Zoladex’in Türkiye’de Eczanelerden Kayboluşu: Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri
Prostat ve meme kanseri tedavisinde kullanılan Zoladex (goserelin), son aylarda Türkiye’de eczanelerde bulunamıyor. 2025 Kasım’da Sağlık Bakanlığı’nın Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünler Listesi’nde ilacın ruhsatının askıya alınması, hastaların tedavi devamlılığını tehlikeye attı. Haberlerde, ilaç firması AstraZeneca’nın “ticari gerekçelerle” satışın durdurulduğu iddiası öne çıkarılırken, sağlık otoriteleri ve eczacılar bu durumun halk sağlığı açısından bir kriz olduğunu vurguluyor.
İlacın Kullanım Alanları ve Hastalar Üzerindeki Yük
Zoladex, sadece prostat ve meme kanserinin hormon duyarlı formlarının kontrol altına alınmasında değil, aynı zamanda endometriozis, uterin fibroid tedavisi, yardımcı üreme protokolleri gibi pek çok alanda da muadili olmayan bir ajan olarak yer alıyor. Türk Eczacıları Birliği (TEB) verilerine göre 2025 yılında toplam ≈150 bin kutu Zoladex satıldı; 2022 yılına göre %25 lik bir düşüş gözlemlenmiş. Bu rakamlara dayanarak, Türkiye’de yaklaşık 30 bin hastanın Zoladex tedavisine bağımlı olduğu tahmin ediliyor.
Ruhsat Askıya Alınmasının Ardındaki Hukuki ve Teknik Sebepler
Sağlık Bakanlığı’nın 24 Nisan 2026 tarihinde yayımladığı yeni Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünler Listesi, Zoladex’in ruhsatının 7 Kasım 2025 tarihine kadar askıya alındığını gösteriyor. Askıya alma, genellikle şu üç durumda gerçekleşir:
- Güvenlik/Etkinlik verilerindeki eksiklik: İlaç için yeni klinik verilerin talep edilmesi.
- Fabrika/Üretim sorunları: GMP standartlarına uyumsuzluk ya da tedarik zinciri problemleri.
- Ekonomik/Finansal gerekçeler: İlacın fiyatlandırması, üretim maliyeti ve pazar kârlılığı.
BBC Türkçe ve T24 haberlerine göre, AstraZeneca’nın açıklamasında ruhsatın askıya alınmasının “portföy yönetimi ve kaynak optimizasyonu” çerçevesinde değerlendirildiği belirtiliyor. Ancak, firmadan alınan tek yanıt, satış durdurma iddiasını tam olarak reddetmemek oldu; bunu “tedavi standartlarını ve tedarik dinamiklerini düzenli olarak gözden geçirdiğimiz” açıklamasıyla örtbas etti.
Ticari Kayıp ve Döviz Kuru Tartışması
Türkiye’de ilaç fiyatları, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği kur bazlı tarifelerle düşük tutuluyor. Son iki yılda Euro kuru referansı 29,11 TL’ye yükseldi ve bu durum, çok uluslu firmaların kâr marjını epey düşürdü. TEB Başkanı Mehmet İrfan Demirci, firmaların “fiyatlandırma sistemine itiraz ettiği” ve bunun “kârlı bulunmadığı” gerekçesiyle Zoladex’i piyasadan çektiğini iddia ediyor.
Uzmanlar, bu tip “döviz krizi” odaklı fiyatlandırma politikalarının yalnızca örnek bir ilacın değil, birden çok hayati ilacın tedariğini tehdit ettiğini belirtiyor. Cumhuriyet ve Haberler.com’da yayımlanan haberler, AstraZeneca’nın ticari kararını Çin pazarına yönlendirerek “daha yüksek kâr” elde etmeyi tercih ettiği yönündeki söylentileri de içeriyor. Şirket bu iddialara yanıt vermedi.
Hastalar İçin Sonuçlar ve Alternatif Çözümler
Zoladex gibi muadili olmayan bir ilacın bulunamaması, tedavi kesintilerine yol açıyor:
- Prostat kanserinde hormon baskısı kaybı, tümörün ilerlemesi riskini artırıyor.
- Meme kanserinde hormon duyarlı tümörlerde hastalıksız sağkalım süresi kısalıyor.
- Endometriozis ve fibroid tedavisinde ağrı ve lezyon büyümesi yeniden ortaya çıkabilir.
- Yardımcı üreme programlarında hipofiz baskılanması sağlanamadığı için süperovülasyon başarısı düşüyor.
Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu Başkanı Nasır Nesanır, “İlaçlar sadece bir piyasa konusu değil, temel bir sağlık hakkıdır” diyerek, muadil olmayan ürünlerin özel fiyatlandırma, vergi muafiyeti ve geri ödeme politikalarıyla teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.
İthalat Yolları ve Pratik Zorluklar
Sağlık Bakanlığı’nın izin verdiği “bireysel ithalat” süreci hastalar için zahmetli ve maliyetli. Doktor raporu, Sağlık Bakanlığı onayı ve döviz üzerinden hesaplanan yüksek ithalat bedeli, hastaları ekonomik açıdan yıpratıyor. TEB Başkanı, “bazı hastalar haftalarca ilaç bekliyor, bazen ise hiç ulaşamıyor” şeklinde bir gerçeklik paylaştı.
Çözüm Önerileri ve Gelecek Vizyonu
Uzman görüşlerine dayanarak, Zoladex krizi için şu adımlar öneriliyor:
- İlaç fiyatlandırma modelinin yeniden gözden geçirilmesi: İhaleli satın alma, yıllık fiyat güncellemeleri ve döviz kuru geçişlerini yumuşatacak düzenlemeler.
- Kamu‑özel işbirliği ile yerli üretim kapasitesinin artırılması; özellikle hormon analogları gibi “stratejik önem taşıyan” ilaçların ulusal üretim hatları kurulmalı.
- Gerekli durumlarda geçici ruhsat uygulanması: Sağlık Bakanlığı, muadili olmayan ve tedavi açısından kritik ilaçların süresi sınırlı bir geçici ruhsatla piyasada kalmasını sağlayabilir.
- Şeffaf iletişim: AstraZeneca ve TİTCK, ilaç çekilme süreçlerini önceden kamuoyuna bildirmeli; hastalar, doktorlar ve eczacılar için acil durum planları hazırlanmalı.
- Alternatif tedavi protokolleri geliştirilerek hastaların yeterli zaman içinde yeni bir tedaviye geçişi sağlanmalı.
Son Söz
Zoladex’in eczanelerde bulunamaması sadece bir “tedari sorunu” değil; aynı zamanda sağlıkta sürdürülebilir ilac‑erişim politikalarının eksikliğinin bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor. Ticari kaygılar, döviz kuru baskısı ve regülasyon eksikliği bir araya gelerek, on binlerce kanser hastasının hayati tedavisini tehdit ediyor. Çözüm, yalnızca firmanın fiyatlarını yeniden gözden geçirmesiyle değil, devlet‑firma‑hastane işbirliğiyle oluşturulacak bütüncül bir stratejiyle mümkün olacaktır.
