Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa Birliği'nin (AB) yeni sanayi vizyonunda Türkiye'nin dışarıda bırakılamayacağını vurguladı. Eroldu, 12 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, küresel rekabette ayakta kalabilecek güçlü bir Avrupa otomotiv sanayisi inşa edilmek isteniyorsa Türkiye'nin mevcut değer zincirindeki stratejik konumunun korunması ve geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.
"Made in EU" Vizyonu Türkiye'yi Kapsamalı
Avrupa Birliği genelinde korumacı ticaret politikalarının ve yerel üretimi teşvik eden "Made in EU" anlayışının güç kazandığı bir dönemde konuşan OSD Başkanı Cengiz Eroldu, bu yaklaşımın sınırlarının doğru çizilmesi gerektiğine işaret etti. Türkiye'nin uzun yıllardır Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir bileşeni olduğunu belirten Eroldu, Brüksel'in sanayi planlarında Türkiye'yi hariç tutmasının her iki tarafın da rekabet gücüne zarar vereceğini kaydetti.
Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği ve köklü tedarik zinciri ilişkilerinin altını çizen Eroldu, kıta genelindeki dönüşüm sürecinin ortak yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. OSD Başkanı, Türk otomotiv sektörünün yüksek kalite standartları, esnek üretim kabiliyeti ve kalifiye iş gücüyle Avrupa pazarını doğrudan beslediğini ifade etti.
Küresel Rekabette Avrupa Değer Zincirinin Önemi
Küresel otomotiv pazarında özellikle Asya merkezli üreticilerin elektrikli araçlar ve batarya teknolojilerindeki yükselişi, Avrupa sanayisini yeni tedbirler almaya zorluyor. Eroldu, kıtanın rekabet gücünü koruyabilmesi için iş birliklerini daraltmak yerine genişletmesi gerektiğini savundu. OSD Başkanı açıklamasında şu değerlendirmede bulundu:
"Daha güçlü bir Avrupa otomotiv sanayisi kurulmak isteniyorsa Türkiye muhakkak bunun bir parçası olmalı."
Avrupa'nın sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda geçirdiği yeşil ve dijital dönüşümde, Türkiye'de faaliyet gösteren fabrikaların da eş zamanlı modernizasyon süreçlerinden geçtiği hatırlatıldı. Türk otomotiv sanayisinin Avrupa standartlarıyla tam uyumlu üretim yaptığına dikkat çeken sektör temsilcileri, entegrasyonun zayıflamasının maliyetleri artıracağı görüşünü paylaşıyor.
Yabancı Yatırımlarda Montaj Değil Teknoloji Önceliği
Türkiye'ye yönelik uluslararası sermaye ilgisine ve son dönemde artan Çinli otomotiv üreticilerinin yatırım planlarına da değinen Eroldu, sektörün doğrudan yabancı yatırıma karşı olmadığını belirtti. Ancak yatırımların niteliğinin Türkiye'nin sanayi hedefleriyle örtüşmesi gerektiğini vurgulayan Eroldu, temel beklentinin katma değer ve teknoloji transferi olduğunu açıkladı.
Türkiye'nin mevcut kurulu kapasitesinin ve üretim yetkinliğinin halihazırda üst seviyede olduğunu hatırlatan Eroldu, ülkenin sadece basit montaj süreçleriyle vakit kaybetmemesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralandı:
- Teknoloji odaklı yatırımlar: Ülkeye gelecek sermayenin Ar-Ge, yazılım ve batarya teknolojilerini barındırması,
- Yerel tedarik zincirinin korunması: Yatırımların yerli yan sanayiyi geliştirecek ve derinleştirecek mekanizmalar içermesi,
- Montaj sınırının aşılması: Sadece nihai araç montajı yerine kilit bileşenlerin Türkiye'de geliştirilip üretilmesi.
Eroldu, "Türkiye’nin yeni montaj fabrikalarına ihtiyacı yok. Türkiye’ye teknoloji getiren, yerel ekosisteme değer katan yatırımlara odaklanmalıyız" diyerek sektörün rotasını nitelikli sanayileşme olarak çizdi.
Türkiye Otomotiv Sektörünün Gelecek Perspektifi
Türkiye, yıllık 1,5 milyon adedi aşan üretim kapasitesi ve ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine gerçekleştirdiği ihracatla kıtanın önde gelen ticari araç ve binek otomobil tedarikçileri arasında yer alıyor. Elektrifikasyon, batarya yatırımları ve otonom sürüş sistemlerinin hızla yaygınlaştığı küresel pazarda, Türkiye'nin Avrupa ile kurduğu entegrasyon kritik önem taşımayı sürdürüyor.
Sektör temsilcileri, AB'nin karbon düzenlemeleri ve tedarik güvenliği stratejilerinde Türkiye'yi yakın coğrafyadaki en güvenilir üretim üssü olarak değerlendirmesinin, her iki tarafın da uzun vadeli ekonomik dayanıklılığı açısından belirleyici olacağını öngörüyor.
