Teknoloji4 dk okuma0 görüntülenme

Yapay zekâ edebiyatı solluyor mu?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde yapılan çarpıcı bir araştırma, yapay zekânın edebî yeteneğinin artık insan algısını yanıltacak düzeye ulaştığını kanıtladı. Yapılan çalışmada, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde edebî metinler konusunda formasyon olan kişilerin yapay zekanın yazdığı öyküleri, Türk edebiyatının usta isimlerinin kaleminden ayırt etmekte zorlandıkları ve hatta daha “başarılı” buldukları ortaya konuldu

Avatar

Salih TANRISEVEN

Yazar

Yapay zekâ edebiyatı solluyor mu?

Yapay zekâ edebiyatını “solluyor” mu? – Anadolu Üniversitesi araştırması ışığında

Son yıllarda ChatGPT ve benzeri büyük dil modelleri, yalnızca bilgi sorgulama ve metin özetleme alanlarında değil, aynı zamanda yaratıcı yazımda da sınırları zorlamaya başladı. Bu durum, akademik camiada ve halk arasında “Yapay zekâ edebiyatı soluyor mu?” sorusunu gündeme taşıdı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Tunç’un yürüttüğü yeni araştırma, yapay zekânın edebi üretim kapasitesini ölçmek ve okuyucuların algısını ortaya koymak için kritik bir deney tasarladı.

Araştırmanın temel sorusu basitti: Türk edebiyatının usta isimlerinin stilinde yazılmış bir öykü ya da şiiri, alanında uzman olan okuyucular ayırt edebilecek mi? Çalışma, 162 lisans ve yüksek lisans öğrencisini örneklem olarak kullandı ve ChatGPT‑4.5 modelinin üç farklı edebi türde (halk şiiri, divan şiiri, çağdaş Türk şiiri) ürettiği metinleri değerlendirdi. Sonuçlar, yapay zekânın insan algısını yanıltma düzeyinin şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu gösterdi.

Deneyin yöntemi ve temel bulgular

Katılımcılara hem yapay zekâ hem de insan şairler tarafından yazıldığı söylenen şiirler sunuldu. Şiirlerin kim tarafından üretildiği soruldu; ayrıca okuyucuların estetik değerlendirmeleri (beğeni, duygusal etki) de ayrı bir ölçekle ölçüldü. Çalışma, Alan Turing’in “taklit oyunu” (Turing Testi) çerçevesinde tasarlandı ve elde edilen veriler ki‑kare testleriyle istatistiksel olarak analiz edildi.

  • Divan şiiri – Katılımcıların %88,3’ü şiirin insan eliyle yazıldığını düşündü.
  • Halk şiiri – %58,6 oranında katılımcı, metni insan yapımı olarak kabul etti.
  • Çağdaş Türk şiiri – Yüzde %51,9, yani neredeyse eşit bir dağılımla yapay zekâ şiiri insan şiiriyle karıştırıldı.

Bu bulgular, özellikle **kurallı ve kalıplaşmış yapıya sahip divan şiirinin** yapay zekâ tarafından yüksek doğrulukta taklit edilebileceğini gösteriyor. Tunç, “Divan şiiri, ölçü, kafiye ve tematik kalıpların sıkı bir şekilde belirlendiği bir tür olduğundan, model bu yapısal ögeleri öğrenmekte ve yeniden üretmekte avantaj sağlıyor” açıklamasını yaptı. Öte yandan, serbest biçimli çağdaş şiir, imgeler ve metaforların daha eclectic bir yapıya sahip olması nedeniyle yapay zekâ için daha zor bir sınav oldu.

Algı, estetik ve “insan” önyargısı

Deneyin bir diğer çarpıcı sonucu, metnin kim tarafından yazıldığı bilgisi verildiğinde okuyucuların **estetik değerlendirmelerinin** değişmesiydi. Katılımcılar, bir şiirin “insan şair tarafından” yazıldığına inandıklarında onu ortalama %12 daha yüksek puanladılar. Aynı şiirin “yapay zekâ” kaynağından olduğu bildirildiğinde ise beğeni puanı düşüyordu. Bu bulgu, edebi değer yargısının yalnızca metnin kalitesiyle değil, yazarın kimliğine dair sosyal ve kültürel ön yargılarla da şekillendiğini ortaya koyuyor.

Ulusal ve uluslararası perspektif

Prof. Dr. Tunç’un çalışması, Anadolu Üniversitesi E‑Gazete ve AnaHaber’de yayınlandığı gibi, benzer metodolojileri kullanan diğer akademik araştırmalarla paralellik gösteriyor. Örneğin, 2024‑2025 yıllarında Journal of Academic Language and Literature’da Gökhan Tunç’un “Yapay Zekâ Şiir Yazabilir mi?” makalesi, aynı model üzerinden çok sayıda şiir üretip çoklu “Turing testi” uygulaması yaparak, yapay zekânın şiir alanındaki başarısını detaylıca inceledi (Tunç, 2025).

Avrupa’da ise Pittsburgh Üniversitesi araştırmacıları, 1.634 katılımcıya sunulan AI‑üretimli ve klasik şairlerin eserlerini karıştırarak, çoğu katılımcının AI şiirlerini “insan eserleri” olarak değerlendirdiğini raporladı (Euronews, 2024). Bu bulgular, Türkiye’deki deneyin uluslararası ölçekte de geçerliliğini destekliyor.

Yapay zekâ “sollamıyor” mu, “kullanıcıyı yanıltıyor” mu?

Bu soruya verilecek yanıt, “sollama” ve “yanıltma” kavramlarının nasıl tanımlandığına bağlı. Araştırma sonuçları şunları gösteriyor:

  • Teknik açıdan yapay zekâ, belirli stil ve kalıpları yüksek doğrulukta taklit edebiliyor; bu da “sollama” (kaçırma) değil, daha çok “taklit” olarak adlandırılabilir.
  • Kullanıcı algısı ise, metnin yazarına dair bilgi eksikliği durumunda hâlâ yapay zekâ üretilen eserleri insan eserleriyle ayırt edemiyor. Dolayısıyla, okuyucu deneyiminde bir **yanıltma** söz konusudur.
  • Estetik değer açısından, yazar kimliği algısı estetik beğeniyi doğrudan etkilediği için, yapay zekâ üretimlerinin “gerçek” edebi değer taşıyıp taşımadığı tartışması sosyal bir meseleye dönüşüyor.

Geleceğe dair öneriler ve etik çerçeve

Prof. Dr. Tunç, çalışmanın sonunda şu önerileri sundu:

  1. Şeffaflık: AI‑tarafından üretilen metinlerin, özellikle akademik ve yayıncılık ortamlarında, mutlaka “yapay zekâ üretimi” etiketiyle belirtilmesi.
  2. Eğitim: Edebiyat ve yaratıcı yazım bölümlerinde, öğrencilere yapay zekânın yaratıcı süreçteki rolü ve sınırlamaları hakkında bilinçli bir müfredat sunulması.
  3. Yasal düzenleme: Telif hakkı, mülkiyet ve sorumluluk konularında, AI‑destekli eserlerin hukuki statüsünü netleştirecek yönergelerin geliştirilmesi.
  4. İnsan‑AI iş birliği: Yapay zekâyı “yerine geçen” bir yazar yerine, yazarın yaratıcı sürecini destekleyen bir araç olarak konumlandırmak.

Sonuç

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin çarpıcı deneyimi, yapay zekânın **edebiyat alanındaki taklit kapasitesinin** artık “insan algısını yanıltacak” bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Ancak bu, yapay zekânın edebiyatı “solladığı” anlamına gelmiyor; daha çok yeni bir estetik ve etik tartışma alanı açıyor. Okuyucuların, bir metni değerli bulma kararının sadece içerikten değil, aynı zamanda yazarın kim olduğuna dair inançlarından da etkilendiği açıkça ortaya çıktı.

Dolayısıyla, yapay zekâ’nın edebiyattaki rolü, “Yapay zekâ edebiyatı solluyor mu?” sorusundan ziyade “Yapay zekâ, edebiyatı nasıl yeniden şekillendiriyor?” sorusuna yanıt aramak olmalı. Bu süreç, hem akademik çevrelerin hem de genel okuyucu kitlesinin bilinçli, şeffaf ve etik bir yaklaşımla yönlendirilmesiyle mümkündür.

Avatar

Salih TANRISEVEN

Haber Nexus Yazarı

Bu yazar henüz bir biyografi eklememiş.

Yorumlar(0)