İstanbul’da “Bebek Doğdu, Anne Hayata Tutundu”: Zozan Çelik’in Börek Organ Bağışı ve Aile’nin Mutlu Hayatı
İstanbul, 2 Mayıs 2026 – 38 yaşındaki Mehmet Şah Çelik, bebek annesinin doğum sonrası kendisine bağışladığı böbrekle yeni bir hayata adım attı. 4 aylık kızları Zeynep dünyaya geldikten kısa bir süre sonra, eşi Zozan Çelik üzerinden gerçekleşen böbrek nakli, aileyi sağlık ve mutlulukla dolu yeni bir döneme taşıdı.
Çift, İstanbul’da doğum yapan bir hastanede kızlarını sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmenin mutluluğunu yaşıyordu. Ancak Zozan, gebelik sırasında böbrek fonksiyonlarıyla ilgili bir sorun yaşadığını fark etti. Doktorların yaptığı tetkiklerde, hastalığın ilerlemesi halinde doğum sonrası yaşam kalitesinin ciddi olarak azalacağı tespit edildi. Aile, doktorların önerisiyle böbrek nakli seçeneği üzerinde değerlendirme yaptı.
Yaşanan bu süreçte Zozan Çelik, “Böbreği bile olsa veririm, kalbim bile olsa veririm” diyerek canlı bir verici olarak kararını kesinleştirdi. Türkiye’de organ bağışı yasalarına göre, dördüncü derece akraba ve eşi dışındaki kişilerden canlı böbrek bağışı ancak Sağlık Bakanlığı Etik Kurulu onayıyla mümkün olmaktadır. Zozan’ın sağlık durumu, yapılan kapsamlı tetkikler (kan grubu, doku uyumu, kanser ve enfeksiyon taramaları vb.) sonucunda uygun bulundu ve organ nakli komitesi tarafından onay verildi.
Böbrek nakli operasyonu 26 Şubat 2024 tarihinde, İstanbul Kadıköy’daki Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi’nde gerçekleştirildi. Operasyon süresi 3 saat 15 dakika olarak kaydedildi ve başarılı bir şekilde tamamlandı. Nakil sonrası hastaların %97’sinin birinci yıl içinde diyaliz tedavisinden kurtulduğu istatistiksel veriler ışığında, Zozan’ın sağlık durumu da beklenenden daha iyi ilerledi.
Hayata Tutunan Çift
Operasyondan birkaç gün sonra, Zozan ve Mehmet Şah Çelik, hastane odasından çıkarken “Hayata bir kez daha tutunduk” diyerek duygularını paylaştı. Zozan, “Kızımı doğurduğumda 4 aylık bir bebek vardı, o an içinde bir şeyler eksik hissediyordum. Verdiğim böbrek artık yeni bir hayatın, bir çocuğun kalbinde atıyor” dedi.
Mehmet Şah Çelik ise “Bu süreçte en büyük destek Zozan’ın cesareti oldu. Artık aile olarak birlikte bir gelecek planlayabiliyoruz. Çocuk sahibi olma hayalim de şimdi gerçeğe dönüşüyor” şeklinde konuştu. Çift, “Böbrek nakli sonrası gündelik yaşamda büyük bir sınırlama yok. Doktorumuzun önerdiği immünosupresif ilaçları düzenli kullandığımız sürece normal bir hayat sürdürüyoruz” diye ekledi.
Sağlık Uzmanlarının Görüşleri
Dr. Nilgün Bilal (Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Koordinatörü), “Canlı vericiden böbrek bağışı, alıcı ve verici için en yüksek uyum şansını sağlar. Zozan Hanım’ın uygun bulunması ve başarılı nakil, Türkiye’de organ bağışının artması gerektiğine bir kez daha işaret ediyor” dedi.
İmmünoloji uzmanı Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok ise, “Nakil sonrası immünosupresif tedavi hastaların bağışıklık sistemini baskılar, bu yüzden hastaların enfeksiyon riskine karşı sıkı bir takip gerekir. Zozan Çelik’in takibi, multidisipliner bir ekibin koordineli çalışması sayesinde sorunsuz gerçekleşti” şeklinde yorumladı.
Gelecek Planları ve Toplumsal Mesaj
Çift, bu deneyimlerini “Organ bağışı bir fedakarlık değil, yaşam armağanıdır” mesajı ile toplumu bilinçlendirmek için kullanıyor. Zozan Çelik, Instagram hesabında yaptığı açıklamada; “Böbreğimi verdiğimde sadece o anı düşündüm; o an benim bir anıyımdı. Şimdi ise iki kişiye yeni bir hayat sundum. Organ bağışı konusunda daha fazla insanı cesaretlendirmeliyiz” ifadelerini paylaştı.
Sağlık Bakanlığı’nın 2023 verilerine göre, Türkiye’de her yıl ortalama 5 000 böbrek nakli gerçekleştiriliyor; ancak organ bağış oranı hâlâ ihtiyaçları karşılamaktan uzakta. Uzmanlar, “Yaşamsal organ bağışının artırılması, hem çocukların hem de yetişkinlerin yaşam süresini ve kalitesini yükseltecek” uyarısında bulunuyor.
Sonuç
Zozan Çelik’in gebelik sürecinde yaptığı cesur karar, sadece ailenin sağlık durumunu iyileştirmekle kalmadı; aynı zamanda organ bağışının toplumsal faydasını gözler önüne serdi. Mehmet Şah Çelik ve eşi Zozan, «önce bebek doğdu, sonra bana can oldu» diyerek, sevgi, fedakarlık ve tıbbın buluştuğu bir başarı öyküsü ortaya koydular. Böyle bir hikâye, organ bağışı kültürünün yaygınlaşması, erken tanı ve tedavinin önemi gibi konularda farkındalık yaratmaya devam edecek.
