İhracat ve İthalatın Dalgalanma Riski: Şimşek'ten İkinci Çeyrek Uyarısı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ülkedeki dış ticaret dengesine ilişkin son açıklamalarında ikinci çeyrekte dalgalanma ihtimaline dikkat çekti. Bakan, Nisan ayında ihracatın takvim etkisiyle yüzde 22,3 artarken ithalatın sadece yüzde 3,1 yükseldiğini vurguladı ve “İkinci çeyrek itibarıyla dış ticaret açığının daralması bekleniyor, ancak geçici dalgalanmalar oluşabilir” şeklinde uyardı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2024 yılının Nisan ayında ihracat 19,31 milyar dolar seviyesine ulaşmış, bir önceki yıla göre yalnızca binde 1 artış göstermiştir. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 4,2 artarak 29,2 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. Bu fark, cari açığın Nisan ayında 9,86 milyar dolar seviyesine yükselmesine yol açtı. Şimşek, “Takvim ve köprü günlerinin etkisiyle dış ticaret açığı geçici olarak artabilir; ama ikinci çeyreğin ortalarına gelindiğinde olumlu bir daralma görülmesi bekleniyor” dedi.
Şimşek’in açıklamaları, özellikle DW Türkçe ve CNN Türk gibi haber kaynaklarında geniş yer buldu. DW Türkçe, bakanın programının ihracatçıyı zorladığını ve döviz kuru baskısının küresel rekabette olumsuz etkileri olduğunu ileri sürerken, CNN Türk Şimşek’in resmi X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamaları doğrudan aktardı. Bakan, “Kırılganlıkları önemli ölçüde azalttığımız zorlu bir dönemi geride bıraktık. Makro‑finansal istikrarımız güçleniyor, dış talebin pozitif katkısı 1,3 puan; iç talebin ise 1,2 puana gerilemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Özellikle İhracatçıların mevcut koşullara verilen yanıtları incelemek, dalgalanma riskinin ne kadar somut olduğunu anlamak açısından önem taşıyor. TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) Başkanı Mustafa Gültepe, yüksek enflasyon ve baskılanmış kur politikalarının ihracatçıyı “krize sürüklediğini” belirterek, “Döviz dönüşüm desteğinin artırılması ve özel faiz ihsası olmadan dış pazarlarda rekabet edemeyiz” dedi. Benzer şekilde İDDMİB (İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, “Enflasyonla aynı paralellikte yükselen üretim maliyetleri ihracatta sürdürülebilir bir artışı engelliyor” görüşünü paylaştı.
Bu çerçevede ekonomik göstergeler de ilgili riskleri destekliyor. TÜİK’in yayınladığı ikinci çeyrek GSYİH verileri, yılı %2,5 oranında büyütürken, sanayi sektörü %1,8 daraldı. Sanayi dışındaki hizmetler, inşaat ve tarım gibi sektörlerde büyüme devam etti. Ancak, büyüme kompozisyonunun iç talep yerine dış talep odaklı olması, dış ticaretteki dalgalanmalara hassasiyet yaratıyor.
Şimşek, “İkinci çeyrek öncesi cari açığın milli gelire oranının yaklaşık %2,5 seviyesinde kalmasını öngörüyoruz. Yıl sonunda cari açık, orta vadeli program hedeflerinin altında gerçekleşecek” diyerek ciddiyetle bir öngörüde bulundu. Bakan ayrıca “2025‑2027 dönemi Orta Vadeli Programımızı yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Kalıcı fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme hedefimiz çerçevesinde ihracatı destekleyecek politikalar uygulamaya devam edeceğiz” şeklinde bir taahhüt verdi.
Uzman değerlendirmelerine göre, dalgalanma riskinin temel tetikleyicileri şunlar:
- Döviz kuru politikalarının ihracatçı firmalar üzerindeki etkisi; baskılanmış kurlar rekabet gücünü zayıflatıyor.
- Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artış; özellikle enerji yoğun sektörlerde maliyet baskısı hissediliyor.
- Küresel talep dalgalanmaları; Avrupa pazarındaki gecikmeler ve türev riskleri ihracatı kırılgan hâle getiriyor.
- İç talebin yavaşlaması; iç tüketimin büyümeye katkısının gerilemesi dış talebe bağımlılığı artırıyor.
Bu bağlamda Önerilen Politikalar arasında şunlar yer alıyor:
- İhracatçılar için döviz dönüşüm destek oranının artırılması (şu an %2 iken %5‑7 seviyesine çıkarılması).
- Küçük ve orta ölçekli ihracatçılara düşük faizli kredilerin sunulması; özellikle Eximbank ve öneri kredileri genişletilmeli.
- Enerji maliyetlerini hafifletecek sübvansiyon ve vergi indirimleri, özellikle tekstil ve hazır giyim sektörlerinde.
- Döviz kurlarına yönelik özel bir koruma mekanizması (örneğin, döviz forward kontratları için devlet garantisi).
Sonuç olarak, Mehmet Şimşek'in uyarısı, ikinci çeyrekte dış ticaretin bir miktar dalgalanma gösterebileceği yönünde uyarı niteliği taşıyor. Ancak, güçlü makro‑finansal temeller ve önümüzdeki döneme ait Orta Vadeli Program ile birlikte bu dalgalanmanın sınırlı kalması ve cari açığın kontrollü bir seyir izlemesi bekleniyor. Politika yapıcıların ve ihracatçının ortak çabaları, Türkiye’nin dış ticaret dengesini istikrarlı bir zeminde tutmak için kritik öneme sahip.
