Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan, Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da yer alan Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan saldırılarını ortak bir bildiriyle kınadı. Dört ülkenin dışişleri bakanlıkları tarafından 11 Ekim gecesi yayımlanan açıklamada, doğrudan sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan eylemlerin uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiği vurgulandı.
Dört Ülkenin Dışişleri Bakanlıklarından Ortak Kınama Bildirisi
R4 Grubu olarak adlandırılan Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlıkları, Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırının ardından ortak bir diplomatik metin yayımladı. Açıklamada, saldırının yalnızca Suudi Arabistan'ın egemenliğini değil, aynı zamanda sivil havacılık güvenliğini ve bölgesel istikrarı da doğrudan tehdit ettiği belirtildi.
Diplomatik kaynaklar tarafından paylaşılan ortak metinde, sivil can kayıplarına ve yaralanmalara yol açan eylemler en güçlü ifadelerle lanetlendi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alarak sivillerin ölümüne, yaralanmasına, ayrıca sivil altyapı ve tesislerin zarar görmesine yol açan terör saldırılarını şiddetle kınıyoruz."
Açıklamayı imzalayan dört ülke, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilerken, yaralılara acil şifalar temennisinde bulundu ve Suudi Arabistan halkı ile hükümetine tam dayanışma mesajı iletti.
Kral Halid Uluslararası Havalimanı Saldırısının Ayrıntıları
Başkent Riyad'ın ana uluslararası hava ulaşım merkezi olan Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırı, hem tesislerde yapısal hasara yol açtı hem de alanda bulunan siviller arasında can kaybı ve yaralanmalarla sonuçlandı. Yetkililer, uluslararası sivil havacılığın en yoğun noktalarından birinin hedef seçilmesinin uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğuna dikkat çekti.
Ortak bildiride öne çıkan temel unsurlar şu şekilde sıralandı:
- Sivillerin ve sivil altyapı tesislerinin kasıtlı olarak hedef alınmasının kabul edilemez olduğu belirtildi.
- Uluslararası sivil havacılık koridorlarının güvenliğinin korunması gerektiği vurgulandı.
- Bölgesel güvenliği ve istikrarı baltalayan her türlü saldırıya karşı ortak duruş yinelendi.
- Saldırıların bölgedeki barış ve diplomatik çözüm arayışlarına darbe vurduğu kaydedildi.
R4 Grubu Diplomasisi ve Bölgesel Güvenlik Dayanışması
Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın imzasını taşıyan bu ortak adım, dört ülkenin Ortadoğu'daki güvenlik krizleri karşısında sergilediği koordineli diplomatik refleksi yansıtıyor. Bölgenin önde gelen aktörleri, kritik sivil altyapılara yönelen tehditler karşısında ortak güvenlik algısının önemine işaret etti.
Ankara, Kahire ve İslamabad yönetimleri, Suudi Arabistan'ın kendi toprak bütünlüğünü, vatandaşlarını ve sınırları içindeki yabancı ülke vatandaşlarını korumak amacıyla alacağı meşru müdafaa ve güvenlik tedbirlerine destek verdiklerini bildirdi. Ortak metinde, benzer saldırıların yinelenmesinin tüm bölgede gerilimi tırmandıracağı uyarısında bulunuldu.
Yemen Krizinin Sınır Ötesi Yansımaları ve Olası Etkiler
Husilerin Suudi Arabistan'ın iç kesimlerindeki stratejik ve sivil noktalara yönelik saldırıları, Yemen'de uzun süredir devam eden çatışmaların sınır ötesi risklerini yeniden gündeme taşıdı. Riyad yönetiminin havalimanı ve enerji altyapılarını hedef alan eylemler, Körfez bölgesindeki ticaret yolları ve hava trafiği üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor.
Yayımlanan kınama bildirisiyle birlikte uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Yemen kaynaklı sınır ötesi saldırıları durdurmaya yönelik diplomatik ve yaptırım baskısını artırması bekleniyor. Dört ülkenin ortak tutumunun, Körfez ve çevre coğrafyada istikrarı güçlendirmeye dönük yeni diplomatik girişimlerin önünü açabileceği değerlendiriliyor.


