İBB davasının 6. haftası: Murat Ongun ek soruşturmayı eleştirdi, Erol Özgüner’in suç duyurusu tartışma yarattı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yolsuzluk davası 9 Mart 2026’da açıldıktan bu yana 414 sanık ve 414 sosyal sorumluyu kapsayan çığ gibi bir süreç sürdürüyor. Dava, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’deki Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi’ndeki 21’inci duruşmasıyla altıncı haftasına girdi. Bu oturumda, Medya A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ilk kez sözü alarak ek suç duyurusu talebini ve etkin pişmanlık uygulamasını eleştirdi.
BBC News Türkçe’nin 14 Nisan 2026 tarihli haberine göre, duruşmada Sanık Esma Bayrak (dijital reklamcı) savunmasını yaparken “etkin pişmanlık” kapsamında ifadesini verdiği Erol Özgüner isimli İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı’nın bir sözü üzerine dahil edildiğini belirtti. Bayrak, savunmasında delil niteliğindeki e‑postaların “çok az” olduğunu ve hiçbirinin suç oluşturmadığını savundu.
Murat Ongun ise mahkeme karşısında, savcılığın 9 Nisan’da Erol Özgüner hakkında “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi” iddiasıyla suç duyurusunda bulunma talebini gündeme taşıdı. Ongun, “Eğer sanık yalan beyan vererek insanların hayatını kararttıysa ya da adaleti aldatıyorsa, bu suç duyurusu başımızın üzerinde olacaktır,” diyerek sorunun temelini “suç duyurusunun dayanağı”na odakladı:
“Ama iddianamenin yazıldığı gün itibarıyla Özgüner’e bir suç atılamamışsa, 14 tutuklu sanık da ‘Eylem 13’te bir suç olduğunu ifade etmemişse, bir suç duyurusu ekstra biraz tuhaf geldi. Neden efendim? Burada belki insanların duygu durumuna göre bir suç duyurusu olmayacağı kanaatindeyim.”
Bu açıklama, savcılık yetkilisinin “etkin pişmanlık” kapsamında serbest bırakılan bir şahıs üzerinden yeni bir suçlama talebinde bulunmasının hukuki tutarlılığına dair soruları gündeme taşıdı. Hukukçular, kararın “suç duyurusu” kavramıyla çeliştiğini, çünkü suç duyurusunun ancak somut bir suçun işlendiği ve kanıtların mevcut olduğu durumlarda yapılabileceğini vurguluyor.
Duruşmanın genel seyri ve diğer gelişmeler
Durumu daha geniş bir çerçeveye oturtmak gerekirse, 21’inci duruşmada toplam 29 sanığın savunması alındı. Duruşmanın başında Esma Bayrak ve İnan Güney (Beyoğlu Belediye Başkanı) gibi isimlerin dosyalarının birleştirildiği duyuruldu; Güney’in dosyasının da İBB yolsuzluk davasına eklenmesi, davanın kapsamını “büyük bir bütün” hâline getirdi.
CNN Türk ve World of Türkiye’nin haberlerine göre, 18 kişi tahliye edildi. Tahliye kararı, Kadriye Kasapoğlu, Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şirolu gibi isimleri kapsadı. Ancak Murat Ongun ve Ekrem İmamoğlu gibi ana sanıklar tahliye talebinde bulunmadı ve mahkeme hâlâ tüm sanıkların savunmasını tamamlamaya odaklanıyor.
Mahkeme başkanı, duruşmaların akşam 22.00’ye kadar sürebileceğini belirterek sürecin yoğunluğunu vurguladı. Duruşmanın bir başka kritik noktası, savcılığın Erol Özgüner hakkında “kişisel verilerin kayıt altına alınması” ve “verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi” suçlarından ek bir soruşturma talebinde bulunmasıydı. Bu talep, hâlihazırda “etkin pişmanlık” ile tahliye edilen bir kişinin tekrar dava dosyasına bağlanması anlamına geliyor.
İddiaların arka planı: Etkin pişmanlık ve veri sızıntısı
İBB davasında öne çıkan iki ana nokta şunlardır:
- Etkin pişmanlık: 2025 Eylül ayında yargı, “etkin pişmanlık” kapsamında bir dizi sanığın ceza süresini azalttı ya da tamamen tahliye kararını verdi. Bu uygulama, sanıkların “gerçekten pişman” olduklarını kanıtlamaları için sıkı bir belgelemeye dayanıyordu.
- Kişisel veri sızıntısı: “İstanbul Senin” isimli denetimsiz bir uygulama üzerinden vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiası, savcılık tarafından “kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi” suçlamasını doğurdu. İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Özgüner’in bu süreçte sorumlu tutulması, savcılık tarafından ek bir suç duyurusu talebiyle desteklendi.
Bu iki unsur, mahkemenin “sürecin bütünlüğü” ve “gerçek suçların tespiti” açısından kritik bir dönemeçte olduğunu gösteriyor. Hukuk çevreleri, etkin pişmanlık kararlarının geriye dönük bir “suç duyurusu” ile geçersiz kılınmasının hukuka aykırı olabileceğine işaret ediyor.
Mahkemenin sonraki adımları ve beklentiler
İBB davası henüz 22 Nisan 2026 tarihine kadar uzanan bir takvim çerçevesinde, tüm sanıkların savunmasının tamamlanması ve hâlâ “bekleyen” 18 tutuklunun tahliye talebinin netleştirilmesi adımlarına odaklanacak. Duruşmaların haftada dört gün sürmesi, yeni delillerin ve tanık ifadelerinin eklenmesiyle birlikte sürece ek bir karmaşıklık getirebilir.
Uzmanlar, Mahkeme Başkanının “Suç duyurusu talebiyle ilgili açıklamasının” “muhtemelen yeni bir duruşma talebi ya da ek bir kapsam” olarak değerlendirileceğini ve savcılık ile savunma arasında “delil ağırlığı” konusundaki tartışmanın artacağını tahmin ediyor.
Dolayısıyla, “İBB davası” sadece bir yolsuzluk meselesi olmaktan çıkıp, kişisel veri koruması, etkin pişmanlık uygulamaları ve adli sürecin şeffaflığı üzerine geniş bir hukuki tartışmaya dönüştü. Önümüzdeki oturumlarda, özellikle Erol Özgüner ve Murat Ongun gibi kilit isimlerin savunmaları, davanın seyrini belirleyecek kritik bir rol oynayacak.
Bu bağlamda gelişmeleri yakından takip etmek, Türkiye’de yargı sistemi, kamu yönetimi ve veri güvenliği konularındaki gelecekteki yasal düzenlemeler için de bir gösterge niteliği taşıyacak.
