Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılındaki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu tamamlandı. Mezarı açılarak alınan örneklerin de incelendiği raporda, Denizolgun'un ölümünün zehirlenme veya travmadan değil, yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından kaynaklandığı bildirildi. Ancak soruşturmayı yürüten Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, rapordaki bazı tıbbi tespitlerin netleştirilmesi amacıyla kurumdan ek rapor talep etti.
7 Eylül 2016 tarihinde İstanbul Beykoz'daki çiftlik evinde ölü bulunan Denizolgun'a, vefatından bir gün sonra Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından otopsi yapılmıştı. O dönem yapılan radyolojik görüntüleme, toksikolojik ve histopatolojik incelemeler sonucunda ölümün patolojik (travmatik olmayan) beyin kanaması sonucu gerçekleştiği yönündeki ilk rapor, 17 Ekim 2016'da Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti. Ölümün şüpheli olduğuna dair iddialar üzerine yeniden derinleştirilen soruşturma kapsamında, 19 Ağustos 2026'da fethi kabir (mezar açma) işlemi gerçekleştirildi.
Mezardan alınan örneklerde zehirlenme bulgusuna rastlanmadı
ATK 1. İhtisas Kurulu tarafından 2 Kasım 2026 tarihinde hazırlanan yeni raporda, 2016 yılındaki otopsi verileri ile 19 Ağustos'taki fethi kabir işleminde elde edilen bulgular birlikte değerlendirildi. İnceleme kapsamında mezardan çıkarılan kemik parçaları, mezar içi toprak örnekleri ve referans karşılaştırması için mezardan belirli bir mesafe uzaklıktan alınan toprak numuneleri analiz edildi.
Laboratuvar testlerinde kemik ve toprak örneklerinde farklı miktarlarda molibden, kadmiyum, cıva, talyum, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum; bir kemik parçasında ise bunlara ek olarak antimon tespit edildi. Kurul, dokularda rastlanan bu ağır metallerin normal düzeylerde olduğunu ve kişinin zehirlenerek öldüğünü gösterecek herhangi bir tıbbi delil bulunmadığını kaydetti.
Raporda ayrıca boyun bölgesi ve göğüsteki bulgular da ele alındı. Boyun kemiği gövdesinin sağlam olduğu, boyun kıkırdağında görülen kırık hatları ve doku eksikliklerinin ise ölüm öncesi bir dış müdahaleye işaret etmediği belirtildi. İlk otopside göğüs bölgesinde saptanan üç ekimozun ise ölümden 3 ila 14 gün önce oluştuğu ve öldürücü nitelikte olmadığı ifade edildi. Kurul, kesin olmamakla birlikte ölüm tarihinin 6 Eylül 2016 olabileceğini değerlendirdi.
Başsavcılık ek rapor istedi: Geç ihbar ve bulgular soruldu
Raporun dosyaya girmesinin ardından açıklama yapan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın tüm deliller ışığında titizlikle sürdürüldüğünü duyurdu. Başsavcılık, 6 Kasım'da İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu Başkanlığına yazı göndererek mevcut rapordaki bazı değerlendirmelere açıklık getirilmesi için ek rapor istedi.
Savcılığın Adli Tıp Kurumuna yönelttiği ve yanıtlanmasını talep ettiği başlıca sorular şunlar oldu:
- Göğüsteki kanama ve havasız bırakılma ihtimali: Göğüs bölgesinde tespit edilen kanamanın tam oluşum zamanı nedir ve bu durum travmatik bir bulgu sayılır mı? Denizolgun'un ağız ve burnunun kapatılması, boynuna veya göğsüne baskı uygulanması suretiyle öldürülmüş olabileceğine dair delil bulunmadığı yönündeki tespitte, ağız içinde lezyon bulunması zorunlu mudur?
- Geç ihbarın etkisi: Denizolgun 6 Eylül 2016 saat 17.00 sıralarında çiftliğe girmiş, 7 Eylül saat 19.00'da bir çalışan tarafından ölü bulunmuş, ancak durum 8 Eylül saat 00.30'da 155 polis imdat hattına bildirilmiştir. Rahatsızlandığı ilk anda bulunsaydı acil müdahaleyle kurtarılması mümkün müydü? İhbarın geç yapılması nedeniyle cesette oluşan çürüme (ağır otoliz), delillerin elde edilmesini engellemiş midir?
- Ağır otolize rağmen yapılan tespitler: Kalp, akciğer, karaciğer ve böbrek başta olmak üzere iç organlarda ağır otoliz (doku erimesi) saptanmasına rağmen, mikroskobik incelemelerdeki bulgular hangi bilimsel ölçütlerle değerlendirilmiştir?
- Tıbbi geçmiş ve ilaç kullanımı: Soruşturma dosyasında Denizolgun'a ait herhangi bir hastane kaydı veya tıbbi evrak bulunmamasına karşın, raporda yüksek tansiyon ve kalp-damar hastası olarak kabul edilmesinin dayanağı nedir? Kanında tespit edilen "metoprolol" etken maddesi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır?
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyadaki tüm belge ve bulguların bu sorular çerçevesinde yeniden incelenerek kesin ölüm nedenine ilişkin kapsamlı ek raporun savcılığa gönderilmesini talep etti.




