İsrail'in Lübnan güneyindeki saldırıları: Ölü sayısı 22’ye yükseldi
Lübnan‑İsrail sınırındaki gerilim, geçici ateşkesin hâlâ geçerli olduğu bir dönemde bile artarak devam ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), son haftalarda Lübnan'ın güneyinde bir dizi hava, topçu ve kara saldırısı düzenledi. Resmi ve bağımsız kaynakların bildirdiğine göre, bu saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı en az 22 olarak teyit edildi.
Saldırıların kapsamı ve hedef bölgeler
İsrail ordusunun odaklandığı başlıca beldeler şunlardır:
- Meys el‑Cebel (Mufeylihe Mahallesi) – evlerin yanması ve çok sayıda sivil konutunun tahrip edilmesi.
- Hanîn – yoğun topçu ateşi ve çok sayıda evin yıkılması.
- Cebşit (Nebtiye ilçesi) – bir konut binasına yönelik hava saldırısı sonucu aynı aileden beş kişi yaşamını yitirdi.
- Hiyam (Marjayun ilçesi) – Celahiyye bölgesinde yapıların zarar görmesi.
- Odaisseh – İsrail dronu tarafından gerçekleştirilen gece saldırısında iki Hizbullah militanı öldü.
Bu bölgelerdeki saldırılar, hem sivil konutların yok edilmesi hem de Hizbullah’ın mevzelerine yönelik hedefleme amaçlı geniş çaplı bir operasyonun parçası olarak tanımlanıyor.
Ölü ve yaralı sayısındaki artış
Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın 2 Mart’tan bu yana verdiği istatistiklere göre, İsrail saldırılarından ölenlerin sayısı 2 534, yaralıların ise 7 863’e ulaşmıştı. Sadece son haftada ise en az 22 sivil hayatını kaybetti. Bu sayı, NNA (Lübnan Ulusal Haber Ajansı) ve SANA (Suriye Arap Haber Ajansı) gibi bölgesel haber ajanslarının verileriyle de destekleniyor.
Ateşkesin altında yatan dinamikler
10 günlük geçici ateşkes 17 Nisan 2024 tarihinde yürürlüğe girmişti. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Ateşkesi kabul ediyoruz, ancak güneyde işgal ettiğimiz bölgelerde kalmaya devam edeceğiz” şeklinde bir tutum sergiledi. Hizbullah ise “İsrail’in roket saldırılarını yanıt olarak yıkımla karşılık vereceğiz” diyerek misilleme tehdidinde bulundu.
Al‑Cihad, İslam Şerifi ve diğer yerel gruplar da ateşkesin kıyılmasını kınarken, İsrail’in kuzey sınırındaki güvenlik birimlerinin “savaş noktasına yaklaşıldığını” ve “saldırıya hazır olduğumuzu” belirten açıklamaları, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltiyor.
İnsani durum ve göç dalgaları
Saldırıların yoğunlaşması, Lübnan’ın güneyindeki kırsal ve kentsel alanlarda büyük bir göç hareketine yol açtı. Binlerce insan, evi terk edip Beyrut ve diğer büyük şehirlere sığınmak zorunda kaldı. Sığınmacı kamplarında gıda, su ve tıbbi yardıma olan ihtiyaç giderek artıyor.
Bir sivil savunma ekibi üyesi, son günlerde yalnızca 15‑16 orman yangınının çıktığını, yüksek sıcaklıkların ise yangın sayısını katlanarak artırdığını belirtti. Yangınlar, 3 500 dönümden fazla ormanlık alanı kül etmiş durumda.
Uluslararası tepkiler ve diplomatik çabalar
BM Güvenlik Konseyi, bölgedeki artan şiddete ilişkin bir acil oturum talep etti. ABD, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri aracılığıyla yürütülen arabuluculuk çabaları hâlâ devam ediyor; ancak her iki tarafın da “gerçek bir ateşkesi” kabul etmesi, özellikle İsrail’in “güneydeki işgal bölgelerini bırakma” konusundaki isteksizliği nedeniyle zorlaşıyor.
Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi, “İsrail’in Lübnan‑Suriye sınırına yönelik saldırılarını kınadık” açıklamasında bulundu. Aynı zamanda Katar‑Suriye temasları ekonomik işbirliğine odaklanırken, bölgesel istikrarın sağlanması gerektiğine vurgu yaptı.
Gelecek riski ve olası senaryolar
Uzmanlar, mevcut çatışmanın birkaç olası senaryoya evrilebileceğini belirtiyor:
- Yerel ölçekte bir patlama – Sınır bölgesinde kısa vadeli çatışma yoğunluğunun artması, daha fazla sivil kayıp ve altyapı yıkımına yol açabilir.
- Bölgesel yayılma – İsrail’in Gazze’deki operasyonları sürerken, Hizbullah’ın “yıkımla yanıt” söylemi doğrultusunda daha büyük çaplı roket ve drone saldırılarıyla sınırı genişletebilir.
- Güçlü uluslararası müdahale – Birleşmiş Milletler ya da ABD‑Fransa koalisyonu aracılığıyla zorunlu bir ateşkesin uygulanması, ancak bu durum hem İsrail hem de Hizbullah için siyasi ve askeri maliyetler doğurur.
Sonuç
İsrail’in Lübnan güneyindeki saldırılarının ölüm sayısının 22’ye ulaşması, geçici ateşkesin bile kırılgan olduğunu gösteriyor. Bölgedeki sivil halk, evlerini, canlarını ve gelecek umutlarını tehdit eden bir şiddet dalgasıyla karşı karşıya. Çözüm, tarafların askeri eylemlerden vazgeçmesi ve uluslararası toplumun baskısıyla gerçek bir ateşkes müzakeresine yönelmesiyle mümkün olabilir.
