Türkiye’de obezite oranı yüzde 21,8’e yükseldi: TÜİK 2025 Sağlık Araştırması sonuçları
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarını yayımladı. Araştırma, 15 yaş ve üzeri nüfusun vücut kitle indeksi (BMI) üzerinden yapılan değerlendirmelerle, ülke genelinde obezite oranının yüzde 21,8’e çıktığını gösterdi. Bu oran, üç yıl önceki 2022 verilerindeki yüzde 20,2’lik seviyenin üzerinde yer alıyor. Çalışma, aynı zamanda cinsiyet, yaş grubu ve fiziksel aktivite alışkanlıkları gibi detayları da ortaya koydu.
Obezite oranındaki artışın detayları
2025 yılı verilerine göre, kadınların yüzde 24,8’i obez olarak sınıflandırılırken, erkeklerde bu oran yüzde 18,7 olarak belirlendi. Obez öncesi (overweight) durumunda ise kadınların yüzde 32,2’si, erkeklerin yüzde 43,1’i bu grupta yer alıyor. Bu veriler, kadınlarda obezite oranının erkeklere göre daha yüksek olduğunu ve obez öncesi durumunun hem erkek hem kadın nüfusta yaygın olduğunu ortaya koyuyor.
Yaş dağılımına bakıldığında, obezite oranının özellikle 45‑64 yaş aralığındaki yetişkinlerde daha belirgin olduğu, genç nüfusta (15‑29 yaş) ise obez öncesi oranının daha yüksek olduğu görüldü. Bu durum, yaşam tarzı faktörlerinin ve kronik hastalık risklerinin yaşla birlikte artışını destekleyen bir eğilim olarak değerlendiriliyor.
Fiziksel aktivite ve yaşam tarzı faktörleri
Araştırma, obezitenin yanı sıra fiziksel aktivite eksikliğine de dikkat çekti. Haftada 150‑300 dakika orta şiddette egzersiz yapanların oranı kadınlarda yüzde 2,7, erkeklerde yüzde 4,1 seviyelerinde kaldı. Buna karşılık, fiziksel aktivite yapmayan bireylerin oranı yüzde 86,6 olarak raporlandı; bu oran erkeklerde yüzde 83,5, kadınlarda ise yüzde 89,7’dir.
Sağlık uzmanları, bu düşük aktivite seviyesinin obezite artışındaki en önemli itici faktörlerden biri olduğunu vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerdiği haftalık minimum aktivite düzeyine ulaşamayan büyük bir kitle, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve metabolik sendrom riskinin artırılması anlamına geliyor.
Kronik hastalıklar ve diğer risk faktörleri
TÜİK’in raporunda, obeziteyle birlikte yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol bozuklukları gibi kronik hastalıkların da artış gösterdiği belirtiliyor. Özellikle diyabet tanısı alan bireylerin oranının obez bireylerde yüzde 12,5, obez öncesi grupta ise yüzde 6,8 olduğu kaydedildi.
Ek olarak, araştırma günlük tütün ürünü kullanımının yüzde 30,1’e yükseldiğini ve bu oranla birlikte solunum yolu hastalıkları riskinin de artış eğiliminde olduğunu işaret ediyor.
Uzman görüşleri ve öneriler
Sağlık ekonomisti Prof. Dr. Ayşe Yıldırım, “Obezite sadece bireysel bir problem değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir yük oluşturuyor. Sağlık hizmetleri harcamalarının artması, iş gücü verimliliğinin düşmesi ve yaşam kalitesinin azalması, uzun vadeli kalkınma hedeflerine zarar veriyor” şeklinde uyarıyor.
Beslenme uzmanı Diyetisyen Mehmet Çelik, “Düşük kalorili, dengeli ve yerel ürünlere dayalı beslenme, düzenli fiziksel aktiviteyle birleştirildiğinde obeziteyi kontrol altına alabilir. Özellikle kadınların obezite oranının yüksek olduğu görülüyor; bu bağlamda kadın odaklı programların geliştirilmesi kritik” diyor.
Politikalar ve müdahale stratejileri
Hükümet, obezite ile mücadele kapsamında Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Stratejisi 2024‑2029 çerçevesinde yeni politikalar geliştirmeyi planlıyor. Bu stratejinin temel unsurları şunlar:
- Okullarda zorunlu beslenme eğitimleri ve sağlıklı yemek menülerinin uygulanması.
- Şehir planlamasında yürüyüş, bisiklet ve spor alanlarının artırılması.
- Şekerli içecekler ve işlenmiş gıdalar üzerindeki vergilerin artırılması.
- İş yerlerinde fiziksel aktivite programlarının teşvik edilmesi.
Bu adımlar, obezitenin önlenmesi ve mevcut obez bireylerin yaşam kalitesinin artırılması yönünde kapsamlı bir yaklaşım sunmayı hedefliyor.
Gelecek öngörüleri
Uzmanlar, mevcut artış trendinin devam etmesi halinde obezite oranının 2030 yılına kadar yüzde 25’lerin üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Bu senaryoda, kardiyovasküler hastalıklar, tip 2 diyabet ve kanser gibi obezite ilişkili hastalıkların toplumsal maliyetinin de artması bekleniyor.
Özetle, TÜİK’in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması, obezitenin hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Cinsiyet farklılıkları, düşük fiziksel aktivite seviyeleri ve artan kronik hastalık prevalansı, çok yönlü ve sürdürülebilir müdahale programlarının gerekliliğini vurguluyor. Toplumun tüm kesimlerinin bilinçlendirilmesi, beslenme ve hareket kültürünün yeniden şekillendirilmesi, gelecekte daha sağlıklı bir Türkiye’nin temellerini atacak.
