Tahran’da İmam Humeyni Musalla’da Cenaze Namazı Edâ Edildi
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta düzenlediği ortak hava saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney için İran’ın başkenti Tahran’daki İmam Humeyni Musalla Camisi’nde devlet töreniyle cenaze namazı kılındı. Sabahın erken saatlerinden itibaren ellerinde İran bayrakları ve kırmızı renkli “intikam” sancaklarıyla tören alanına akın eden yüz binlerce vatandaş, cami avlusunu ve çevresindeki meydanları doldurdu. İmam Humeyni Musalla Camisi’ndeki özel alanda edâ edilen cenaze namazını tanınmış Şii alimlerinden Ayetullah Cafer Sobhani kıldırdı.
Törene İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yanı sıra ülkenin üst düzey askeri ve siyasi yetkilileri, Devrim Muhafızları komutanları ile çok sayıda din adamı katıldı. Hamaney’in ve saldırılarda yaşamını yitiren aile bireylerinin İran bayraklarına sarılı tabutları, caminin geniş avlusunda hazırlanan yüksek bir musalla taşının üzerine yerleştirildi. Tabutların çevresinde camdan muhafazalar bulunurken, alanda devasa portreler, Kuran ayetleri ve devrim sloganlarıyla donatılmış siyah yas örtüleri dikkat çekti. Dini ritüeller ile devlet sembollerinin iç içe geçtiği tören, rejimin sürekliliğini vurgulayan bir sahneye dönüştürüldü.
Hamaney’in Hayatı ve Ölümü
1989 yılından bu yana İran İslam Cumhuriyeti’nin en yüksek dini ve siyasi otoritesi olan “Yüce Lider” (Supreme Leader) sıfatıyla ülkeyi yöneten Ali Hamaney, 86 yaşında iken Tahran’a düzenlenen şok saldırıda hayatını kaybetti. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Hamaney’in “İsrail tarafından etkisiz hâle getirildiğini” açıklamış; ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ortak saldırı emri verdiği uluslararası basın tarafından doğrulanmıştır. Saldırı, bölgede aylarca sürecek ve binlerce can kaybına yol açacak geniş çaplı bir savaşı tetiklemiştir.
Hamaney yalnızca kendisi değil, saldırılarda kızı, damadı, torunu ve gelini de dâhil olmak üzere birçok aile bireyini kaybetti. İran devlet televizyonu, Hamaney’in çalışma ofisinde şehadete ulaştığını duyururken, hükûmet 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan etmişti. Cenaze törenleri, süren savaş nedeniyle birkaç ay ertelenmiş ve taraflar arasında varılan geçici ateşkes ile birlikte Temmuz ayının ilk haftasında gerçekleştirilmeye başlanmıştı.
Tören Programı ve Kitlesel Katılım
İranlı yetkililer, yalnızca Tahran’da 10 milyondan fazla, altı günlük törenlerin tamamında ise 20 ila 30 milyon kişinin katılımını öngörüyor. Cenaze namazının ardından naaş, başkent Tahran sokaklarında düzenlenecek resmî veda yürüyüşüyle halka gösterildikten sonra Kum kentine nakledilecek. Türkçe ve uluslararası kaynakların aktardığı takvime göre, naaş 8 Temmuz’da Irak’ın Necef ve Kerbela kentlerine götürülecek; 9 Temmuz’da ise doğduğu şehir olan Meşhed’deki İmam Rıza Türbesi’nde toprağa verilecek.
Törenler sırasında halk, “Marg bar Âmrikâ” (Kahrolsun Amerika), “Marg bar Esrâil” (Kahrolsun İsrail) ve “Enteghâm migirim” (İntikam alacağız) şeklinde sloganlar attı. Kırmızı sancaklar, henüz alınmamış intikamı simgeliyor olarak yorumlandı. Katılımcılar ayrıca savaş sırasında Minab’daki saldırıda öldürülen 168 öğrenciyi anmak için de yas tuttu; mersiyeler ve ritmik göğüs vurma ritüelleri gün boyu kesintisiz sürdü.
Müçteba Hamaney ve Yeni Liderlik Belirsizliği
Öne çıkan bir diğer gelişme ise Hamaney’in oğlu ve kendisinin yerine geçen yeni Yüce Lider Ayetullah Müçteba Hamaney’in törenlerdeki yokluğu oldu. Babasını aynı 28 Şubat saldırısında ağır yaralandığı belirtilen Müçteba Hamaney, cenaze törenlerinin halka açık bölümlerinde görülmedi. Yalnızca üç oğlu, camideki cenaze namazında tabutun başında hazır bulundu. Yeni liderin sağlık durumu ve güvenliğiyle ilgili resmî makamlarca şimdiye kadar ayrıntılı bir açıklama yapılmaması, Tahran’daki siyasi belirsizliği derinleştiriyor. Uzmanlar, Müçteba Hamaney’in kamuoyu önüne çıkmamasının, rejim içindeki güç mücadelelerinin ve güvenlik endişelerinin bir yansıması olabileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve Uluslararası Yansımalar
Funeral ceremonies, İran ile ABD arasında süren ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü de içeren zorlu müzakerelerin gölgesinde gerçekleşiyor. Beş haftalık çatışmanın ardından ilân edilen geçici mutabakatla birlikte Hürmüz Boğazı’ndan geçişler kısmen sağlanmış olsa da, taraflar nükleer program, yaptırımlar ve kalıcı ateşkes konularında uzlaşmaya varabilmiş değil. ABD öncülüğündeki çok uluslu deniz gücü, boğazdaki trafiğin güvenliğini sağlamak için operasyonlarını sürdürürken, tehdit seviyesinin “kayda değer” olduğu değerlendirmesi yapılıyor.
Uluslararası toplum ise gelişmeleri endişeyle takip ediyor. İsrail yönetimi, “İran’ın varlığına kasteden her liderin aynı akıbete uğrayacağını” söylerken, İranlı yetkililer törenleri “yüzyılın en büyük halk buluşması” olarak nitelendiriyor. Gözlemciler, devasa katılımın olduğu bu törenlerin İran rejimi için hem içeride birlik mesajı hem de dışarıya karşı bir güç gösterisi anlamı taşıdığını vurguluyor. Törenlerin tamamlanmasının ardından, taraflar arasında kalıcı barış görüşmelerinin yeniden başlaması ve Hürmüz Boğazı’ndaki normalleşmenin hız kazanması bekleniyor.
