullanılan büyük bir iş makinesi, bir taşınma hatası sonucu demir çubuğu kaydırdı ve Turan, çubuğun altında sıkışarak bilincini kaybetti. Ambulansla hastaneye kaldırılan Turan, aynı gün içinde yaşamını yitirdi.
Depo sorumluları, kazanın “beklenmedik bir teknik arıza” nedeniyle gerçekleştiğini ileri sürerken, Turan’ın iş arkadaşları ve sendikalar, “gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını” ve “çalışma ortamının tehlikeli olduğunu” belirtiyor.
Sendikal ve Sivil Toplum Tepkileri
Olayın ardından DİSK Adana Bölge Şubesi, KESK, TÜMTİS ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK‑İŞ) gibi sendikalar, Mahmut Turan’ın ölümünü “işçi sınıfının en ağır şartlarda dahi can vermek zorunda bırakıldığı” bir örnek olarak nitelendirdi. Sendikalar, 1 Mayıs kutlamaları sırasında Arif Nihat Asya Parkı’nda düzenlenen mitinglerde Turan’ın anısına saygı duruşu gerçekleştirildi ve iş güvenliği yasa ve uygulamalarının acilen gözden geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
İstanbul ve Ankara’da da HAK‑İŞ, HAK‑İŞ Konfederasyonu ve Emek ve Demokrasi Güçleri gibi yapıların temsilcileri, Turan’ın ölümünü Taksim Anıtı’na bırakılan çelenk ve Kazancı Yokuşu’na bırakılan karanfillerle anarak, 1977 ve 2024 yılındaki işçi katliamlarını hatırlattı. “1 Mayıs, birliğin, mücadele ve dayanışmanın simgesidir; bu günün acı bir hatıra olmaması için işçi hakları korunmalı” mesajı verildi.
İş Güvenliği ve Sorumluluk İncelemesi
Adana’da 2023‑2024 yılları arasında iş kazaları artış gösterdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2024 yılı ilk çeyreğinde yayımladığı verilere göre, depolama ve perakende sektöründe 0,18 iş kazası (1000 çalışana düşen oran) bulunuyor; bu oran ülke ortalamasının üzerindedir. Uzmanlar, özellikle geçici tadilat ve bakım işleri sırasında iş makinelerinin kontrolünün yetersiz kalmasının, benzer kazaların başlıca nedeni olduğunu belirtiyor.
Mahmut Turan’ın işvereni olan zincir market zinciri, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK) Madde 57 gereği “işyerinde tehlikeli durumların oluşmasını önleyecek teknik ve idari tedbirleri alma” sorumluluğuna sahiptir. Ancak olay sonrasında yapılan ilk incelemeler, iş makinesinin periyodik bakımının yapılmadığını ve çalışanların tehlikeli bölgelerden geçerken yeterli kişisel koruyucu donanım (KKD) almadığını gösterdi.
Mahkeme Süreci ve Tazminat Talepleri
Mahmut Turan’ın ailesi, İş Mahkemesi’ne işveren aleyhine ölüm tazminatı ve manevi zarar talebiyle dava açtı. Dava dosyasında, işverenin “Kaza Önleme Planı”nı eksik hazırladığı, çalışanların “Risk Analizi” eğitiminin verilmediği ve iş kazası sonrası acil durum planının uygulanmadığı iddia ediliyor.
İlgili sendikalar, bu davayı “örnek bir dava” olarak nitelendirerek, “İşçi sınıfının haklarını koruyan ve iş güvenliği kültürünü yerleştiren yasal reformların hayata geçirilmesi” gerektiğini vurguluyor. Sendikalar ayrıca, 1 Mayıs’ın “çalışma yaşamını insan hakları çerçevesinde yeniden tanımlama” fırsatı olarak görülmesi gerektiğini ve işverenlerin “sorumluluklarını ihmal etmemeleri” gerektiğini belirtiyor.
Yerel ve Ulusal Yönetimlerin Açıklamaları
Adana Valiliği, kazayı “gerçekleşen bir iş kazası” olarak kaydetti ve İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün (İSGGM) soruşturma başlattığını duyurdu. Valilik, aynı zamanda “İşverenlerin iş güvenliği önlemlerini acilen gözden geçirmesini” ve “kaza yapan firmaya idari para cezası uygulanmasını” kararlaştırdı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, “Bu tür trajik kazalar, ülkemizde iş güvenliği kültürünün ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor” diyerek, “İSG mevzuatının sıkı bir şekilde uygulanması ve denetimlerin artması” gerektiğini vurguladı.
Mahmut Turan’ın Anısına
Mahmut Turan’ın yakınları, “Biz onun tek isteğinin güvenli bir ortamda çalışmak olduğunu biliyoruz” diyerek, “Bu kayıp, sadece bir aileyi değil, işçi sınıfının bütününü yasa dışı ve dengesiz çalışma koşullarına karşı uyardı” şeklinde konuştu. Aile, Turan’ın anısına bir hatıra defteri oluşturdu ve bu deftere, “İş güvenliği için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” mesajını ekledi.
Geleceğe Yönelik Beklentiler
Mahmut Turan’ın ölümü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü, iş kazalarının önlenmesi ve işçi haklarının korunması konusunda bir dönüm noktası olarak ortaya koydu. Sendikalar, işverenlerin yasal sorumluluklarını yerine getirmeleri, denetimlerin sıklaştırılması ve iş güvenliği kültürünün işletmelerde yerleşmesi için aşağıdaki adımları talep ediyor:
- İş Güvenliği Denetimlerinin Artırılması: Özellikle depo, perakende ve inşaat sektörlerinde yılda en az iki kez zorunlu denetim.
- Eğitim ve Farkındalık Programları: Çalışanlara iş makinesi kullanımında zorunlu eğitim ve yıllık periyodik KKD kontrolleri.
- Cezai Yaptırımların Şiddetlendirilmesi: İş güvenliği kurallarına uymayan işverenler için idari para cezası ve hapis cezası uygulama.
- İş Kazası Tazminatının Genişletilmesi: Ölüm tazminatının, kaybedilen kazançların %150’si olarak yeniden belirlenmesi.
- Bağımsız Kaza İnceleme Kurulları: Çalışma Bakanlığı’na bağlı, bağımsız uzmanlardan oluşan komisyonlar aracılığıyla kazaların hızlı ve şeffaf soruşturulması.
Bu talimatlar, 1 Mayıs’ın “birlik, mücadele ve dayanışma” ruhunu somut politikalarla desteklemenin bir yolu olarak görülüyor.
Son Söz
Mahmut Turan’ın hayatını kaybettiği olay, Emek ve Dayanışma Günü’nün sembolik anlamını yeniden tartışmaya açtı. İşçi sınıfının güvenli bir çalışma ortamına sahip olma hakkı, yalnızca bir talep değil, temel bir insan hakkı olarak kabul edilmelidir. Türkiye’nin 81 ilinde düzenlenen 1 Mayıs etkinlikleri, adalet, eşitlik ve güvenli çalışma koşulları için bir kez daha seslenmeye devam ediyor.
