ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşan 3 Kasım Kongre ara seçimleri öncesinde Amerikan Fox News kanalına yaptığı açıklamalarda Tahran yönetimine yönelik yeni bir ültimatom verdi. İran ile ya bir anlaşma imzalayacaklarını ya da ülkeyi askeri olarak tamamen ortadan kaldıracaklarını savunan Trump, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün tamamen ABD güçlerinde olduğunu ileri sürdü. Açıklamalara Tahran cephesinden sert yanıt gelirken, İranlı yetkililer olası bir saldırıya ağır karşılık vereceklerini duyurdu.
Neler oldu?
Amerikan televizyon kanalı Fox News'ta dış politika gündemini değerlendiren ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden gerilime ilişkin açıklamalarda bulundu. Tahran yönetiminin askeri ve ekonomik kapasitesini büyük ölçüde çökerttiklerini iddia eden Trump, İran ile yürütülen mücadelede Washington'ın istediği tüm hedeflere ulaştığını savundu. ABD Başkanı, önlerindeki tek seçeneğin bir uzlaşma sağlamak ya da İran'ı askeri güçle tamamen yok etmek olduğunu dile getirdi.
Program sırasında İran'a yönelik askeri operasyonların geleceği ve saldırıların yakında sona erip ermeyeceği yönündeki bir soruya Trump, "Bir şey demek istemiyorum. Cevap hayır. Bugün bir saldırı olmayacak" yanıtını verdi. Ancak gün içerisinde Florida eyaletinin Palm Beach kentinde ara seçimler için erken oy kullandığı sırada gazetecilere konuşan Trump, askeri müdahale seçeneğinin masada olduğunu yineledi. Burada yaptığı değerlendirmede "işi tamamlamak" zorunda kalabileceklerini belirten ABD Başkanı, saldırı hazırlıklarının hangi aşamada olduğu sorusuna "Bunu düşünüyoruz. İran'a saldırıyı belki yarın bile yapabiliriz. Ama bunu size söyleyemem" sözleriyle karşılık verdi.
Trump'ın açıklamalarında öne çıkan başlıca başlıklar şunlar oldu:
- Ültimatom ve askeri seçenek: İran ile anlaşma yapılması ya da ülkenin askeri olarak ortadan kaldırılması arasında bir tercih yapılacağı ifade edildi.
- Hürmüz Boğazı'nda kontrol iddiası: Boğazın tamamen ABD kontrolünde olduğu ve petrol geçişlerinin savaş öncesi seviyelere ulaştığı ileri sürüldü.
- Deniz ablukası: İran'a yönelik uygulanan deniz ablukasının etkili bir şekilde sürdüğü ve Tahran'ın buradan hiçbir gelir elde edemediği vurgulandı.
Tahran'dan sert yanıt: "Karşılık vermeye hazırız"
Washington'dan gelen açıklamalara İran yönetiminden aynı gün içerisinde yanıt geldi. İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, meclis oturumunda yaptığı konuşmada ABD'ye söyleyecek yeni bir sözlerinin olmadığını belirtti. İran Meclis Başkanlığının yazılı açıklamasına göre Kalibaf, ABD'nin bölgede bir bataklığa saplandığını ve buradan kurtulmak için önlem alması gerektiğini savundu.
Geniş çaplı saldırı ve suikast tehditlerinin İran halkını kendi çıkarlarını savunmaktan vazgeçirmeyeceğini kaydeden Kalibaf, "Düşmana hayal edilemeyecek derecede karşılık vermeye hazırız" ifadelerini kullandı. Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de Alman ARD televizyonuna verdiği demeçte diplomatik sürece değindi. Tahran'ın müzakere masasını hiçbir zaman terk etmediğini söyleyen Bekayi, asıl sorunun Washington yönetiminin tek taraflı taleplerinde ısrar etmesi olduğunu dile getirdi.
Arka plan ve küresel mesajlar
ABD ile İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ablukası, askeri hareketlilik ve sonuçsuz kalan diplomatik girişimlerle birlikte son dönemde yeniden tırmanışa geçti. ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Cooper'ın Hürmüz Boğazı'ndaki uçuşları ve bölgedeki askeri tahkimat sürerken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da İran'ın genel seçimler döneminde saldırı düzenleyebileceği iddiasını gündeme getirdi.
Trump, Fox News yayınında sadece Orta Doğu değil, Avrupa ve Asya'daki gelişmelere dair de mesajlar verdi. Fransa'da hayat pahalılığına karşı yeniden alevlenen ve en az bin kişinin gözaltına alındığı protestoları değerlendiren Trump, olayların temel sebebinin ekonomi veya eğitim değil, göçmen politikaları ve sınır güvenliği olduğunu iddia etti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a daha önce sınırları kapatma tavsiyesinde bulunduğunu belirten Trump, kendi döneminde ABD sınırlarını tamamen kapatarak düzensiz göçmen geçişlerini sıfıra indirdiğini savundu.
ABD Başkanı ayrıca küresel teknoloji rekabetine değinerek Tayvan'ı hedef aldı. Tayvan'ın "yıkıcı fiyatlandırma" stratejisiyle çipleri çok düşük maliyetlerle piyasaya sürdüğünü belirten Trump, bu ülkeyi ABD'nin yarı iletken sektörünü "çalmakla" suçladı.
Neden önemli ve bundan sonra ne olacak?
Dünya petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet mücadelesi, küresel enerji piyasalarını ve tedarik zincirlerini doğrudan ilgilendiriyor. Trump, boğazdaki petrol akışının çatışma öncesi seviyelere döndüğünü savunsa da, iki ülke arasındaki askeri gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimali bölge güvenliği açısından en büyük risk faktörü olmayı sürdürüyor.
Önümüzdeki süreçte gözler, 3 Kasım'da ABD'de yapılacak Kongre ara seçimlerine ve İsrail'deki seçim takvimine çevrilmiş durumda. Diplomatik kaynaklar ve uluslararası gözlemciler, Washington ile Tahran arasında bir anlaşma sağlanamaması halinde, ABD ve İsrail'deki seçim süreçlerinin tamamlanmasının ardından İran'a yönelik yeni bir askeri harekat talimatı verilebileceği yönündeki beklentilerin arttığına dikkat çekiyor.$]




