Trump, NATO and the Future of U.S. Commitments in Europe
İstanbul, 1 May 2024 – ABD’nin eski başkanı Donald Trump, Almanya’daki ABD askerlerinin geri çekilmesi konusundaki soruya verdiği yanıtla Avrupa’da yeni bir tartışma başlattı. Bir basın toplantısında “Almanya’dan sonra İspanya ve İtalya’yı da işaret edebilirim” diyen Trump, “İtalya bize hiç yardımcı olmadı ve İspanya ise berbat davrandı” diyerek iki NATO üyesini açıkça eleştirdi. Bu açıklamalar, Reuters, CNN, Foreign Policy ve NBC News gibi uluslararası haber ajanslarının raporlarıyla desteklenerek, NATO’nun kolektif savunma ilkesinin (Madde 5) ve ABD’nin Avrupa güvenliğindeki rolünün geleceği üzerine kapsamlı bir analiz sunuyor.
Trump’ın sözleri, 11 Şubat 2024 tarihinde Güney Carolina’da bir kampanya mitinginde NATO üyelerinin savunma harcamalarını “ödeyemediği” takdirde ABD’nin “onları korumak istemeyeceğini” ve hatta “Rusya’ya istediklerini yapmaları için izin vereceğini” söylediği ifadelerle eş zamanlıydı. Bu iddialar, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, AB Başkanı Charles Michel ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz gibi Avrupa liderleri tarafından “güvensizlik yaratan, Rusya’nın çıkarına hizmet eden” eleştirilerle karşılandı.
Trump’ın İspanya ve İtalya’yı İşaret Etmesinin Arka Planı
Trump, 2024 ABD başkanlığı kampanyası kapsamında NATO içinde “ödünç verilen güvenlik” anlayışını yeniden sorguluyor. İspanya ve İtalya’yı “berbat davrandı” ve “hiç yardımcı olmadı” şeklinde tanımlaması, iki ülkenin NATO içinde savunma harcamalarının 2 % GSYİH hedefini sürekli alt seviyelerde tutmasıyla örtüşüyor. NATO istatistiklerine göre 2023 yılında İspanya ve İtalya savunma bütçelerini GSYİH’nın %1,2 ve %1,3 düzeyinde tutmuş, bu da müttefiklerin en düşük harcama oranları arasında yer almıştı.
Almanya ise, 2023 yılında %1,57’lik bir harcama oranı gösterirken, 2024 yılı için 100 milyar Euro tutarında “German Defence Fund” adıyla yeni bir savunma fonu oluşturarak %2 hedefine ulaşmayı taahhüt etmişti. Trump’ın “Almanya’dan sonra” ifadesi, bu fonun hâlâ yetersiz olduğunu öne süren bir argüman olarak algılandı.
NATO’nun Madde 5’i ve “Ödeme” Modeli
Trump’ın “ödemeyen ülkelere koruma sağlamam” iddiası, NATO’nun kurucu Madde 5 ilkesine doğrudan bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor. Madde 5, bir üyenin Avrupa ya da Kuzey Amerika’da saldırıya uğraması hâlinde tüm ittifakın “ortak savunma” sorumluluğu üstleneceğini öngörür. Ancak Madde 5, “otomatik askeri müdahale” taahhüdü değildir; siyasi irade ve müteakip kararlar gerektirir.
Bu bağlamda, Reuters’un 13 Şubat 2024 tarihli raporu, “Madde 5 bir kartopu oyunudur; diğer oyuncuya (örneğin Rusya’ya) daha güçlü bir eliniz olduğunu hissettirmek gerekir” şeklinde bir yorumda bulunuyor. Trump’ın “koruma yapmayacağım” söylemi, bu dengeyi sarsarak iki tarafı da – ABD askerlerini ve Avrupa halkını – risk altına sokabilir.
Avrupa’nın Tepkileri ve Stratejik Yanıtları
Avrupa liderleri, Trump’ın açıklamalarını “Rusya’nın menfaatine hizmet eden tehlikeli bir retorik” olarak niteliyor. Stoltenberg, “İttifakımıza olan güveni zedeler, Amerikan ve Avrupa askerlerini daha riskli bir konuma sokar” dedi. Charles Michel ise “Bu tür açıklamalar sadece Putin’in çıkarına hizmet eder” şeklinde uyardı.
Bir yandan, Foreign Policy analistleri, Trump’ın “giderlere dayalı bir ‘a la carte’ NATO” vizyonunun uzun vadede Avrupa’yı savunma harcamalarını artırmaya zorlayabileceğini, diğer yandan da “ABD’nin tek taraflı çekilmesi ihtimalinin” NATO içinde karar alma süreçlerini felç edebileceğini belirtiyor.
İtalya ve İspanya’da ise bu eleştirilere yanıt olarak ülkelerin savunma bakanları, “İç güvenlik, siber savunma ve deniz gücünde yeni yatırımlar yapıyoruz” açıklamasıyla, harcamaların yalnızca oran olarak değil, yapısal olarak da güçlendirileceğini vurguladı.
ABD’nin “Trump-proof” Yasa Tasarısı
Washington’da, Kongre 2024 savunma bütçesine ek olarak, bir başkanın tek taraflı olarak NATO’dan çekilmesini engelleyecek bir yasa tasarısı ekledi. Bu “Trump-proof” yaklaşım, Senato onayı ya da özel bir yasa olmadan ABD’nin NATO üyeliğini sonlandırmasının mümkün olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu adım, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında ortak bir zemin buldu; ancak Trump’ın bir sonraki kampanya dönemi boyunca söz konusu yasağın yeterli olup olmayacağı hâlâ tartışma konusudur.
Gelecek Senaryoları
Uzmanların öne sürdüğü üç olası senaryo özetle şöyle:
- Senaryo A – Trump kazanır, politikası gerçekleşir: ABD’nin bazı NATO ülkelerine “koruma” taahhüdünden çekilmesi, Avrupa’nın savunma harcamalarını %2 seviyesine çıkarmasını hızlandırabilir. Ancak, Rusya’nın bu boşluktan faydalanma ihtimali artar.
- Senaryo B – Biden kazanır, mevcut durum korunur: NATO içindeki kolektif savunma ilkesine tam destek devam eder; Avrupa ülkeleri, ABD’nin “güçlü müttefik” konumunu korurken, kendi savunma kapasitelerini kademeli olarak artırır.
- Senaryo C – ABD iç politikada bir uzlaşma: Kongre’nin “Trump-proof” yasa tasarısı yürürlüğe girer; bir başkanın tek taraflı çekilmesi engellenir, ancak bütçe ve savunma politikaları yıllık beyanlar üzerinden gözden geçirilir.
Sonuç
Trump’ın Almanya, İspanya ve İtalya’yı eleştirmesi, sadece bir kampanya söylemi olmaktan çıkıp NATO’nun temel dayanıklılığına dair ciddi bir soru işareti yarattı. Güncel veriler (NATO’nun 2023 savunma harcama raporu, ABD’nin “Trump-proof” yasa tasarısı ve Avrupa liderlerinin ortak açıklamaları) gösteriyor ki, ittifak içinde “ödememe” ilkesine dayalı bir savunma yaklaşımı, hem Rusya’nın stratejik hedefleri hem de transatlantik güvenliğin uzun vadeli istikrarı açısından riskli bir yol.
Avrupa’nın “kendi ayakları üzerinde durma” çabaları ve ABD’nin iç politikadaki belirsizlikler, NATO’nun gelecekteki yapılandırılmasında kritik bir rol oynayacak. Bu bağlamda, “güvenlik bir sözleşme değil, karşılıklı taahhütler zinciridir” anlayışı, tüm taraflar için ortak bir referans noktası olmalıdır.
