Güncel Durum: Mabel Matiz’in “Perperişan” Şarkısına Yönelik Müstehcenlik Davası 30 Nisan’da Görülüyor
Türkiye – 30 Nisan 2026 – Türkiye’nin pop‑muzik sahnesinin en tanınan isimlerinden Mabel Matiz (gerçek adı Fatih Karaca), “Perperişan” adlı şarkısının sözleri nedeniyle “müstehcenlik” suçlamasıyla yargılandığı davada ikinci duruşmasını 30 Nisan 2026 saat 09:30’da İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görecek.
27 Mart 2026 tarihinde gerçekleşen duruşmada sanatçı mahkemeye katılamamış, savcının bir haftalık izne ayrılması nedeniyle dosyada esas hakkındaki mütala’nın sunulamadığı bildirilmiştir. Hakim, dosyanın celse arasında iddia makamına (savcılığa) gönderileceğini, mütala’nın hazırlanacağını ve yeni duruşmanın 30 Nisan’da yapılacağını duyurmuştur.
Davanın Kökeni ve Savcılığın Talebi
Söz konusu soruşturma, İçişleri Bakanlığı’nın “Perperişan” şarkısının sözlerinde müstehcen içerik bulunduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunmasıyla başlamıştır. Savcılık, sanatçıyı “müstehcen yayınların yayınlanmasına aracılık etmek” suçundan altı aydan üç yıla kadar hapis cezası talep etmektedir. İddianamede, şarkı sözlerinin cinsel çağrışımlar içerdiği ve özellikle çocukların zihinsel gelişimine zarar verebilecek nitelikte olduğu öne sürülmektedir.
Aile Bakanlığı’nın Katılımı ve Mahkeme Kararı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, şarkının çocukların üstün yararına aykırı olduğuna dair rapor sunmuş ve davada resmi taraf olarak yer alma talebinde bulunmuştur. 27 Mart duruşmasında mahkeme, bu talebi kabul etmiş ve Bakanlığın katılımını onaylamıştır. Bu durum, davanın sadece bireysel bir sanatçıyı değil, aynı zamanda kamu politikası ve çocuk koruma alanındaki kurumları da içine aldığını göstermektedir.
Avukatların Savunma Stratejisi
Matiz’in avukatları, şarkı sözlerinin Türk Ceza Kanunu kapsamında müstehcenlik unsurunu barındırmadığını iddia etmektedir. Savunma, “cinsel içerik dışındaki erotik imgeler, pornografik olmayan, edebi ve sanat değerine sahip” ifadeler olduğuna ve bu nedenle “müstehcenlik” tanımına uymadığına dikkat çekiyor. Avukatlar ayrıca, “Eğer müstehcenlik söz konusuysa, pornografik bir içerik aranmalıdır; şarkı sözlerinde böyle bir unsur bulunmamaktadır” şeklinde bir argüman sunmuşlardır.
İfade Özgürlüğü ve Dijital Platformlardaki Durum
İfade özgürlüğü savunucuları, şarkının YouTube, Spotify ve Apple Music gibi dijital platformlarda hâlâ erişime açık olduğunu belirterek, “Kamu düzeni ve genel sağlığın korunması gerekçesiyle yapılan engelleme taleplerinin yasal dayanağının kesin olarak ortaya konulması gerektiğini” vurgulamışlardır. İfade Özgürlüğü Derneği, şu ana kadar resmi bir erişim engeli talebinin uygulanmadığını, ancak bazı platformların şarkıyı incelenmek üzere işaretlediğini bildirmiştir.
Mabel Matiz’in Açıklamaları
Duruşmadan önce sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Matiz, “Müziğimin amacı insanları tetiklemek değil, birleştirmek ve iyi duygular uyandırmaktır” demiş ve sözlerinin “halk edebiyatı geleneğine öykünerek metaforlarla bir aşk hikâyesi anlatmak” amacını taşıdığını ifade etmiştir. Ayrıca “Kamu düzeni ve genel sağlığımızın alt tarafı bir şarkıdan bozulacak kırılganlıkta değildir” sözleriyle iddialara karşı duyarlılığını belirtmiştir.
Geniş Toplumsal Yankılar
Bu davanın, Türk sanat dünyasında ifade özgürlüğü, çocuk koruması ve devletin kültür politikaları arasındaki sınırları yeniden tartışma noktasına geldiği görülmektedir. Bazı kesimler, sanatçının ceza talebinin “sanat ve edebiyatın özgürleşmesi” adına bir tehdit oluşturduğunu savunurken; diğer yandan aile kurumları ve bazı politik gruplar, gençlerin korunması adına daha ciddi bir denetim gerektiğini iddia etmektedir.
Önümüzdeki Duruşmanın Önemi
30 Nisan’da görülecek duruşma, sadece Matiz’in ceza alıp almayacağını belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’de müzik, edebiyat ve diğer sanat dallarındaki “müstehcenlik” sınırının nasıl tanımlanacağı konusunda emsal teşkil edebilir. Mahkemenin vereceği karar, gelecekte benzer davaların nasıl yargılanacağına dair kıstaslar oluşturacak ve dijital platformların içerik denetim politikalarını doğrudan etkileyebilecektir.
Bu nedenlerle, hukuk uzmanları, basın temsilcileri ve sanat çevreleri, 30 Nisan duruşmasını yakından takip etmeye hazırlanıyor. Mahkeme kararının, hukuki çerçevede hem bireysel hakları koruyan hem de toplumsal değerleri gözeten dengeli bir yaklaşım sunması hâlâ beklentidir.
