CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na Saldırısını Kınadı
İstanbul, 30 Nisan 2026 – İsrail ordusunun, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda müdahalesi, Türkiye siyasetinin en üst düzey temsilcilerinden birini harekete geçirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıyı “hayırlı bir misyonu engelleyen açık bir haydutluk” olarak nitelendirerek, dünya çapında ortak bir tepkinin gerekliliğini vurguladı.
Sumud Filosu’nun Amacı ve İsrail’in Müdahalesi
Sumud Filosu, 2026 yılının başından bu yana Yunanistan’ın güney sahillerinden geçerek, Gazze’ye gıda, ilaç ve temel tıbbi malzemeler taşıyan sivil gemilerden oluşan bir konvoydur. Filonun, uluslararası hukukta tanımlanan insani yardım görevi çerçevesinde hareket ettiği, Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütlerinin desteklediği belirtiliyor.
31 Mayıs 2026’da, İsrail Deniz Kuvvetleri, Yunan kara sularına birkaç mil mesafede konumlandırılmış Sumud Filosu’na “güvenlik tehdidi” gerekçesiyle bir baskın düzenledi. Sonuç olarak 21 tekne alıkonulmuş, filoda bulunan 31 Türk aktivistten 20’si tutuklanmış ya da gözaltına alınmıştır. Özel’in sosyal medya paylaşımlarında yer alan isim listesi, Mustafa Enes Topal, Muhammed Özdem, Ali Deniz, Şahin Yaslık gibi tanınmış sivil toplum aktörlerini içermektedir.
Özgür Özel’in Açıklaması
Özel, X hesabından yaptığı uzun bir tweet dizisinde şu ifadelere yer verdi:
“Gazze’ye yardım ulaştırmak için yola çıkan Küresel Sumud filosu, insanlığın ortak vicdanını temsil etmektedir. İsrail yönetiminin; ekmek taşıyan, ilaç taşıyan, dayanışma taşıyan bu filoya uluslararası sularda müdahale etmesi, hukuksuzluğun da ötesinde açık bir haydutluktur.”
Devamında ise uluslararası toplumu aşağıdaki çağrıyı yaparak harekete geçmeye davet etti:
“Dünya, bu pervasız saldırı karşısında susmamalı; uluslararası hukuk, insanlık onuru ve vicdan adına ortak tepki göstermelidir.”
Özel, aynı zamanda Türkiye’deki hükümetin tutumunu eleştirerek şu sözleri kullandı:
“Netanyahu’ya ‘Savaş kahramanı’ diyen Donald Trump’ın kurduğu sözde barış masasına, İsrail yönetimiyle birlikte oturan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının; bugün Filistin’in yanında olduğunu söylemesi riyakârlıktır, samimiyetsizliktir. Bu ikircikli tutumun artık inandırıcılığı kalmamıştır.”
Uluslararası ve Yerel Tepkiler
Sumud Filosu’nun durumu, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde ayrı bir oturum açtırdı. Konsey, İsrail’in “uluslararası denizlerde sivillere yönelik zorla müdahale” eylemini “açık bir ihlal” olarak değerlendirdi ve “tüm tarafların uluslararası hukuka saygı göstermesini” talep etti.
Türkiye dışişleri bakanlığı ise yaptığı kısa bir açıklamada, “İsrail’in güvenlik kaygılarını dikkate almakla birlikte, insani yardım filolarına yönelik orantısız güç kullanımının incelenmesi gerektiğini” belirtti. Ancak, bakanlığın açıklaması, Özel’in vurguladığı “Türkiye’nin sessiz kalması” iddiasını tatmin etmedi.
Sumud Filosu’na Katılan Türk Aktivistlerin Durumu
Gözetlenen kaynaklara göre, tutuklanan aktivistlerin bir kısmı hâlâ Yunan yetkilileri ve uluslararası insan hakları örgütleriyle iş birliği içinde serbest bırakılma sürecinde. Özellikle Mustafa Enes Topal ve Mahmut Çağatay Yavuz gibi isimler, “gözaltında işkence riski” olduğuna dair raporlar içeren savunma ekipleri tarafından destekleniyor.
Özel, “Türkiye, vatandaşlarımızın haklarını savunmada bir adım da geri kalmamalı” diyerek, hukuki yardım ve diplomatik müdahale talep etti.
Sonuç ve Değerlendirme
Özgür Özel’in açıklamaları, hem Türkiye içinde hem de uluslararası arenada Sumud Filosu’nun durumuna dair dinamikleri yeniden şekillendirdi. Özel, insani yardım filolarının korunması, uluslararası hukukun savunulması ve Türkiye’nin dış politikada tutarlı bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayarak, “sempatik bir yaklaşım”dan “konkre bir eyleme” geçilmesi çağrısında bulundu.
Özetle, İsrail’in Sumud Filosu’na saldırısı, bölgesel güvenlik ve insani yardım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösterirken, Özgür Özel’in sert eleştirisi de Türkiye’nin bu konudaki sorumluluğunu ve dış politikadaki tutarlılığını sorgulatan bir kilometre taşı olarak kayıtlara geçti.
