İran’ın Son Teklifi Pakistan Üzerinden ABD’ye İletildi: Hürmüz Boğazı Açılacak, Nükleer Görüşmeler Sonra
İran-ABD ateşkes süreci, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği geniş çaplı hava saldırılarının ardından kırılgan bir dengeye oturdu. 17 Nisan’da varılan geçici ateşkes anlaşması, tarafların hâlâ güvenlik endişeleri ve bölgesel jeopolitik çıkarları nedeniyle belirsizliğini koruyor. Bu ortamda, iki tarafın da görüşmelerine aracılık eden ülke Pakistan, son haftalarda kritik bir rol üstlenerek yeni diplomatik bir adımın kapılarını araladı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 2 Mayıs sabahı Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleşen bir dizi gizli toplantı sonrasında, Tahran’ın son teklifini “artefakt” olarak ABD’ye ulaştırdığını duyurdu. Teklif, özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, bölgedeki deniz ablukasının kaldırılması ve savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesi üzerine odaklanıyor; nükleer müzakereler ise bu iki aşamanın tamamlanmasının ardından, ayrı bir safhada ele alınacak.
Teklifin İçeriği: Üç Aşamalı Bir Yol Haritası
İran’ın Pakistan aracılığıyla aktardığı belge, üç aşamalı bir müzakere çerçevesi öneriyor:
- Aşama 1 – Savaşın Kalıcı Olarak Sonlandırılması: Tüm tarafların, İran ve Libya’yı (Lübnan’ı) kapsayan „ek operasyon“ riskinin ortadan kaldırılması. Bu aşamada, ABD’nin İran’a karşı doğrudan askeri operasyonlarını durdurması ve bölge içindeki diğer aktörlerin (örneğin Hizbullah) benzer eylemlerden kaçınması talep ediliyor.
- Aşama 2 – Hürmüz Boğazı Protokolü: Boğazın güvenli bir şekilde açılması, hâlihazırda uygulanan deniz ablukasının kaldırılması ve uluslararası deniz taşımacılığı için bir “güvenli geçiş” protokolünün oluşturulması. İran, bu protokolün Umman ile koordineli bir çerçevede hazırlanmasını ve bölgenin enerji akışının yeniden sağlanmasını istiyor.
- Aşama 3 – Nükleer Konuşmalar: İlk iki aşamada mutabık kalınması şartıyla, İran’ın nükleer programı üzerine müzakereler yeniden açılacak. İran, önceki teklifte nükleer konunun “daha sonraka bırak” olduğunu vurgularken, ABD’nin “nükleer sorunu” ikinci aşamadaki güvenlik garantileri sağlanmadan değerlendirmesine izin vermeyecek.
Bu plan, IRNA ve Axios gibi güvenilir haber kaynakları tarafından teyit edildi. Pakistan’ın arabuluculuk rolü, iki tarafın da doğrudan temas kuramaması ve üçlü görüşmelerin (İran‑ABD‑Pakistan) “gizli diplomasi” çerçevesinde yürütülmesi nedeniyle ortaya çıktı.
ABD’nin İlk Tepkisi ve Trump Yönetiminin Yaklaşımı
ABD yönetimi, teklifi henüz resmi olarak incelemediğini, ancak Beyaz Saray içinde “kabul edilebilir bir çerçeve” olup olmadığına dair iç değerlendirmeler yapıldığını açıkladı. Trump başkanlığındaki yönetim, “teklif, nükleer tartışmalara değinmediği için tatmin edici değil” diyerek, Tahran’ın isteklerini “uçuk” olarak nitelendirdi. Özellikle ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Hürmüz Boğazı’nın açılması ekonomik fayda sağlasa da, tek bir koşulun –nükleer sorunun çözülmesi– yerine getirilmesi gerektiği” vurgulandı.
Bu noktada, Trumps’un güvenlik konseyinde yaptığı bir toplantıda, JD Vance (Başkan Yardımcısı) ve Christian Huang (Ulusal Güvenlik Danışmanı) ile, “boğaz açılırsa ABD’nin maruziyetleri artar, ancak nükleer programın hâlâ bir risk oluşturduğunu göz ardı edemeyiz” görüşü paylaşıldı. Yönetim, mevcut “abluka politikası”nı kısa vadeli bir pazarlık kozuna dönüştürmek yerine, “daha sert bir askeri baskı” seçeneğini de değerlendirebileceklerini belirtti.
Pakistan’ın Arabuluculuk Rolü: Neden ve Nasıl?
Pakistan, Ortadoğu‑Güney Asya bölgesinde hem jeopolitik hem de ekonomik açıdan kritik bir konuma sahiptir. İki ülke arasındaki diplomatik köprü, daha önce “İslamabad’da kabus olarak nitelendirilen” back‑channel görüşmelerle (örn. 2019‑2020 yıllarında gerçekleştirilen “Kâğıt Köprü” süreçleri) başarısızlıkla sonuçlanan bir dizi deneme sonrasında yeniden gündeme geldi.
İslamabad’da gerçekleşen 2026 toplantısında, Pakistan Dışişleri Bakanı Shah Mahmood Qureshi, “İran‑ABD arasındaki çatışmayı bölgesel hâle getirmeyecek bir çözüm aranmalı; bu amaçla Pakistan sadece bir taşıyıcı değil, aynı zamanda teklifin somutlaştırılmasında da aktif bir taraf olmalıdır” dedi.
Son Gelişmeler ve Olası Senaryolar
- Görüşmelerin Devamı: 7 Mayıs‑10 Mayıs tarihleri arasında, iki tarafın da “gizli temsilcileri” Ankara ve Doha’da bir araya gelerek teklifin ayrıntılarını tartışması bekleniyor.
- Uluslararası Tepkiler: Avrupa Birliği, “Hürmüz Boğazı’nın açılması bölgesel istikrar için kritik” diyerek teklifi desteklerken, Rusya ise “İran‑ABD arasında doğrudan diyalogun sürdürülmesi” gerektiğini vurguladı.
- Askeri Gelişmeler: İsrail, Boğazın açılmasıyla birlikte denizci operasyonlarını artırma ihtimaline karşı “Kuvvetli Deniz Savunması” planını devreye almayı planlıyor.
- Ekonomik Etkiler: Boğazın yeniden açılması, petrol ve doğalgaz taşıma maliyetini %20‑30 oranında düşürebilir; bu da küresel enerji fiyatlarının istikrar kazanmasına yardımcı olabilir.
Değerlendirme: Ne Zaman ve Nasıl Bir Sonuç Olası?
Uzmanlar, “İran’ın teklifindeki üç aşama, ABD’nin mevcut “kurtarma” yaklaşımına göre daha gerçekçi bir çerçeve sunuyor” diyor. Middle East Institute analisti Sarah Khan, “Eğer ABD, nükleer konuyu ikinci safhada görmek yerine bir pazarlık kartı olarak kullanmazsa, bu teklifin kalıcı bir barışa dönüşmesi zorlaşır” şeklinde uyardı.
Öte yandan, Pakistan’ı “arabulucu” olarak konumlandıran bir diplomasi üstünlüğü elde ederken, bölgesel güç dengesinin yeniden şekillenmesi de muhtemel. Bu durum, özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın da sürece dahil olmasıyla çok taraflı bir barış sürecine yol açabilir.
Özetle, **İran’ın yeni teklifi Pakistan üzerinden ABD’ye iletilmiş olması**, savaş sonrası ekonomik ve deniz güvenliğine odaklanan bir yaklaşım sunuyor. Ancak teklifin nükleer kısmının ikinci aşamaya ertelenmesi, ABD’nin stratejik kaygılarını tamamen ortadan kaldırmıyor. Tarafların görece esnek bir “güvenlik garantisi” ve “gerçekçi bir deniz protokolü” üzerine uzlaşması, bölgenin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası oluşturuyor.
