Libya'nın doğusundaki Bingazi kentinde toplanan Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı 20 Ekim 2026 tarihinde oy birliğiyle onayladı. Meclis aynı oturumda, anlaşmayı reddettiği ve Ankara ile siyasi ilişkileri askıya aldığı 2020 tarihli kararını da iptal etti. Bu adımla birlikte, yıllardır yalnızca Trablus merkezli yönetim tarafından tanınan anlaşma, ülkedeki siyasi bölünmüşlüğe rağmen tüm Libya'nın resmi devlet politikası niteliğini kazandı.
Neler oldu?
Libya Temsilciler Meclisi'nden yapılan resmi açıklamaya göre, Bingazi'de gerçekleştirilen parlamento oturumunda Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı oylamaya sunularak oy birliğiyle kabul edildi. Parlamento ayrıca, Türkiye ile eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında imzalanan iki mutabakat zaptının reddedilmesine yönelik 2020 tarihli ve 1 sayılı meclis kararını oy birliğiyle yürürlükten kaldırdı. Reuters'a konuşan Libyalı milletvekilleri, aynı oturumda Türkiye'ye karşı 2020 yılında alınan boykot kararının da iptal edildiğini belirtti.
Kararın ardından Libya'nın yasama organının üst kanadı niteliğindeki Devlet Yüksek Konseyi bir açıklama yayımlayarak meclisin onayından memnuniyet duyulduğunu bildirdi. Konsey, atılan bu adımın Libya'nın denizlerdeki haklarının ve egemenliğinin korunması açısından olumlu bir gelişme olduğunu vurguladı. Libyalı Milletvekili Rabia Eburas da AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, meclis onayıyla birlikte anayasal ve hukuki pürüzlerin giderildiğini, dosyanın artık sadece Trablus'taki tek bir hükümetle sınırlı kalmayıp resmi Libya politikasının parçası haline geldiğini ifade etti.
Ankara cephesi gelişmeyi olumlu karşıladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, 2019'dan bu yana yürürlükte olan mutabakatın Libya Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesinin memnuniyet verici olduğu kaydedildi. Açıklamada, mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiği belirtilerek, Türkiye'nin Akdeniz havzasında güven, istikrar ve barışın temini için tüm ortaklarla çalışma iradesini sürdüreceği vurgulandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da kararın Türkiye-Libya ilişkileri ve Doğu Akdeniz'deki dengeler açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Arka plan
Türkiye ile Libya'nın Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti, 27 Kasım 2019'da İstanbul'da deniz yetki alanlarının sınırlandırılması ve güvenlik işbirliğini kapsayan iki ayrı mutabakat muhtırası imzalamıştı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) deniz yetki anlaşmasını 5 Aralık 2019'da onaylamış, karar 7 Aralık 2019'da Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. BM kayıtlarına göre 8 Aralık 2019'da yürürlüğe giren anlaşma, Türkiye tarafından 11 Aralık 2019'da BM'ye tescil ettirilmişti.
Ancak Libya'daki iç savaş ve siyasi bölünmüşlük nedeniyle ülkenin doğusunu kontrol eden Temsilciler Meclisi ve Halife Hafter liderliğindeki silahlı güçler, 2019'daki anlaşmaya uzun süre karşı çıktı. Doğu merkezli parlamento, 2020 yılında aldığı kararla mutabakatı reddetmiş ve Türkiye ile ilişkileri boykot etme kararı almıştı. Türkiye'nin son yıllarda Trablus yönetiminin yanı sıra doğu Libya'daki siyasi ve askeri aktörlerle diplomatik ve ekonomik temaslarını artırması, ayrıca ekim ayında Libya Parlamentosu Başkanlığı'nda yaşanan değişim, yaklaşık 7 yıl sonra meclisin tutum değiştirmesinde etkili oldu.
Neden önemli?
Doğu Akdeniz'deki enerji ve jeopolitik dengeleri doğrudan etkileyen bu karar, bölgedeki hukuki ve siyasi tartışmalarda yeni bir aşamayı temsil ediyor. Kararın öne çıkan etkileri şu şekilde özetleniyor:
- Hukuki itirazların zayıflaması: Yunanistan ve Avrupa Birliği (AB), 2019'daki mutabakatın Libya parlamentosu tarafından onaylanmadığını ileri sürerek anlaşmanın geçersiz olduğunu savunuyordu. Temsilciler Meclisi'nin oy birliğiyle verdiği onay, anlaşmanın Libya iç hukukundaki temsil ve meşruiyet tartışmalarını sonlandırdı.
- Enerji ve hidrokarbon işbirliği: Milletvekili Rabia Eburas'ın belirttiği üzere karar, Libya'nın Doğu Akdeniz'deki pazarlık gücünü artırırken Türkiye'ye de hidrokarbon potansiyeli taşıyan deniz sahalarında arama ve sismik çalışmalar yürütmesi için daha geniş bir hukuki çerçeve sunuyor.
- Doğu Akdeniz'de sınırlandırma: Anlaşma, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) 2003 yılından bu yana attığı tek taraflı adımlara ve Yunanistan'ın Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi amaçlayan maksimalist deniz yetki alanı tezlerine karşı iki ülke arasında deniz komşuluğu tesis ediyor.
Bundan sonra ne olacak?
Meclis onayının ardından Türkiye ile Libya arasında özellikle enerji ve deniz yetki alanlarındaki sismik araştırma faaliyetlerinin hız kazanması bekleniyor. Öte yandan karar, Atina ve Brüksel'de diplomatik hareketliliğe yol açtı.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, 20 Ekim 2026 tarihli açıklamasında Libya Temsilciler Meclisi'nin kararını reddettiğini duyurdu. Türkiye ile Libya'nın karşılıklı veya bitişik kıyılara sahip olmadığını ve anlaşmanın Yunan adalarının haklarını göz ardı ederek uluslararası deniz hukukunu ihlal ettiğini iddia eden Atina yönetimi, egemenlik haklarını korumak için gerekli tüm girişimlerde bulunacağını bildirdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğu yönündeki AB tutumunun değişmediğini savunarak Yunanistan ve Kıbrıs ile dayanışma mesajı verdi.
Uzmanlar, Libya'daki meclis onayının anlaşmanın temsil zeminiyle ilgili itirazları ortadan kaldırdığını, ancak adaların deniz yetki alanları ve sınırlandırma yöntemine dair Türkiye ile Yunanistan arasındaki esas uyuşmazlığın devam ettiğini belirtiyor. Bu doğrultuda önümüzdeki süreçte Doğu Akdeniz'deki diplomatik trafiğin ve enerji arama faaliyetlerine yönelik adımların yoğunlaşması öngörülüyor.




