Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye'de dört yıllık üniversite eğitiminin 180 kredi üzerinden yeniden kurgulanarak üç yılda tamamlanabilmesine yönelik yeni bir model üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Üniversitelerin yaklaşık bir yıldır bu sürece hazırlandığını belirten Özvar, yeni sistemle birlikte ders sayılarının azaltılacağını, müfredatın sadeleştirileceğini ve gençlerin iş hayatına daha erken yaşta atılmasının sağlanacağını bildirdi.
CNN Türk’te Hakan Çelik’in sunduğu programa katılan Özvar, Avrupa Yükseköğretim Alanı'nda lisans eğitiminin 180 ile 240 AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi) arasında değiştiğini ve ortalama üç yıl sürdüğünü hatırlattı. Türkiye'deki üniversite senatoları ve yönetim kurullarından programlarını bu doğrultuda gözden geçirmelerini istediklerini aktaran YÖK Başkanı, mezuniyet için gereken kredi sayısını belirleme yetkisinin YÖK'te olduğunu ancak süreci üniversiteler ve meslek kuruluşlarıyla mutabakat içinde yürüteceklerini ifade etti.
Mimarlık ve mühendislikte "3+2" formülü, ders sayısında yarı yarıya düşüş
Yeni model, lisans düzeyindeki ağır ders yükünün hafifletilmesine dayanıyor. Türkiye’deki üniversitelerde dört yıllık lisans döneminde ortalama 60 ders verildiğine işaret eden Özvar, Avrupa’da bu sayının 20 ila 25 arasında kaldığını vurguladı. Üniversite yönetimlerine müfredatı sadeleştirme çağrısı yapan Özvar, güncellenen ders içeriklerine yapay zeka okuryazarlığı ve dijital becerilerin dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Her bölümün üç yıllık standart eğitime aynı şekilde geçmesi ise öngörülmüyor. Özel yetkinlik ve teknik uzmanlık gerektiren mimarlık ile mühendislik gibi alanlarda, Avrupa'da uygulanan "3+2" (üç yıl lisans, iki yıl uzmanlaşma/yüksek lisans) modelinin devreye alınabileceği belirtiliyor. Üç yıllık lisans modeline geçişin birkaç yıllık bir takvime yayılacağını kaydeden Özvar, düzenlemenin hayata geçirilmesi için 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun yanı sıra ilgili diğer bazı kanunlarda da değişiklik yapılması gerektiğini açıkladı.
Değişikliğin arkasındaki gerekçe: İş hayatına başlama yaşı ve demografi
Eğitim süresinin kısaltılması hazırlığının temelinde, gençlerin iş gücüne katılım yaşının yükselmesi ve Türkiye'nin değişen demografik yapısı yer alıyor. Mevcut sistemde 4+4+4 modeliyle uygulanan 12 yıllık zorunlu eğitimin üzerine 4 yıllık üniversite eklendiğinde, bir gencin resmi eğitim kurumlarında geçirdiği süre 16 yılı buluyor.
Mezuniyet sonrasındaki staj, iş arama ve erkek öğrenciler için askerlik süreçleri de eklendiğinde çalışma hayatına başlama yaşının 26-27'ye kadar çıktığını belirten Özvar, bu tablonun demografik etkilerini şu sözlerle değerlendirdi:
"Nüfusumuz bir azalma eğilimi içinde. Doğurganlık oranları düştü, evlilik çağı ertelenmiş durumda. İster istemez Türkiye'nin nüfusu çok kritik. Dersler devam etsin ancak öğrencilerimiz uygulama ağırlıklı eğitimle hayatın içinde daha fazla yer alsın istiyoruz."
Diş hekimliği ve eczacılık öğrencilerine mühendislikte çift anadal
YÖK'ün yükseköğretimde planladığı bir diğer yapısal değişiklik ise sağlık ve mühendislik disiplinlerini birleştiren yeni çift anadal modeli oldu. Özvar, 2027-2028 akademik yılı itibarıyla diş hekimliği ve eczacılık fakültelerine yerleşen ve belirli başarı şartlarını sağlayan öğrencilere, bazı mühendislik programlarında doğrudan çift anadal yapma hakkı tanınacağını duyurdu.
Türkiye'de üniversite sınavında en yüksek puanı alan öğrencilerin tıp fakültelerine yöneldiğini, tıp fakültesini birkaç soruyla kaçıran binlerce başarılı öğrencinin ise diş hekimliği ve eczacılığı tercih ettiğini belirten Özvar, bu öğrencilere yeni bir beceri seti kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. Uygulama başladığında, her iki programı da başarıyla tamamlayan öğrenciler hem sağlık hem de mühendislik alanında iki ayrı diplomayla mezun olabilecek.
Hukuk kontenjanları yarıya indi, sırada tıp fakülteleri var
Üniversite eğitim süreleri ve müfredatın yanı sıra istihdam odaklı kontenjan daraltmaları da devam ediyor. Mezunlarının iş bulmakta zorlandığı veya öğrenciler tarafından tercih edilmeyen programların kontenjanlarının düşürüldüğünü belirten Özvar, yükseköğretimdeki son verileri ve planlamaları şöyle sıraladı:
- Hukuk fakülteleri: En belirgin kontenjan düşüşü hukukta yaşandı. Toplam kontenjan 16 bin seviyesinden yarı yarıya azaltılarak 8 bine çekildi; tercih için başarı sırası barajı ise 100 bin olarak uygulandı.
- Kontenjanı daralan diğer bölümler: Mimarlık, eczacılık, diş hekimliği, inşaat ve maden mühendisliği, iletişim ile tarih, edebiyat, sosyoloji, felsefe ve sanat tarihi bölümlerinde kontenjanlar azaltıldı.
- Tıp fakülteleri: Gelecek yıl tıp fakültesi kontenjanları da yeniden ele alınacak ve Sağlık Bakanlığı ile birlikte Türkiye'nin hekim ihtiyacı doğrultusunda yeni bir planlama yapılacak.
- Yeni açılan programlar: İstihdam olanağı düşük bölümler kapatılırken; yapay zeka, makine öğrenmesi, veri bilimi, siber güvenlik, robotik ile tarım ve sağlıkta dijitalleşme gibi alanlarda 160 üniversitede açılan toplam program sayısı 724'e ulaştı.




