Fed Açık Piyasa Komitesi 29 Nisan 2026’da Faizleri Sabit Tuttu
ABD Merkez Bankası (Fed), 2026 yılının üçüncü FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi) toplantısında politika faizini %3,50‑%3,75 aralığında sabit bırakarak üst üste üçüncü kez “pas” vermiş oldu. Karar, piyasa beklentileriyle tam uyumlu olarak açıklanırken, komitede görülen sıra dışı oy ayrılığı da tarih kitaplarına yeni bir satır ekledi.
Toplantıyı yöneten Jerome Powell, 15 Mayıs itibarıyla sona erecek sekiz yıllık başkanlık döneminin son FOMC oturumunu sağladı. Powell’ın son oturumunda faizlerde bir değişiklik yapılmaması, Fed’in 1992’den bu yana en büyük parti ayrımını yaşadığını gösterdi; karar 8’ye karşı 4 oyla alındı.
Kararın Detayları ve Oy Ayrılığı
Fed Açık Piyasa Komitesi’nin 12 üyesinden 8 üye faizlerin aynı seviyede kalmasını destekledi. Ancak karar metnine “gevşeme eğilimi” (dovish tilt) ifadesinin eklenmesi yönündeki öneriye karşı çıkan üç üye (Beth Hammack, Neel Kashkari ve Lorie Logan) ve bir üye (Stephen Miran) ise faiz indirimi talebiyle ayrı bir görüş bildirdi. Miran, 25 baz puanlık bir indirim önerdi ve bu konudaki “hayır” oyu, toplamda dört karşı oy oluşturdu.
Bu oy dağılımı, Fed tarihindeki en bölünmüş kararlardan biri olarak kayda geçti. 1992 Ekim’inde görülen benzer bir durumdan bu yana ilk kez bu büyüklükte bir ayrılık yaşandı ve faiz politikası tartışmalarının önümüzdeki ayların gündeminde daha da sertleşebileceğine işaret ediyor.
Ekonomik Göstergeler ve Fed’in Değerlendirmesi
Karar metninde Fed, ABD ekonomisinin “sağlam bir hızla genişlemeye devam ettiğini” vurguladı. İşgücü piyasası hâlâ “güçlü” olarak tanımlanırken, işsizlik oranı son dönemde ciddi bir değişim göstermedi. Ancak istihdam artışının yavaşlamaya başladığı, “işe alım ve istifa oranındaki düşüş” gibi uyarı sinyalleri de yer aldı.
Enflasyon açısından, Fed kısa vadeli enflasyonun enerji fiyatlarındaki artıştan etkilendiğini belirtti. Özellikle Orta Doğu’daki jeopolitik gerginliklerin ve İran‑ABD arasındaki gerilimlerin enerji maliyetlerini yükseltmesi, enflasyon baskısını artırma potansiyeli taşıyor. Metinde “Orta Doğu’daki gelişmeler ekonomik görünümde belirsizliği artırıyor” ifadesi, küresel risklerin Fed politikası üzerindeki etkisine işaret ediyor.
Powell’ın Son Açıklamaları
Toplantı sonrası basın toplantısında Powell, mevcut para politikası duruşunun “ekonomik hedeflerle uyumlu” olduğunu tekrarladı. Çekirdek enflasyonun hâlen yükselme ihtimali olduğunu, ancak uzun vadeli enflasyon beklentisinin %2 hedefine yakın kaldığını vurguladı. Kısa vadeli enflasyonun enerji fiyatlarından kaynaklı yukarı yönlü baskı görmesinin ortadan kalkmayacağını belirten Powell, “Fed, mevcut veriler ışığında politika faizini sabit tutmanın en uygun hareket olduğunu” söyledi.
Powell ayrıca, “Fed’in para politikası önceden belirlenmiş bir patikada değildir; gelen verilere göre esnek bir yaklaşım sürdüreceğiz” diyerek, önümüzdeki toplantıların “yine daha yoğun tartışmalara sahne olacağını” ima etti.
Gelecek Açıklar ve Piyasa Beklentileri
Kararın ardından piyasa analistleri, Fed’in “bekle‑gör” stratejisine sıkı sıkıya bağlandığını, faiz indirimi sinyallerinin ise hâlâ belirsiz bir alanda kaldığını belirtiyor. İki temel risk faktörü öne çıkıyor:
- Jeopolitik gelişmeler: Orta Doğu’daki gerilimlerin devam etmesi enerji fiyatlarını yükseltmeye devam edebilir, bu da enflasyon baskısını sürdürür.
- İç ekonomik veriler: İstihdamın yavaşlaması veya tüketici harcamalarının beklenenden zayıf gelmesi, para politikasında bir gevşemeye yönlendirebilir.
Federal Açık Piyasa Komitesi’nin bir sonraki toplantısı 15 Mayıs 2026’da gerçekleşecek. O tarihte Powell’ın görev süresi sona erecek ve yeni bir başkanın liderliğine geçiş bekleniyor. Yeni başkanın para politikası konusunda alacağı sinyaller, hem kısa vadeli faiz beklentilerini hem de küresel sermaye akımlarını doğrudan etkileyecek.
Sonuç: Tarihi Bölünme ve Gelecek İçin Belirsizlik
Fed’in 29 Nisan 2026 kararının iki yönü bulunuyor:
1. Faizlerin sabit kalması, piyasalara istikrar sinyali gönderirken, uzun vadeli enflasyon hedefi (%2) ve maksimum istihdam vizyonu hâlâ aynı çerçevede korunmuş durumda.
2. Karar içindeki oy ayrılığı, Fed’in içinde artan görüş farklılıklarını ortaya koyuyor. Dört karşı oy, politika yönünün gelecekte daha radikal değişiklikler içerip içermeyeceği konusundaki belirsizliği artırıyor.
Özetle, Fed’in üçüncü kez “pas” vermesi, kısa vadeli para politikası sürüşünün bir duraklama olarak yorumlanabilir; ancak komitedeki en yüksek muhalefet, önümüzdeki aylarda faizlerde bir yön değişikliği olasılığının hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor. Piyasa katılımcıları, Powell’ın son basın açıklamaları ve yeni başkanın yaklaşımları ışığında, faiz politikası yönündeki sinyalleri yakından izlemeye devam edecek.
