3 dk okuma0 görüntülenme

Dünya basın özgürlüğü 'son 25 yılın en düşük seviyesinde': Türkiye 163. sırada

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün hazırladığı 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke arasında 163. sırada yer aldı. RSF raporunda dünya genelinde basın özgürlüğünün son çeyrek yüzyılın en düşük seviyesinde olduğu tespiti yapıldı.

Avatar

Salih TANRISEVEN

Yazar

Dünya basın özgürlüğü 'son 25 yılın en düşük seviyesinde': Türkiye 163. sırada

RSF 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 163. Sırada

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından hazırlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, dünya genelinde basın özgürlüğünün son 25 yılda kaydettiği en düşük ortalama puana işaret ediyor. 180 ülke arasındaki sıralamada Türkiye, 163. sırada yer alarak, ülkenin medyada yaşadığı baskıların giderek artığının bir göstergesi oldu.

Endeksin genel görünümü ve Türkiye’nin konumu

RSF’nin raporuna göre, bu yıl incelenen ülkelerin %52,2’si “zor” veya “ciddi” bir basın özgürlüğü durumu içinde bulunuyor – tarihindeki ilk kez. Endeksin beş temel göstergesi (politik, yasal, ekonomik, güvenlik ve sosyal) içinde en büyük gerilemeyi yasal çerçeve kaydetti; bu, gazetecilerin suç sayılması ve “dezenformasyon”, “cumhurbaşkanına hakaret” gibi geniş yorumlanan suçlamalarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Türkiye, 180 ülkeden 163. sırada yer alırken, puanı 46,56 (0‑100 ölçeğinde) olarak rapor edildi. 2025 yılı puanı 29,40 idi ve önceki yıllarda (örneğin 2015’te 55,84) daha yüksek bir seviyeye ulaşmıştı. Bu gerileme, ülkenin son beş yılda basın özgürlüğü açısından en olumsuz trendini yansıtıyor.

Yasal engellerin artışı

RSF, Türkiye’de “gazeteciliğin suç sayılmaya başlanması”nın küresel bir fenomen haline geldiğini vurguluyor. “Terörle mücadele” ve “ulusal güvenlik” yasaları, eleştirel haberlerin önüne geçmek için sıkça kullanılmakta; “dezenformasyon”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurumlarını karalama” gibi suçlamalar, gazetecileri hedef almanın temel araçları hâline gelmiş durumda. Bu durum, endeksin yasal göstergesindeki en büyük düşüşün başlıca nedeni olarak belirtiliyor.

Ekonomik baskılar ve medya reklamları

Devlet reklam ajansı BİK’in, kamu reklamlarını hükümet yanlısı medya kuruluşlarına yönlendirmesi, bağımsız yayın organlarına maddi baskı uyguluyor. RTÜK’ün uyguladığı yüksek para cezaları ise eleştirel TV kanallarını işlevsiz hâle getiriyor. Böyle bir finansal ortam, basın organlarının operasyonel kapasitelerini azaltıyor; birçok gazete sayfa sayısını kısaltmak zorunda kalıyor.

Sosyal ve güvenlik riskleri

Türkiye’de gazeteciler hâlâ fiziksel şiddet, tehdit ve tacizle karşı karşıya. Özellikle Kürt sorunu, dinî konular ve devlet kritik politikaları üzerine haber yapan medya çalışanları, güvenlik güçleri ve milis gruplar tarafından hedef alınıyor. RSF verilerine göre, 2026’nın ilk çeyreğinde 4 gazeteci gözaltına alındı; bu rakam, ülkenin güvenlik göstergesindeki düşüşün bir yansıması.

Uluslararası tepkiler ve yerel tepkiler

RSF ve diğer yedi basın özgürlüğü örgütü, 10 Mart 2026 tarihinde Türk yetkililerine, “güç eleştirisi yapan gazetecilere yönelik sistematik baskıyı sonlandırma” çağrısında bulundu. Raporda ayrıca, “ulusal güvenlik yasalarının kötüye kullanılması” ve “susturma davalarının artışı”na karşı somut koruma mekanizmalarının eksikliği vurgulandı.

Türkiye’nin diğer ülkelerle karşılaştırması

RSF sıralamasında Türkiye’den üst sıralarda yer alan bazı ülkeler (örnek: Norveç, Finlandiya) uzun yıllardır medyada yüksek bağımsızlık standartlarını koruyabiliyor. Bunun aksine, aynı bölgede Eritre, Kuzey Kore ve Çin gibi ülkeler, 2026’da en düşük puanları alarak “en ciddi” kategoride konumlanıyor.

Basın özgürlüğü üzerindeki uzun vadeli etkiler

Basın özgürlüğünün küresel ölçekte gerilemesi, demokratik denetimin zayıflamasına ve kamusal tartışmaların tek taraflı hâle gelmesine yol açıyor. Türkiye’deki durum, “haber alma hakkına yönelik sofistike saldırıların” bir örneği olarak görülüyor; bu saldırılar hem yasal hem de ekonomik araçlarla yürütülürken, uluslararası hukuk ve insan hakları mekanizmalarının yetersiz kalması, sorumluları cezalandırmayı zorlaştırıyor.

Gelecek perspektifi

RSF, 2026 raporunun yayımlanmasının 25. yıl dönümü vesilesiyle, “basın özgürlüğünün daha fazla boğulmasına ne kadar tahammül edebileceğimizi” sorusunu gündeme taşıdığını belirtiyor. Raporda, “aktif koruma politikaları” ve “somut yaptırımlar” olmadan mevcut baskı ortamının sürdürülmesinin kabul edilemez olduğu vurgulanıyor.

Türkiye’nin 163. sırada yer alması, sadece bir sıralama değil, aynı zamanda medyanın özgürce işlev görmesi için gereken reformların acil bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Yasal çerçevelerin gözden geçirilmesi, ekonomik baskıların kaldırılması ve güvenlik risklerinin azaltılması, uluslararası toplumun da yakından takip edeceği kritik adımlar arasında.

Avatar

Salih TANRISEVEN

Haber Nexus Yazarı

Bu yazar henüz bir biyografi eklememiş.

Yorumlar(0)