Taksici esnaf odalarının paylaşımlı yolculuk platformu Martı TAG’a karşı açtığı ve dört yıldır devam eden haksız rekabet davasında istinaf mahkemesi kararını açıkladı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 23 Ekim 2026 tarihinde verdiği kararla ilk derece mahkemesinin durdurma hükmünü kaldırarak, yasa koyucu tarafından yasaklanmayan bir ticari faaliyetin mahkeme kararıyla engellenemeyeceğine hükmetti. Mahkeme, paylaşımlı yolculuk sisteminin Anayasa ile güvence altına alınan girişim özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek taksi odalarının açtığı davaları esastan reddetti.
Neler oldu?
İstanbul Otomobilciler Esnaf Odası ve Antalya Şoförler ve Otomobilciler Odası başta olmak üzere ondan fazla meslek odasının Martı TAG’a karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde kritik bir aşama geride kaldı. Dosyayı esastan inceleyen 14. Bölge Adliye Mahkemesi, davacı taksi odalarının istinaf başvurularını reddederken, Martı TAG tarafının itirazını kabul etti. İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin daha önce verdiği haksız rekabet kararını ortadan kaldırarak asıl ve birleşen davaların tamamının reddine karar verdi.
Mahkemenin gerekçeli değerlendirmesinde, hakkında kanuni bir boşluk bulunan ve yasa koyucu tarafından açıkça yasaklanmayan paylaşımlı yolculuk sisteminin yargı yoluyla kapatılmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu vurgulandı. Kararda, bir ticari faaliyet türünün yasaklanmasının, izne veya ruhsata bağlanmasının öncelikle kanun koyucunun, ardından da ilgili idari makamların yetkisinde olduğu hatırlatıldı. Mevcut mevzuatta bunu engelleyen açık bir hüküm bulunmadığına dikkat çeken heyet, kurulan platformun serbest ticaret hayatının ve anayasal girişim özgürlüğünün bir sonucu olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
İstinaf kararında ayrıca kent ulaşımının değişen dinamiklerine ve teknolojik gelişmelere de değinildi. Mahkeme tarafından yapılan değerlendirmede şu ifadeler yer aldı:
“Bilimsel ve teknolojik gelişmelere ve kent ulaşımının aldığı karmaşık yapının oluşturduğu ihtiyaçlara göre kent ulaşımını düzenleyen yeni mevzuata ihtiyaç bulunmakta olup, bu mevzuatın oluşturulması yasa koyucuya ait bir görev olup, bir ticari faaliyet türünün mahkeme kararı ile ve genel olarak yasaklanması sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi hukuken mümkün değildir.”
Kararın çıkmasının ardından Martı TAG kurucusu Oğuz Alper Öktem, sürece ilişkin açıklamalarda bulundu. Başından beri hukuka ve haklılıklarına güvendiklerini belirten Öktem, verilen kararın bu güveni haklı çıkardığını ifade etti. Sosyal medya hesabından da bir paylaşım yapan Öktem, yüksek mahkemenin TAG uygulamasını anayasal girişim özgürlüğünün bir sonucu olarak gördüğünü ve mahkemelerce kapatılamayacağını tescillediğini savunarak, paylaşımlı yolculuk sisteminin resmi olarak tamamen yasal hale geldiğini ileri sürdü.
Arka plan
Taksici esnaf odaları ile Martı TAG arasındaki hukuki uyuşmazlık yaklaşık dört yıl önce başladı. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası (İTEO) ve Antalya’daki meslek odaları başta olmak üzere çeşitli illerdeki temsilciler, Martı TAG uygulamasının ruhsatsız ve izinsiz yolcu taşımacılığına aracılık ederek korsan taşımacılık yaptığını ve taksi esnafına karşı haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek yargı yoluna başvurmuştu. Farklı şehirlerde açılan davalar süreç içerisinde İstanbul’daki ana dosya çatısı altında birleştirildi.
Uzun süren yargılama sürecinde ilk derece mahkemesi olan İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 24 Haziran 2026 tarihinde davacı odalar lehine bir karara imza atmıştı. Ticaret mahkemesi, Martı TAG faaliyetlerinin haksız rekabet oluşturduğuna hükmederek TAG ve TAG Sürücü hizmetlerinin sunulmasının önlenmesine karar vermiş, ancak uygulamaya derhal erişim engeli getirilmesi yönündeki talebi kabul etmemişti. Şirket yönetimi ise Haziran 2026'daki bu kararın ardından dosyayı istinaf mahkemesine taşımıştı. 23 Ekim 2026'da verilen bölge adliye mahkemesi kararı, dört ay önceki ilk derece mahkemesi hükmünü tamamen tersine çevirmiş oldu.
Neden önemli?
İstanbul gibi büyükşehirlerde nüfus artışı ve ulaşım talebinin yoğunluğu nedeniyle taksi bulma sorunu uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Martı TAG gibi paylaşımlı yolculuk uygulamaları, alternatif arayan kent sakinleri ve ek gelir elde etmek isteyen araç sahipleri tarafından yaygın biçimde kullanılırken, taksici esnafı bu durumu kendi kazanılmış haklarına ve ticari faaliyetlerine doğrudan bir müdahale olarak nitelendiriyor. İstinaf mahkemesinin bu kararı, Türkiye'de dijital ulaşım platformlarının geleceği ve paylaşım ekonomisinin hukuki sınırları açısından emsal niteliği taşıyor.
Kararın öne çıkan temel noktaları ve mevcut duruma etkileri şu şekilde özetleniyor:
- Kapatma tehdidi kalktı: Haksız rekabet davası kapsamında Martı TAG platformunun mahkeme kararıyla genel olarak yasaklanması veya erişime kapatılması ihtimali istinaf aşamasında ortadan kalktı.
- Anayasal güvence vurgusu: Teknoloji tabanlı yeni iş modellerinin, açık bir yasal yasak bulunmadığı sürece Anayasa'daki girişim özgürlüğü çerçevesinde korunması gerektiği yargı kararıyla kayıt altına alındı.
- Mevzuat boşluğu tespiti: Yargı makamı, mevcut ulaşım yasalarının teknolojik gelişmelerin gerisinde kaldığını ve paylaşımlı yolculuk konusunda Türkiye'de kanuni bir boşluk bulunduğunu resmi olarak tespit etti.
Bundan sonra ne olacak?
İstinaf mahkemesinin haksız rekabet davalarını reddetmesi, Martı TAG'ın ticari bir platform olarak faaliyetlerini sürdürmesinin önünü açsa da sahadaki tüm hukuki tartışmaları kendiliğinden sonlandırmıyor. Hukukçular, ticaret mahkemelerinde görülen haksız rekabet davası ile idari makamların yürüttüğü trafik denetimlerinin birbirinden ayrı süreçler olduğuna dikkat çekiyor.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında, ilgili belediyelerden veya yetkili idareden çalışma izni ya da ruhsat almadan ücretli yolcu taşımacılığı yapılması idari yaptırımlara tabi tutuluyor. İstinaf kararı platformun kapatılamayacağına hükmetmiş olsa da, yasal bir düzenleme yapılana kadar kolluk kuvvetlerinin sahadaki denetimlerinde sürücülere ve yolculara yönelik idari para cezası veya araç bağlama gibi işlemlerin uygulanıp uygulanmayacağı konusu belirsizliğini koruyor.
Diğer yandan, davacı taksici esnaf odalarının istinaf mahkemesinin bu kararına karşı Yargıtay nezdinde temyiz başvurusunda bulunma hakkı bulunuyor. Ancak mahkemenin kararında açıkça işaret ettiği üzere, paylaşımlı yolculuk sisteminin statüsünün kesin olarak netleşmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) veya ilgili bakanlıkların devreye girerek kent içi ulaşım mevzuatını güncelleyen yeni bir yasal çerçeve oluşturması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde gözler hem Yargıtay sürecinde hem de yasa koyucunun bu kanuni boşluğu doldurmak için atacağı olası adımlarda olacak.




