Teknoloji6 dk okuma1 görüntülenme

Telegram, Instagram, X ve diğerleri… Sanal medyada şiddet nasıl fonlanıyor?

Sanal medyada şiddet içerikleri yaygınlaşıyor. Dijital reklam harcamaları 2025’te 200 milyar TL’ye yükseldi. Bu durum, Türkiye ekonomisinde ciddi bir katma değer kaybı ve cari açık baskısı oluşturmasının yanı sıra “şiddetin fonlanması” anlamına mı geliyor? Bilişim Uzmanı Ali Murat Kırık, CNN TÜRK'te değerlendirdi.

Avatar

Salih TANRISEVEN

Yazar

Telegram, Instagram, X ve diğerleri… Sanal medyada şiddet nasıl fonlanıyor?
```html Sanal Medyada Şiddetin Gizli Finansmanı: Dijital Reklamlar ve Ekonomik Etkiler

Sanal Medyada Şiddetin Yükselişi: Algoritmalar ve Dijital Reklamların Karanlık Yüzü

Günümüzde dijital platformlar, iletişim ve bilgi akışının vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, aynı zamanda şiddet içeriklerinin hızla yayıldığı endişe verici bir zemin oluşturuyor. Telegram, Instagram, X (eski adıyla Twitter) gibi sosyal medya mecralarında karşımıza çıkan şiddet yanlısı paylaşımlar, sadece toplumsal bir yara değil, aynı zamanda ciddi bir ekonomik tartışmanın da odağı haline gelmiş durumda. Dijital reklam harcamalarının 2025 yılında 200 milyar TL'ye ulaşması beklenirken, bu devasa bütçenin "şiddetin fonlanması" anlamına gelip gelmediği sorusu, uzmanlar ve kamuoyu nezdinde büyük yankı uyandırıyor. Bu durum, Türkiye ekonomisi için ciddi bir katma değer kaybı ve cari açık baskısı oluşturmasının yanı sıra, dijital dünyanın etik sınırlarını da yeniden sorgulatıyor.

Dijital Reklam Mekanizmaları ve Şiddet İçerikleri Arasındaki Çetrefilli İlişki

Sosyal medyada yayımlanan şiddet içerikleri, sıklıkla tüketicilerin acıya, kötüye ve şiddete karşı duyarsızlaşmasına neden oluyor. Ancak bu içeriklerin sadece toplumsal etkileriyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda önemli bir "gelir kapısına" dönüştüğü belirtiliyor. Dijital platformların temel iş modellerinden biri olan reklam gelirleri, ne yazık ki istemeden de olsa bu tür içeriklerin yayılmasına katkıda bulunabiliyor. Özellikle Meta (Facebook ve Instagram) gibi platformların para kazanma sistemleri, izlenme sayısı, etkileşim oranı ve kullanıcının içerikte geçirdiği süreye göre kazanç sağlama prensibine dayanıyor. Bu model, doğal olarak en fazla dikkat çeken, tepki uyandıran ve dolayısıyla genellikle şiddet veya kışkırtma içeren içeriklerin daha fazla etkileşim almasını ve daha çok kazanç getirmesini teşvik ediyor.

Bir dijital haklar örgütü olan 7amleh tarafından yayımlanan bir araştırma, Meta'nın içerik para kazanma programları aracılığıyla İsrailli yerleşimci şiddetini ve kışkırtıcı söylemleri ödüllendirdiğine dair somut kanıtlar sundu. Rapora göre, "Hilltop Youth" ile bağlantılı bir sayfanın, yerleşimci şiddetinin arttığı bir dönemde Meta'nın para kazanma programına dahil edildiği tespit edildi. Bu örnekler, dijital reklam sistemlerinin etik körlüklerini ve şiddet içeriklerinin dolaylı yoldan nasıl finansman bulabildiğini gözler önüne seriyor. İçerik üreticileri, görünürlüklerini artırmak, takipçi kazanmak ve nihayetinde ekonomik kazanç elde etmek amacıyla şiddeti bir strateji olarak kullanabiliyor. Algoritmalar da yüksek etkileşime sahip bu tür içerikleri ön plana çıkararak şiddetin daha geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlıyor.

Türkiye Ekonomisine Yönelik Dijital İşgal ve Kayıplar

Bilişim Uzmanı Ali Murat Kırık, sanal medyada şiddet içeriklerinin yaygınlaşmasının hem ekonomik kayıplara hem de toplumsal sorunlara yol açtığını vurguluyor. Türkiye'nin dijital reklam harcamalarının büyük bir kısmı, X, Meta, Google ve TikTok gibi yabancı merkezli platformlara akıyor. 2024 yılı verilerine göre Türkiye'den bu platformlara reklam yoluyla yaklaşık 158 milyar lira aktarıldığı belirtiliyor. Uzmanlar, yabancı dijital platformların Türkiye'de ciddi bir yatırım yapmadan, istihdam sağlamadan yüksek gelir elde etmesini ve bu gelirleri yurt dışına aktarmasını "dijital işgal" olarak nitelendiriyor. Bu durum, ülkenin dijital egemenliğini tartışmalı hale getirirken, aynı zamanda Türkiye ekonomisinde ciddi bir katma değer kaybı ve cari açık baskısı oluşturuyor. Yabancı platformların yerel hukuki sorumluluklardan kaçınması ve yeterli vergi ödememesi de bu ekonomik adaletsizliği derinleştiriyor.

Marka Güvenliği ve Şirketlerin Yeni Sorumluluk Anlayışı

Yaşanan trajik olaylar ve artan toplumsal duyarlılık karşısında, bazı markalar dijital reklam stratejilerini yeniden değerlendirme kararı aldı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen okul saldırılarının ardından Yapı Kredi, Vestel ve Aktif Bank gibi büyük markalar, şiddeti özendiren veya normalleştiren içeriklere reklam vermeyeceklerini açıkladı. Yapı Kredi Kurumsal İletişim Direktörü Arda Öztaşkın, bu kararı "etik bir sınır, kamusal bir sorumluluk ve vicdani bir yükümlülük" olarak tanımlarken, diğer meslektaşlarını da sorumluluk almaya davet etti. Bu tür adımlar, marka güvenliği kavramının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Marka güvenliği, reklamverenlerin reklamlarının, marka açısından güvenli olmayan veya itibar zedeleyici içeriklerle ilişkilendirilme riskini azaltmasına yardımcı olan önlemleri ifade ediyor. Tüketicilerin %82'si, çevrimiçi reklamların bulunduğu içeriğin uygun olmasını önemli bulduğunu belirtiyor. Bu da markaların etik duruşlarının tüketici algısı üzerindeki etkisini açıkça gösteriyor.

Uzman Görüşleri ve Çözüm Yolları

Bilişim Uzmanı Ali Murat Kırık, "Şiddet sanal olsa da suç gerçektir" diyerek dijital şiddetin hukuki boyutuna dikkat çekiyor ve mağdurların ekran görüntüleri ve diğer dijital verilerle savcılığa başvurabileceğini belirtiyor. Akademisyenler ise dijital platformlarda şiddet içeren içeriklerin zamanla normalleşebileceği ve bunun toplumsal riskler oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Bu karmaşık sorunun çözümüne yönelik çok boyutlu bir yaklaşıma ihtiyaç duyuluyor. Bu yaklaşımlar arasında bireysel psikoloji, toplumsal değişim, dijital kültür, şiddetin temsil biçimleri, eğitim ortamları ve gençlerin karşı karşıya kaldığı baskılar gibi farklı düzlemlerin ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

Çözüm önerileri arasında şunlar öne çıkıyor:

  • Yasal Düzenlemeler: Devletler ve sosyal medya platformları, siber zorbalık, taciz ve şiddet içerikli davranışlara karşı daha sert yasalar uygulamalı ve bu tür içerikleri üreten veya yayan kişilere cezai yaptırımlar getirmelidir.
  • Platform Sorumluluğu: Sosyal medya platformları, algoritmalarını etik ilkelere göre yeniden düzenlemeli, içerik denetim mekanizmalarını güçlendirmeli ve şeffaflığı artırmalıdır.
  • Eğitim ve Farkındalık: Özellikle gençler arasında medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılması, dijital içeriklerin eleştirel bir gözle değerlendirilmesini sağlamak açısından hayati önem taşıyor. Ailelerin ve eğitim kurumlarının bu konuda daha aktif rol alması gerekiyor.
  • Marka Baskısı: Reklamverenlerin "şiddet varsa reklam yok" prensibini yaygınlaştırması, platformlar üzerinde etkili bir baskı unsuru oluşturabilir.
  • Kapalı Grupların Denetimi: Telegram ve Discord gibi platformlardaki kapalı ve denetimsiz grupların, nefret söylemi ve şiddetin sistemli biçimde üretildiği "duygusal laboratuvarlara" dönüşebildiği araştırmalarla ortaya konmuştur. Bu alanlara yönelik daha etkin denetim mekanizmaları geliştirilmelidir.

Sonuç: Dijital Geleceğimiz İçin Kritik Bir Soru

Sanal medyada şiddetin fonlanması meselesi, hem etik hem ekonomik hem de toplumsal açılardan derinlemesine ele alınması gereken karmaşık bir sorun. Dijital reklam harcamalarının sağladığı devasa gelirlerin, şiddet içeriklerinin yayılmasına dolaylı yoldan katkıda bulunması kabul edilemez. Bu durum sadece markaların itibarına zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda genç nesillerin ruh sağlığını tehdit ediyor ve ülke ekonomileri üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Geleceğin dijital dünyasını daha güvenli, etik ve sürdürülebilir kılmak için tüm paydaşların – platformlar, reklamverenler, yasa koyucular, eğitimciler ve ebeveynler – ortak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, dijital çağın getirdiği kolaylıklar, telafisi zor toplumsal ve ekonomik zararlara yol açmaya devam edecektir.

```
Avatar

Salih TANRISEVEN

Haber Nexus Yazarı

Bu yazar henüz bir biyografi eklememiş.

Yorumlar(0)