İran’daki Okul Saldırısı: ABD’nin Sessizliği Neden ‘Sıradışı’ Sayılıyor?
28 Şubat 2026 tarihinde, İran’ın güneydoğusunda yer alan Minab şehrindeki bir kız okulu, bölgedeki ABD‑İsrail savaşının ilk atışları sırasında bir füze darbesiyle vuruldu. İran yetkilileri, saldırıda 168 kişi – bunların çoğu çocuk – hayatını kaybettiğini bildirdi. Olayın ardından ABD Pentagon’u ve beş eski yüksek rütbeli askeri yetkili, savaş suçları ve sivil halkın korunması konularındaki geçmiş uygulamalarıyla karşılaştırıldığında, Pentagon’un “sessiz” kalmasının olağan dışı olduğunu vurguladı.
Olayın Fiziksel Kanıtları
BBC, gösterilen video ve uydu görüntülerinde, ABD yapımı Tomahawk füzesinin İran Devrimci Muhafız Kuvvetleri (IRGC) karargahına komşu bir binayı vurduğunu doğruladı. Görüntüler, 2013‑2016 yılları arasında okul ile askeri tesis arasına çitlerin inşa edildiğini ve 2024‑2025 yıllarında okulun yeniden duvarlarla çevrelendiğini gösteriyor. Bu, “yanlış hedef koordinatları” iddiasını destekleyen bir unsurdur.
ABD’nin Açıklamaları ve Soruşturma Süreci
Pentagon, saldırının “soruşturma altında” olduğunu belirterek sadece “sivil hedefler asla hedef alınmaz” ifadesini kullandı. Ancak, Birleşik Krallık’ta yayınlanan BBC raporu ve NPR’ın görüşmeleri Pentagon’un 15‑6 soruşturması (sivil zararın varlığını ve ABD’nin bölgedeki operasyonel varlığını belirlemeye yönelik bir prosedür) başlattığını ortaya koydu. 15‑6 soruşturması, “olaya ilişkin iki temel soruyu yanıtladığında resmi bir araştırma açılır” şeklinde tanımlanıyor; bu da yetkililerin zaten ABD sorumluluğunu bildiğini ima ediyor.
Eski Yetkililerin Eleştirileri
Beş eski ABD yetkiliden, eski bir JAG (Judge Advocate General) olan Lt. Col. Rachel E. VanLandingham ve eski Pentagon sivil zarar uzmanı Wes Bryant, geçmişteki benzer olaylarda (Kunduz Hastanesi 2015, Kabil Havaalanı 2021, Irak‑1991 sığınak bombalaması) Pentagon’un daha hızlı ve şeffaf bir şekilde bilgi paylaştığını hatırlattı. VanLandingham, “yönetim, savaş hukuku karşısında sorumluluk ve hesap verebilirlik ilkesini göz ardı ediyor” dedi.
Politik Tepkiler
ABD Kongresi de bu sessizliğe tepki gösterdi. Demokrat Senatör Adam Smith Pentagon’un “cevapsız ve yetersiz” yanıtını “patetik” olarak nitelendirirken, Republican Senatör John Kennedy “bu korkunç bir hata” dedi. Pentagon’un “bağımsız bir soruşturma görevlisi” ataması bazıları tarafından “kağıt üzerinde iyi bir adım” olarak görülse de, Annie Shiel (Center for Civilians in Conflict) bu görevlendirmenin bile somut bir sorumluluk kabulüne dönüşmediğini belirtti.
Uluslararası ve Medya Çerçevesi
Birleşmiş Milletler'in İran üzerindeki faktör araştırma misyonu, aralıklarla olay yerine erişim talep etti ancak İran yetkilileri izin vermedi. BBC, Üç tarihi vaka (1991 Irak, 2015 Afganistan, 2021 Afganistan) üzerinden karşılaştırmalı bir analiz yaparak Pentagon’un “standart yanıt”tan sapmasını vurguladı. Ayrıca, NPR ve AOL gibi uluslararası haber ajansları, ABD’nin “güncellenmemiş hedef koordinatları” nedeniyle hatalı bir atış yaptığını ve bu durumun “35 yıl içinde en yüksek sivil ölü sayısı” olabileceğini bildirdi.
Sivil Toplum ve Hukuki Perspektif
Eski ABD yüksek askeri avukatı Rachel VanLandingham ve sivil zarar uzmanı Wes Bryant**, ABD’nin uluslararası insancıl hukuk (IHL) yükümlülüklerini ihlal edip etmediği konusunda “şeffaflık eksikliği”nin bir işaret olduğunu savundu. Bunların yanı sıra, sivil zarar azaltma birimi (Civilian Protection Center of Excellence) 2023’te kuruldu, ancak Savunma Bakanı Pete Hegseth yönetimi altında bu birim küçültüldü ve birçok avukat görevden alındı.
Gelecek Beklentileri ve Son Söz
İddiaların doğrulanması hâlen devam eden bir soruşturma kapsamında, Pentagon’un 15‑6 raporunu ne zaman kamuoyuyla paylaşacağı belirsiz. Uzmanlar, “örnek bir şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” ilkesinin uygulanmadığı takdirde, ABD’nin uluslararası itibarı ve müttefiklerine olan güvenin sarsılacağını uyarıyor. Özellikle, ABD‑İsrail‑İran ilişkilerinin yeni bir gerilim dönemi içinde olduğu bir zamanda, bu tür bir sessizlik, “sıradışı” olarak nitelendirilen bir tutumun ötesinde, diplomatik ve hukuki sonuçları olabilecek bir politik hamle olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Minab okul saldırısının ardından ABD’nin hâlen “sessiz” kalması, geçmişteki benzer olaylarla karşılaştırıldığında olağandışı bir durumu işaret ediyor. Soruşturmanın sonuçları, hem sivil halkın korunması hem de uluslararası savaş hukuku bağlamında ABD’nin sorumluluğunun netleşmesinde belirleyici olacaktır.
